Hilal Hanım:
- Sonra ne oldu?
- Beyim çok sinirlendi...
Ayşe gözyaşlarını tutamayarak...
- Önce iyice dövdü... sonra...
- Sonra ellerini bağlayarak banyo küvetinin içine attı.
Dursun Bey:
- Ne zaman oldu?
Recep efendi :
- İki üç saat oldu...
Hilal Hanım :
- Yani üç saattir küçük Ali, banyoda demek...Sizde hiç insaf yok mu?
Hilal hanım ve Dursun Bey yerlerinden fırlayarak banyoya koştular.
Hilal Hanım :- Bir de üstelik küçük, minicik yavrunun üzerine kapıyı kilitlemişsiniz... Bu olacak iş değil... Yazıklar olsun size...
Hilal hanım, Recep efendiye dönerek...
- Sonra hanımına baskı yapa yapa bu duruma düşürdün...Çocuğunun bu hali karşısında korkudan hissiz kalacak kadar...Sen ne biçim adamsın be!...
Dursun Bey hanımına eliyle dokunarak sessizce :
- Fazla ileri gittin... Ağır konuşma... Zaten adamların başı dertte...
Banyo kapısı açıldığın da küçük Ali banyo küveti içerisinde uyuyordu. Ayşe fırladı ve çocuğunu bağrına bastı... Elleri mosmor olmuştu... Uyanan Ali'nin ellerini misafirleriyle çözdüler... Ama morluk dakikalar geçmesine rağmen kaybolmamıştı...
Dursun Bey :
- Çocuğu acele hastaneye götürmemiz lazım... Kangren olabilir...
Ayşe ve Recep efendi komşularının bu sözleri karşısında donup kalmışlardı.
Hepsi iki araçla hastaneye gittiler.
Acil serviste bütün müdahalelere rağmen, küçük Ali'nin iki eli birden kesilmişti. Hastane çalışanları dahi olay karşısında gözyaşlarını tutamamışlardı.
Küçük Ali, artık bundan sonra oyuncaklarını iki eliyle tutarak oynayamayacaktı...Annesinin ve babasının ellerinden tutamayacaktı...Çok sevdiği Afyon'daki dedesine resim yapıp gönderemeyecekti... Asker dahi olamayacak...
Mektup dahi yazamayacaktı... Ve en önemlisi koltukları bir daha parçalayamayacaktı...
Ya annesi ve babası küçük Ali'nin yeni dünyasında eskisi gibi olabilecekler miydi? Babası bir daha bağlıyacak bir el bulamayacak... Onun elleriyle verilecek bir bardak sudan dahi her ikisi mahrum kalacaklardı...
Aradan üç gün geçmişti. Küçük Ali, akşam üstü yavaş yavaş babasına yaklaştı. Babası başını kaldırarak, oğlunun, hüzünlü haliyle bir şeyler söylemek istediğini fark etti.
- Babacığım bundan sonra yaramazlık yapmayacağım. Size söz veriyorum.Bir daha bıçaklara da dokunmayacağım. Uyuduğum zaman, siz evde olmazsanız bile yatağımdan aşağıya inmeyeceğim...Ne olur babacığım doktor amcalara söyle de benim ellerimi geri taksınlar...Ne olur babacığım bana ellerimi geri versinler!...
Recep efendi, bu sözler karşısında dayanamadı...Çocuğuna iyice sarıldı...
Kokladı...Bu son olacak diyordu...Bir naylon torba içerisine bir şeyler koydu...Hanımına baktı...Küçük Ali babasının arkasında idi... Bir ara göz göze geldiler...Sonra kapıyı dışarıdan kapayarak aşağıya indi. Arabasıyla evin önünden uzaklaştı.
Ayşe ve küçük Recep pencereden onun gidişini gözlediler... Evlerinin önündeki ışıksız caddede gözden kayboluncaya kadar...
Hanımına "Allahaısmarladık ..." bile dememişti. Uzun süre kocasından haber alamayan Ayşe, gece yarısı Emniyet Müdürlüğü'ne gitti.
Evden çıktıktan sonra bir daha eve dönmediğini bildirerek, kocasının bulunmasını istedi...
Eve geldikleri zaman Ayşe kocasının koltuk üzerine bıraktığı gömleğini kokladı. Kendi kendine: "Recep... her şeye rağmen ben seni seviyorum... Seni bu hale getirenler utansın..." dedi.
Annesinin ağladığını gören küçük Ali :
"Anneciğim babam bir daha eve dönmeyecek mi? Yoksa benim ellerimi istemek için doktor amcaların yanlarına mı gitti? Ne olursun anneciğim babama söyle de doktor amcalar ellerimi geri taksınlar... Ben oyuncaklarımla oynayamıyorum."
Ayşe çocuğunun bu sözleri karşısında gözyaşlarını tutamadı. Kucağındaki yavrusuyla koltuk üzerinde uyuyakalmıştı.
Ertesi günü, sabahleyin iki polis memuru evlerine geldi. Kocasının bir ağaca bağladığı iple, kendisini asarak intihar ettiğini, kimlik kartını da üzerinde bulduklarını kaydettiler...
Ellerini kaybeden çocuğu için gözyaşı döken bir ananın henüz gurbetteki çilesi bitmemişti... Gözyaşları kurumadan karşılaştığı diğer bir olay, onu başka bir dünyada yapayalnız bırakmıştı...
Kocasının işyerinde gördüğü baskıların izleri üzerinde hayatını küçük Ali"yle sürdürecekti...Yüreğine çivilenmiş acılara rağmen.