Hafta içerisinde ''Çalışan Gazeteciler Günü'' kutlandı. Mesajlar yayınlandı, bazı davetler yapıldı, gazeteciler biraraya geldi, getirildi. Konuşuldu, sohbetler edildi, ''Bir dahaki sefere'' denilip, eller sıkıldı, herkes kendi bildiği yoluna devam etti, ediyor.
Gazetecilik mesleğinin birden fazla alanı mevcuttur. Bu alanlar da her geçen gün gelişen teknolojiyle birlikte değişime uğrayıp, yenileri eklenmektedir.
Gazetecilik mesleğinin bu farklı dalları içerisinde en sevdiğim ve kendime de yer edindiğim ''Foto Muhabirliği'' alanıdır.  Foto Muhabirliği, diğer branşlardan farklıdır. Farkı, muhabir, yazar takımı belgeyi temin eder, foto muhabiri belgeyi kendisi oluşturur.
Hatırlayanlarınız mutlaka vardır. Geçmişte Dünya Bankası  üst düzey temsilcisinin Türkiye ziyaretini binlerce gazeteci takip etti. Temsilcinin ağızından çıkan veya çıkacak bir kelimeyi kapıp, haber yapmak için uğraş verilirken, Cami içerisindeki çekilen tek bir kare fotoğraf, ''Belge niteliğinde'' tüm gazetelerin manşetlerini süsleyip, uluslararası arenada gündem oluşturdu. Fotoğrafta paranın patronunun yırtık çorapları yeralıyordu, bunu da foto muhabiri belgelemişti.
Bir çok örneği vardır bunun. O nedenle foto muhabiri olmak ayrıcalıktır, farklılıktır. Muhabirin, yazarın görmediğini, görse bile anlamlandıramadığını vizörden bakan bir foto muhabiri görüp, anlamlandırır, belgeler.
Her ne kadar, gazetenin künyesinde ''Yazıişleri Müdürü'' sıfatı verilmiş olsa da kendimi ''Foto Muhabiri'' olarak adlandırmayı tercih ediyorum. Fotoğrafın dili ile konuşmak, haberlerimi fotoğrafların dili ile yapmaktan mutluluk duyduğum gibi, okuyucaya daha iyi anlatabildiğimi düşünüyorum...
Her kesin aksine ''Araştırmacı Gazeteci'' olmanın bir cazibesinin bulunmadığını düşünüyorum. Zira, gazeteci unvanını taşıyorsanız, bir konuyu araştırmadan kaleme alıp, okurlarınızla paylaşamazsınız. O nedenle ''Araştırmacı'' sıfatı eklenilerek, bir ayrıcalık yaratılmak istenilmesini anlamıyorum, onaylamıyorum, kabullenemiyorum.
İleri Gazetesi'ndeki görevim uzun yıllara dayanmasına karşılık, bir süreliğine başka görevde bulunup, tekrar dönüşüm bir yılı doldurdu. Yani yaklaşık bir yıldan biraz fazla zaman sürecinde gazetenin künyesinde ''Üst düzey yönetici'' konumundayım. Sokakta olmayı, haberin peşinde koşmayı, fotoğraf çekmeyi tercih ettiğimden, verilen bu unvana henüz tam olarak ısınamadığımdan olsa gerek, gazetemiz köşe yazalarının zaman içerisinde ''Dokundurmalarına'' mağruz kalıyorum. Hazır yeri gelmişken, onlardan da özür dileyerek, göreve geldiğim günden itibaren hem aramıza yeni katılan yazarlarımıza hem de yazılarını aksatmaksızın günü gününe gönderme zahmetine katlananlara teşekkür ediyorum. İleri Gazetesi'nin bir aile kurumu yapısı içerisinde, okurlarına mutfağında hazırladıklarını sunarken, sağladıkları renklilikle Yozgat'a ciddi katkıda bulunduklarını da buradan arzetmekte yarar görüyorum. İyi ki varsınız...