Üniversitelerin hedefi olmaz aslında.
    Hedef, anlam ve içerik bakımından üniversite kavramının çok gerisindedir bana göre.
    Bir üniversitenin kendi başlı başına bir hedeftir aslında.
    Üniversiteler lokomotiftir.
    Hedef, gaye, amaç gibi kavramlar içi boş kalır bir üniversite için.
    Üniversite olmak hedeflerin, amaçların, fikirlerin temelinde yükselen yapılar demek.
    O yapılar yükselirken aslında hedefler geride kalır. Atılan her adım geride bir hedef bırakır.
    İşte bu yüzden Bozok Üniversitesi’nin bir hedeften öte bir üniversite olduğunu hatırlamakta yarar var.
    Rektörlük seçimi bir hedef olabilir ama rektör olunduktan sonra hedefler biter, üniversite başlar.
    Yaşam biter, hava, su biter üniversite başlar.
    Kavga, gürültü, kısır çekişme, kimlik arayışı, saflaşma biter üniversite başlar.
    Çünkü orası üniversitedir.
    Orası icabında bir ibadethane, icabında halkın ta kendisidir.
    Kilometrelerce ötede farklı kıtalarla kardeş, ama kendi içinde yabancılaşmayandır.
    Bozok Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Nevzat Külcü’nün, adaylık bildirgesini okudukça hedeflerin, aslında üniversite kavramının çok gerisinde olduğunu çok daha iyi gördüm.
    Bana göre kutsal bir mekan üniversite.
    Böyle bir kutsal bir mekanın, kutsal makamına oturmak isteyenlerin düşüncelerini de kutsal sayıyorum.
    Niyetlerini halisane görüyorum.
    İşte bu yüzden Sayın Nevzat Külcü’nün projeleri üzerine mercek tutmak istedim.
    Farklı bir üniversite profili çiziyor Sayın Külcü.
    Rektör olsam ne yaparımları var Külcü’nün. Ne diyor orada;
    - Düşünce ve ifade özgürlüğüne saygılı,
    - Kişisel beklentileri bir kenara bırakarak, bizim üniversitemizdir; ben de taş üstüne taş koymak istiyorum diyen herkesle çalışmak isterim,
    - Kurulları yalnızca yöneticinin istediği kararları onaylayan değil, kararların oluşmasına ve belirlenmesine etkin olarak katkı yapmalarını ister ve kendim için de bu kararları bağlayıcı sayardım.
    - Üniversiteyi, fakülte, yüksek okul ve meslek yüksek okulu ayrımı yapmaksızın bütün olarak geliştirirdim.
    Bunun gibi maddeleri ardı ardına sıralamak mümkün.
    Yurt dışında iyi bir üniversitede olmasına rağmen Yozgat’a, memleketine olan sevgisi, hizmet etme aşkı ile kalkmış gelmiş…
    Öngörüleri, fikirleri, her şeyden önemlisi niyeti halis bir bilim adamı.
    Yozgat’a da sevdalı.
    Yozgat’tan kopmamış, hala kökleri burada, dili burada, bakış açısı burada, duyguları, fikirleri burada.
    ‘Benim üniversitem’ diyor…
    Aslına bakarsanız Nevzat Külcü ismi üzerine konuşacak çok şey var.
    Bu gün Sayın Külcü’yü anlatmaya zaman ve mekan yetmez. Ben projelerinin bir çoğunu kendisinden dinledim.
    Geleceği olan bir üniversite için aday olduğunu çok iyi biliyorum.
    Üniversitede gördüğü eksikleri siyasi malzeme olarak görmekten öte çözüm üretmiş. Ben yapmazsam siz yapabilirsiniz diye bilecek kadar da cesaretli.
    Ne diyebilirim ki, niyet halisane, bir ışığı var, Yozgatlı.
    Daha ne isteyebilirim ki…
ASMALI BÖYLE ADAMLARI
    Çayıralan’ın Yahyasaray Köyü’nde vukuu bulan olayla ilgili fazla detaya inmek istemiyorum.
    Sadece şunu söylemek istiyorum.
    Cinsel istismar, tecavüz, çocuk öldürme, vatana ihanet gibi suçlar artık idam sınıfına girsin.
    Allah rızası için asın böyle adamları.
    Kesin nefeslerini.
    Ey Ak Parti, muhalefet partileri…
    Bu sözüm hepinize.
    Asın bu soysuzları…
    İnsanlar çocuklarını bayramda komşusuna gönderemeyecek mi?
    İnsanlar bayram şekerinin tadını zehir olarak mı alacak?
    Asın böyle soysuzları, kesilsin nefesleri.
    Yoksa bu işin sonu gelmeyecek…
    Düşünüyorum bulamıyorum bir hal çaresini, minik bedenlere yakıştıramıyorum bir şerefsizin yüzünden ölüme yürümelerini.
SİYASET RÜZGARI
5 DAKİKALIK MÜLAKAT
Kimine 5 dakika, kimine 6 dakika.
    Ama fazlası yok…
    Ak Parti’de mülakat dönemi bitti. 31 milletvekili aday adayı oluşturulan komisyonların karşısına çıktılar.
    Yozgat’ın aday adaylarına 5’er dakikadan 150-200 dakikalık bir zaman dilimi ayırdılar.
    Kimine projesini sordular,
    Kimine nereden aldın bu kadar oyu dediler. Kimi proje anlattı, kimi sustu.
    Ama sonuçta genel merkez tarafından dinlendiler.
    Ne kadar etkili olur, etkisi milletvekili adaylığı için yeter mi, işte orasını kimseler bilmiyor.
    Ama şu çok iyi biliniyor ki, o mülakata girip de pişman olan da oldu, umut dolanda.
    31 milletvekili adayından hangisi hangi sınıfa giriyor tek tek söylemeyim. Liste ortada, ben söylemeyim siz tahmin edin.
    5 dakikalık mülakat kime ne getirdi, kime kaybettirdi?
    Var mı bir tahmininiz…
SİYASETİ DOLMUŞA TAŞIMALI
Neden mi?
    Dolmuşta seyahat edenler bir birini siyasetçilerden çok daha iyi tanıyorlar. Seda ile benim Esentepe’den Yozgat’a seyahatimiz aynı güzergahta oturduğumuz müddetçe devam edecek sanırım.
    Son zamanlarda fazlaca dolmuşa binmedik ama… Sanırım dolmuş seyahatimizin sessiz tanıdıklarından bir tanesi geçenlerde bizim Seda’yla yolda karşılaşmış.
    ‘Kızım nerelerdesin, görünmüyorsun medeni halinde bir değişiklik mi oldu yoksa...’ diye sormuş.
    İyi ama sen kimsin amca, Dolmuştan arkadaşın (!)
    Biz Yozgatlılar bir birimizin yüzüne yabancı değiliz. Dolmuş gibi dar mekanlarda biraz daha tanıdık oluyor sanırım simalar.
    Siyasetçinin kendini, ya da makam sahibi olduğu zaman en yakınını tanımakta zorluk çektiğini düşününce, siyaseti dolmuşa taşımalı diye düşündüm.
    Medeni halimiz değişir mi bilmem ama siyaseti dolmuşa sığdırmayı denemeliyiz.
    Aksi halde tanınmaz olacağız maazallah…