Çoğu zaman kıymeti bilinmeyen nimetlerden biriside gençliktir.
    Gençliktir bir fırsattır, bir rüzgâr gibi, akan bir su gibi, bir mevsim gibi gelip geçerde farkına bile varılmaz.
    Sevgili peygamberimiz, insan hayatında sıhhat güç ve kuvvet dönemi olan gençliğimizi, sıhhatimizi ve boş zamanlarımızı değerlendirme konusunda bütün Müslümanların ısrarla uyarmıştır.
    İnsan hayatında gençlik dönemi, en verimli bir çağdır. Bu çağ geçtikten sonra ne kadar çok istenmişte olsa, bir daha geri getirilemez.
    Yaşlıların hemen hepsi gençliklerini iyi değerlendiremediklerinden şikâyet ederler. Bu sebepsiz değildir. Zira ihtiyarlıkta insanı ağlatacak acı akıbetlerin hemen hepsi, gençlik suiistimallerin, gençlik taşkınlıklarının neticesidir.
    O halde, gençlik yüce Allahın insana ihsan ettiği en büyük bir nimet ve hem de insanın aklını başından uzaklaştıran, hislerin, heveslerin ve şehvetlerin atına bindirmek suretiyle onu dolu dizgin koşturan, sonunda insanı sapıklığın bataklığında boğan, mutsuzluğa ve pişmanlığa mahkum eden bir külfettir. İnsanın başına gelen bütün musibetlerin, felaketlerin, başarısızlıkların temelinde gençlik hisleri ve heveslerin vardır
    Bilhassa günümüz gençleri, kötü telkin ve tesirlerle galeyana getirilen hislerin heveslelerin ve şehvetlerin kurbanı edilmek istenmektedir.
    Bu, günümüz gençlerinin maruz bulunduğu en büyük fitne ve tehlikedir. Bu sebeple; bilhassa günümüz gençleri çok daha dikkatli olmak, hislerinden ve heveslerden dikkatli olmak, hislerden ve heveslerden uzak, disiplinli, manevi duygulara doymuş bir geleceğe doğru kendilerini hazırlamak zorundadır.
    Gençlerimiz kendilerini ciddi ve faydalı meşguliyetlere yönlendirmelidirler. Süfli arzular ve hevesler yerine, manevi zevklerden tatmin aramalıdırlar. Bu takdirdedir ki, elemsiz bir lezzete, kedersiz bir sevince ve sürekli bir mutluluğa kavuşabileceklerdir.
    Aksi takdirde; gençlerimiz, ruhlarında keder bırakan, maddi ve manevi musibetlerin, felaketlerin kıskacından kendilerini kurtaramayacaktırlar. Böyle gençlerin, taşkınlıklarıyla varacakları son haneler, taşkınlıklarıyla varacakları son haneler, hastaneler, hapisler ve meyhaneler olacaktır.
    Müslüman genci, maddi ve manevi istikbalini düşünmeli, yarınını göz önüne alıp hislerini ve hevesleri ile değil, aklıyla hareket etmelidir. Sadece dünya istikbaline değil, kabrin ötesinde başlayacak ebedi istikbali de hayatının her anıda düşünmelidir. Zamanını ve sağlığını en iyi şekilde kullanmalı, dinine, vatanına, milletine, ailesine ve kendisine faydalı olmayı bilmelidir.
   
Sevgili peygamberimiz kuvvetli kişiyi;”Galeyan halindeki hissine hâkim olabilen kişi.”
    Gençlerimizin hayatında manevi tehlikelerin ala bildiğine çoğaldığı günümüzde Müslüman genci, bileğiyle veya kas gücüyle başkalarına önder olabilendir.
    Böyle bir genç, mükemmel bir insan, iyi ve mesut bir Müslümandır.
    Bu haftaki yazınızı böyle bir Müslüman Yüce Allah’a yalvarışını ifade eden bir ayeti kerime meali ile sona erdiriyoruz.
    “Rabbimiz! Bize dünyada da, ahirette de iyiyi ver, bizi cehennem azabından koru.”
    Amin!