Boğazlıyan ilçesinde gerçekleştirilen DSİ ile ilgili açılış ve temel atma törenlerinde iktidar partisi mensupları tarafından yapılan konuşmanın bir bölümünde ''Yozgat'ta artık; Su akar Yozgatlı bakar sözü tarihe karışacak'' denilmişti. Yozgat'ta boşa akan suların baraj ve göletlerde toplanıp, tarımın hizmetine sunulacağı vurgu yapılarak, suyun önemi anlatılmıştı.
Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan 2014-2018 yıllarını kapsayan rapor ile birlikte Türkiye Jeotermal Derneği tarafından gerçekleştirilen çalışmanın sonuçlarına ilişkin verileri okuyunca aklıma geldi. Yozgat'ta yeraltında bulunan ve yüzde 50'si yerüstüne çıkartılan jeotermal kaynaklara yönelik hazırlanan projeler. Araştırdık, inceledik, hangilerinin hayata geçirildiğine göz gezdirdik. Sorgun ilçesi dışında hepsinin sonucu tam bir fiyasko...
Yozgat'ta mevcut jeotermal kaynakların özel sektör tarafından değerlendirilmesi isteniyor. Yatırımcıların teşvik edilip, yatırım yapmaları halinde gerekli kolaylıkların sağlandığı belirtilip, buna rağmen yatırımcıların Yozgat'a gelmediğinden dem vuruluyor.  Ama ne yazzık ki, bir Allah'ın kulu çıkıp da, ''Kardeşim onca imkan sunulmasına karşın yatırımcılar yatırım için neden Yozgat'ı tercih etmiyorlar?'' sorusunu yöneltip, araştırma ihtiyacı duymuyor. ''Daha ne yapalım, zorla mı getireceğiz!'' mazeretine sığınıyorlar.
Elbette kimseyi zorla getiremezsin, getirmiş olsan bile burada fazla tutamazsın. Ancak, yatırımcının Yozgat'a gelebilmemesinin tek nedeni olarak havaalanının yokluğunu ortaya koymaya kalkışırsanız, o zaman bir arpa boyu yol alma şansınızda kalmaz, kalmıyor da...
Yatırımcı öncelikle güven ortamı istiyor. Kendilerine sahip çıkılmasını, yapılan yatırımlar esnasında karşılaşılan sorunların çözümlenmesini istiyor, bekliyor. Bunun sağlanmadığını gören yatırımcı, yatırım yapmasına rağmen belirli bir süre sonra yatırımını söküp, götürüyor, umduğunu bulamıyor.
Sorun sanıldığı gibi, ulaşımla sınırlı değil. Sorun güven meselesidir.
Organize Sanayi Bölgesi'nde yatırımı bulunan işletmelerin beklentileri var, sorunları var. Bu beklentilerini farklı ortamlarda dile getirmelerine karşın, bugüne kadar çözüme kavuşturulmuş tek bir sorun veya talep yok. Hal böyle olunca da yatırımcı yatırımını söküp, götürebilmek için fırsat kolluyor. Fırsatını bulan yatırımcı  da çekip gidiyor. Fırsatını bulup giden yatırımcı, gelmek isteyenlere de örnek teşkil ediyor.
Yozgat'ın sorunu ''Takipsizlik, nemelazımcılık, sahipsizlik'' olarak adlandırabiliriz. Yozgat'taki mevcut kaynaklarla ilgili araştırmalar incelemeler yapıldı. Bazı çalışmalar başlatıldı ama bu ilin yönetiminde bulunan isimler değiştiği gün, yapılan hazırlıklar, hazırlanan projeler rafa kaldırıldı, kimse de ''Nerede?'' diye sorma ihtiyacını duymadı, unutuldu.
Saraykent ilçesinde ''Seracılık Organize İhtisas Bölgesi'' kurulması planlanmıştı. Proje hazırlandı, yer tespiti yapıldı. Sonrasında, bakanlıktan onay çıkartılması için proje gönderildi. Takibi yapılmadı, projeyi gündeme taşıyan Vali bey başka bir ile atandı, Yozgat'tan ayrıldı.
Sadece bir işimiz değil ki, bütün işlerimiz aynı düzeyde. Başlanıyor, devamı getirilmiyor. Başlanırken övmekten kendilerini alamayanlar, sonra unutuyor, projenin akıbetini bile gündeme taşıma ihtiyacı duymuyor.