Tövbe haşa elimizde gayipten gelen bir güç yok.
Yine bir tövbe, kendimizi ilah sanmıyoruz.
Ama şu gerçeği söylemek istiyorum ki “gazetecilik kutsal bir meslek”.
Bunu ne zaman anladım biliyor musunuz, 5-6 yıl önce. Meslekteki 11 yıla bakınca çok da geç kalmamışım bunu anlamak için.Gazeteciliğin kutsallığını anladığım vakit mesleğime daha çok sarıldım.
Bu mesleğin kutsallığını bana anlatan olaya kısaca değinelim.
Bir imam düşünün…
Camisi tıka basa dolu olsun. Cemaat kapılara kadar taşsın.
Ne kadar anlatırsa anlatsın o kabalık dışında fazla bir topluluğa hitap edemez.
Dinleyici cemaat arasında, imam efendiden duyduklarını yakınlarına, eş ve dostlarına aktaranlar pekala olabilir.
Ama bunu herkes yapmaz.
Bir doktor düşünün. Her günün 100 hasta muayene etsin.
Hastalığı ne kadar çok insana anlatırsa anlatsın belli bir sayının ötesine gidemez.
Ya da bir milletvekili düşünün.
Hayal bu kimi düşünmek isterseniz serbest. İstediği kadar mitingler düzenlesin, toplantılar, anketler, kamuoyu araştırmaları yapsın.
Ancak dağıttığı broşürler, mitingine katılan insanlar kadardır fikirlere olan etkisi.
Makamınız, mevkiiniz, konumuz ne olursa olsun insanlara ulaşma konusunda mutlaka bir yanı eksik kalır.
Peki bu işi bir gazeteci yaparsa.
Topluma sağlıkla ilgili bilgiler aktarmak isterse,
Ya da milletvekilinin siyasi fikirlerini, vaatlerini gazetesinden, televizyonundan yansıtırsa.
Bir imamın cemaatine ulaştırmak istediği bilgileri her gün gazetesinde satır satır işlerse…
Sayısını hesap edemeyeceğiniz kadar insana ulaşır.
Ve kaleme aldığı her satır bir vesika olarak kalır, gün gelir tarihe şahitlik eder
Eğer o gazeteci icra ettiği görevin kutsallığı ile hareket ediyorsa ortaya çıkan meyve de tat verir.
Öyle tat verir ki tadından yenmez.
İşte bu yüzden gazetecilik kutsaldır.
Gazetecinin kaleminden dökülenlerde samimiyet, okurlarının duygularına hitabet ve hakikatler varsa yapılan işte o zaman gazeteciliktir.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günüymüş…
Aslında özel günler özel kutlanmalı, en azından özelliği ile yaşanmalı.
Ama inanın ben bu günleri ancak bir yerden gelen yazılı bir açıklama, ya da kutlama mesajı ile öğreniyorum.
Meslek hayatımda bu günün özel olabildiğini hiçbir zaman hissedemedim.
Özellikle son birkaç yılda, mesleğimin bu kadar etkisiz olduğuna şahit olmak gelecek adına biraz umutlarımı kırdı gibi.
Siz gerçekleri yazma konusunda ne kadar objektif olursanız olun.
Ya da halkın sorunlarını yansıtmada gösterdiğiniz özen, kaleminize ne kadar etkili düşerse düşsün, yetkili makam ve mercilerin bu durumlara sessiz kalıyorsa.
Toplum ilgi duymuyor, milletin refleksleri hareket etmiyorsa mesleğin kutsallığı da bir kenarda kalıyor.
Ama bir siyasetçiyi, kurumu, ya da kişiyi toplumun genelini ilgilendiren bir meselede en ufak bir şekilde eleştirdiğiniz,
Ya da şurası yanlış, şöyle yapılırsa daha iyi olur dediğiniz vakit dahi, anında muhatapsınızdır.
Sabahın 8'inde çalar telefonunuz.
Tepki, tafra ve tehdit dolu sözler bir biri ardına sıralanır.
Bir siyasi partiyi yaptığı başarılı çalışmayla yorumlarsınız, anında taraf, eleştirildiğinizde bertaraf olursunuz!
Bu mantık Türk toplumunun basın-yayın ilkeleri konusunda tavizkar gördüğü gazetecilere bakış açısını yansıtıyor.
Gazeteciler toplumda aslında bir amme hizmetini yerine getirirler.
Millet adına denetim görevi onlardadır.
Sorumlulukları büyük, vebali ağır bir mesleği icra ederler.
Gazeteciliğin olmadığı, ya da etkisini kaybettiği toplumlarda inanın pire deve olur millete karşı.
Demokrasilerde gazetecilik toplumun dikiz aynasıdır. Millet gazetelerle görür kendini.
Orada farkına varır insanlar millet olduğunun.
Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu'da seferberliği aslında gazeteler aracılığıyla gerçekleştirmiştir.
O günün şartlarında millete ulaşmanın yegane yolunun basın-yayın olduğunu gören Ulu Önder, Anadolu Ajansı'nı da bu sebepten kurmuştur.
Anadolu insanının sesi, soluğu, hareket mekanizmasını oluşturan canlı organizmanın adıdır gazetecilik.
Gazetecilik işte bu yüzden kutsaldır.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde konuşulması gereken de bunlardır aslında.
Konuşan gazeteciler susuyorsa sorun vardır.
Şimdi etrafınıza bakın, alın bir gazete elinize, kendinizi buluyorsanız ne ala, bulmuyorsanız gazetecilik kutsallığını yitiriyor demektir.
Madem bize özel bir gün o halde bu günü bende kutlayayım adet yerini bulsun.
Başta gazeteci ağabeyim Merhum Ayhan Köylüoğlu olmak üzere, vefat eden gazetecilere Allah'tan rahmet dilerken, yaşayan yer yüzündeki tüm gazetecilerin bu özel günlerini kutluyorum.