Hayretimi bağışlayın lütfen.
    Dikkat çekmek, binde bir, ayda yılda bir, bayramdan bayrama misali gerçekleşen bir olayı anlatırken ‘hayret’ sözcüğünü kullanmam gerekiyordu.
    Yozgat’ın ekonomik ve sosyal gelişiminin temelinde yatan birinci etken “Eğitim” ise ikinciye STK, yani Sivil Toplum Kuruluşları gelir.
    Ki, STK’nın hareketi, etkisi, yetkisi vatandaş, toplum refleksi ile doğrudan ilişkilidir.
    Toplum hücreleri ne kadar canlı olarsa STK’lar da o derece etkili ve işe yarar olur!
    Dün Cumhuriyet Meydanı’ndan iki otobüs dolusu insan TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı hayırlı olsun dileklerini sunmak için Ramazan demediler, oruç demediler Ankara yollarına düştüler.
    Çoğunluğu Yozgat’taki STK temsilcisi ve yönetim kurulundan oluşan bu insanların yapacağı ziyaret kentin geleceği adına her açıdan önem arz ediyor.
    Konuyu açmadan önce şu gerçeği belirtmek istiyorum.
    Yozgat’ın başlıca sorunlarının arasında işsizlik ve göçün yanında Sivil Toplum Kuruluşları da gelir aslında.
    Etkisiz, yetkisiz STK’lar.
    Yozgat’ta bir kaçı dışında (Onlarda yüzde 10 kapasitede) kentin, insanların gelişimine ışık tutacak faaliyeti olan STK görmek zor.
    Bir toplumun sivil yapılanması, çoğunluğun sesi, etki mekanizması olması gereken bu kurumlar ne gariptir ki etki yerine giderek tepkisizleşmeye başladı.
    Derken tepkisiz STK, tepkisiz toplum doğurmaya başladı.
    Yozgat adına hayati önem taşıyan, kentin gelişimine ışık tutması gereken STK’ların neden etki mekanizmasını yitirdiğini bu gün saymaya kalsak geçmişe dair o kadar çok şey çıkar ki ortaya.
    Biz bu günkü sohbetimizde geçmişle uğraşmak yerine burada bir soru işareti bırakalım, o bölümün değerlendirmesini konunun muhatapları yapsın isterseniz.
    Gelelim Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayan TBMM yolculuğuna.
    Yozgat’taki STK’lar öyle her zaman bir araya gelmezler.
    Üçü gelse, onu gelmez…
    Ama bu kez Ankara ziyareti öncesi çoğunluk sağlanmışa benziyordu.
    Bu da fazlasıyla dikkat çekilmesi, üzerinde konuşulması gereken bir durum.
    Cemil Çiçek ve Bekir Bozdağ’ın Ankara’da Yozgatlı STK grubu tarafından ziyaret edilmesi, onlar için de moral kaynağı olacak, Yozgat’a dair planlarına ciddi manada tesir edecektir.
    STK’ların bir araya gelmesi ile gerçekleşen bu anlamlı ziyareti kim düşünmüş ve organize etmişse ise doğru düşünmüş.
    Bu sayede STK’lar ender rastlanan birlikteliği gerçekleştirirken,
    Diğer yandan Ankara’ya ahdevefa görüntüsü eşliğinde “Biz buradayız” mesajı vermiş olacaklar.
    STK’ların etkinliği her zaman siyasiler ve bürokrasi üzerinde baskın, lokomotifi ateşleyici unsurdur.
    STK’ların kararlı duruşu TBMM Başkanı sıfatı ile Cemil Çiçek’i, -ki yıllardır Yozgat’ın projelerle gelmediğini söyler durur-
    Başbakan Yardımcısı makamında Bekir Bozdağ’ı etkileyecek, bununla kalmayıp Yozgat’la ilgili konularda, plan ve programlarda iki kez düşünmelerini sağlayacaktır.
    Tüm bunların yanında Yozgat’ın, yani toplumun temsilcisi STK’ların ahdevefası ile Ankara’daki siyasi temsilcilerimiz mutlu olacak, moral bulacaklar.
    Arkalarındakilerin Yozgat’taki sivil otoriteyi hissetmeleri demek Sayın Çiçek ve Bozdağ’ın başbakana karşı elini her zaman güçlü tutacaktır.
    Ben Ankara ziyareti ile ortaya çıkan birlikteliğin dönüş yolunda hiç bozulmadan,
    Bir daha ki sefere yeni bir organizasyon, yeni bir fikir, Yozgat ortak paydasında bir araya gelme planları yapmalarını umut ediyor, bekliyorum.
    Zira böyle bir durum söz konusu olmazsa kim bilir STK’lar bir daha ne zaman bir araya gelir, Aynı masada yemek yeme imkanını ne zaman bulur?
    Hayret STK’lar bir arada derken, STK temsilcilerinin dikkatini çekmek, bu konuda söyleyecekleri, ifade edecekleri, dile getirecekleri ne varsa duyurma adına temsilci olacağımı bilmelerini belirtmek istiyorum.
    Protokol ağırlama programları yerine samimi ortamlarda bir araya gelinse ortaya öyle hayırlı işler çıkar ki…
    Öncelikli olan birliktelik, ben duygusunu bir kenara bırakmış birliktelik…
    Biz diyebilen STK’lara mesajım olsun;
    Yozgat’ın bu halinden herkes kadar siz de sorumlusunuz.
    Eğer vebal namına azıcık kaygınız varsa bu vebali omuzlarınızda layıkıyla taşıma adına bir araya gelip geleceğimizi kurtarma planları yaparsınız.

STK’da başkan olmak, temsil etmek, makam sahibi olmaksa asıl olan zaten sözlerim beyhude bunu da peşinen söyleyeyim…
YOZGAT RÜZGARI
Çömlek Hesabı
Ramazan dairi fıkralarla gülümseyerek güne başlayalım istedim.
    O yüzden Nasrettin Hoca’yı seçtim…
    Ben güldüm, sizin de güleceğinizden eminim
* * *
    Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur çömleğin içine Hoca'nın yaramaz oğlu, muziplik olsun diye.
    Bir zaman sonra arkadaşları: "Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca'ya. Hoca'da: "Şimdi eve gider öğrenirim. Biraz sabredin." der ve evinin yolunu tutar.
    Çömleği boşaltır; bir sayar, iki sayar... Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca. "Arkadaşlar, bugün, Ramazan'ın kırk beşi" der.
    Hoca'nın bu cevabına gülüşürler arkadaşları. Aralarından biri:
    "Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan'ın kırk beşi olur mu?" diye itiraz eder.
    Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle: "Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın yüz yirmi beşi!"der.