Dün Çalışan Gazeteciler Günü idi.
Çalışan gazeteciler günü, 1961 Anayasasında gazeteciler lehine yer alan hükümlerden sonra "Çalışan Gazeteciler Bayramı" olarak kabul edilen fakat 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra bu hakların bir kısmının geri alınması üzerine " 10 Ocak Çalışan gazeteciler günü" olarak kutlanmaya başlamıştır.
Bu kısa bilginin ardından dün Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Yozgat Valisi Necati Şentürk yemekli bir toplantı organize ederek, İl genelinde bulunan tüm gazetecileri davet etti.
Sayın Valimiz öğle yemeğinde meslektaşlarımızla –yemekte çalışan gazetecilerin azınlıkta, gazete patronlarının çoğunlukta olması gözlerden kaçmadı tabii ki- bir araya gelip, Yozgat’ta basın camiasında yaşanılan sıkıntıların konuşulması, çözüm önerilerinin sunulması gibi konuların konuşulmasını bekliyordum ama toplantının sadece yemekten ibaret olduğunu duyunca ‘çalışan gazeteciler adına’ çok üzüldüm…
Gariptir bu günümüzde Sayın Valimiz Şentürk “hepinizi kucaklıyorum” diyerek protokoldeki yerini alıp, hazırun ile el sıkışmaktan kaçınmış, - galiba grip salgının var ondan dolayı- Merhaba Gazetesi Sahibi Ahmet Büyüksoy'un yaptığı “yemek duası” ile yemeğin ‘start’ı verilmişti. İl Koordinasyon Toplantısı’nın yaklaşmasından dolayı yemeğin çok kısa sürdüğünü ve Valimiz Sayın Necati Şentürk’ün toplantıya katılmak için salondan ayrıldığını duydum.
Gazetecilerle bir araya gelip, hiçbir konu konuşulmadan, soru sorulmadan toplantının sona ermesi, gazeteciye değer verilmediğini göstermektedir. Üzüldüm gerçekten…
Ne yazık ki “karnı doyan kalksın” demeye getirilmiştir…
İlçelerden yemeğe katılmak için gelen gazete patronları ve çalışanları ise henüz çorbalarını yudumlarken yemeğin sona ermesi ise akıllarda kalıcı bir olay olarak zihinlere kazındı…
Şöyle ki Sayın Valimiz bizi günümüzde yalnız bırakmıştır…
Bana soracak olursanız Yozgat basının sahipsizliği bu olayda kanıtlanmıştır.
Oysa o toplantı o kadar sıkışıklığa getirmemeliydi.
Daha geniş bir zamanda bugün şart değil başka bir gün bir araya gelinerek Yozgat’ın yalnız ve sahipsiz gazetecileri ile bir araya gelinmeli ve sorunlara parmak basılmalıydı.
Koordine eksikliği var evet.
Gazeteciler nasıl her olayı kaleme alıyor, nasıl tenkit ediyor, nasıl hoşnutluğu, sevinci, üzüntüyü ve kederi dile getiriyor tarafsızca kaleme alıyorsa, sütun sütun, boy boy, ‘gece’ demeden, ‘gündüz’ demeden çalıyorsa Yozgat için, ilin Valisinden de bir tebessümü hak ediyordur umarım. Hal, hatır sorulmasını bekliyordur.
Mesele yemek değil gazetecilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi, basın özgürlüğünü ‘kısıtlayan engellerin’ ortadan kaldırılması ve basın çalışanlarının haklarının AB standartlarına kavuşturulmasının her yönden ilimize güç katacağını düşünüyorum oysa.
Bunu her meslektaşım böyle düşünüyordur eminim.
Gazetecilik zor zanaat gerçekten..
Kimse bu mesleği bir silah olarak kullanmamıştır bugüne dek.
Zaten o düşünceyi barındıranlar birer birer çürük elma misali dökülmüştür zaman içerisinde.
Dökülmüştür dökülmesine lakin kalıcı izler bırakmıştır bu davranışları..
Konuyu dağıtmadan tüm Çalışan Gazeteci arkadaşlarımın, ağabeylerimin gününü canı-ı gönülden kutluyorum!
Biz bu vatanın evlatlarıyız şekillerimiz, giysilerimiz, şapkalarımız, fotoğraf makinelerimiz, sütunlarımız farklı olabilir ama sonuç olarak hepimiz Yozgat için çalışıyoruz.
Sayın valimiz Necati Şentürk’ten Yozgat basınını bir araya toplayıp sıkıntı ve beklentilerin ana konular olduğu bir toplantı yapıp bizleri dinlemesini ve sorunlara çözüm sunmasını bekliyorum. Saygı ve sevgilerle…