OKULUN ana yol kenarında, yeni dizayn edilen bahçesinde, başka bir mekandan sökülerek monte edilen Kamelyada oturuyoruz. Erciyes Üniversitesi Yozgat Meslek Yüksek Okulu Müdürü Ömer Demir, oluşturulan bahçede kırzarmış domatesleri, yeşermiş salatalıkları toplarken, bise de laf yetiştirmeye çalışıyor. 'Yozgat'ın üniversiteye kavuşması için öncelikle bir kamüps alanına ihtiyaç var!' dedi. Hafiften doğrulup, elini beliye koyarak, bana doğru baktı, 'öyle değil mi? Seyficiğim...' diyerek, onay istedi. 'Haklısın hocam' diye karşılık alınca, Ömer hocamız çömelip, kaldığı yerden domatesleri, salatalıkları toplamaya devam etti... 
Topladığı domates ve salatalıkları, yine kendi imkanlarıyla yaptırdığı çeşmede yıkayıp, çardak masasının üzerine bırakırken devam etti, 'Bu dometesleri, biberleri, maydonozları öğrencilerimizle birlikte hazırlayıp, diktik. Uygulamalı eğitim programı yapıyoruz. Öğrencilerimizin becerilerini geliştirip, toprakla uğraşarak, elektriklerini de alıyoruz' dedi. Sonsanıda, 'Çocuklar ilkbaharda bahçeyi hazırlıyorlar, yetiştiğinde tatile gidiyorlar' diyerek, masaya oturdu, Ömer Demir hocamız. Konu tekrar Yozgat'ta bir üniversitenin kurulup, kurulmaması konusuna geldi. Daha doğrusu, Ömer hocamız konuyu, 'Kampus alanı olmadan olmaz!' diyerek açtı. 'Bunlar bilmiyorlar' dedi, 'bilmiyorlar ki; önce bir üniversite kampus alanın olacak. Orada Fen Edebiyat Fakültesi başta olmak üzere üzere birisi sözel iki fakültenin daha açılması gerekiyor' diye ekledi...
Söze, 'Burası var ya hocam!' diye girmek istedim. Lafı ağızımdan kaptı, 'burası olmaz' uyarısında bulundu. 'Burası olmaz, burası küçük. Üniversite kampusu gelişmeye, açılmaya, büyümeye elverişli olması lazım. Bugün 3 fakülte, yarın 30 fakülte binası olacak. Bunların barınma, yeme, içme salonları bulunacak. Sosyal tesisler olacak. Burası küçük. Gelişmeye müsait değil. Ön tarafı yol, arka tarafı özel mülkiyet. Burdan olmaz' uyarısında bulundu. Ardından da 'Mehmet Erdemir ile görüştüm. Atatürk Yolu güzergahında bir alan var. Divanlı ile Yozgat arasında. Hazine arazisi. Burasını üniversite kampus alanı olarak ilan edebilir, mücavir alan içerisine dahil edebilir' diyerek, sadece kafasında tasarladığı değil, icraata konulması noktasında girişimlerde bulunduğu Üniversite Kampus alanı hakkında bilgiler vermeye devam etti...

YOLA KAPI TAKILDI...

Yozgat'ta ilk yükseköğrenim kurumu olarak, müstakil İlahiyat Fakültesi kurulup, mezun vermeden kapatılmasına karşın, ilk yükseköğrenim kurumu olarak Erciyes Üniversitesi Yozgat Meslek Yüksekokulu kabul edilir. Esenpe Bölgesi'nde barakalardan kurulu Yozgat Meslek Yüksekokulu öğrencileri için giriş kımsına yine barakadan yurt binaları yapıldı. Yurt-Kur Yozgat İl Müdürü Erol Aktan... Ana yoldan yurt binalarının bulunduğu kesimden geçen yol ile yüksekokula gidiliyordu. Her tarafı açık olan Yükseköğrenim Kampus Alanı girşine, Yozgat Sağlık Koleji binasındaki yenileme çalışmaları sonucunda hurdaya çıkarılan avlu kapısı taktırılmış. Yolun iki tarafından birer kazık çakılmak suretiyle monte edilen bu kapının fotoğrafını çektim. Hürriyet Gazetesi'nde Melih Aşık tarafından hazırlanan 'Bir Günün Hikayesi' adlı köşede yanılmıyorsam 'Yükseköğrenime giden yol!' başlığı ile yayınlandı.  Erol Aktan hocamız çok kızdı. Ama yapacak bir şey yok. Olan artık olmuştu. Erol hoca, ilk gördüğü yerde beni boğazlıyacağı kulağıma geliyordu. İlk gördüğü yeri kendim tayin etmek istedim. Yurt binasına gittim. 'Yaktın beni' diye karşıladı, sonra izah etti. Söylendiği gibi boğmadı ama...
GELMİYORSUNUZ!..

Yozgat MYO Müdürü Ömer Demir hocamızla da orada tesadüfen karşılaştık. 'Kaç kere davet ettim, gelin neler yapıyoruz bir görün ama gelmiyorsunuz!' siteminde bulundu. Ardından da koluma girip, bahçeyi gezdirdi. Baraka, daha doğrusu o yıllarda yaygın olan prafabrik yapıları gezdik. Barakanın birisi kuru soğan ve patates ile doluydu. 'Hayırdır' diye sordum. Ömer hocamız, 'Nevşehir'den ve Çekerek'ten getirdik. Burada okuyan çocuklar fakir, yemek yiyecek parası bir tarafa simit alacak parası yok. Bende rica ettim. Patates ve soğan getirdiler. Kendin pişir kendin ye mantığı ile çocuklar pişiriyor, yiyorlar' diyerek, projeyi anlattı. Sonraki dönemlerde öğrencilerin patates soyarken fotoğraflarını çekip, projeyle ilgili haberlerini yaptık. İlgi gördü...

PEYZAJ ÇALIŞMASI..

Okul bahçesindeki Kamelya içerisinde Ömer hocamızın bahçeden topladığı tarımsal ürünleri tükettik. Masayı temizleyip, atıkları çöp tenekesine istifleyip, ellerimizi yıkadık. Ömer hocamız, 'gelin sizi bırakayıp' dedi. Beyaz, markasını bilmediğim bir otomobili vardı. Ona bindik. Esentepeden aşağıya doğru yol alırken, 'durun sizi önerdiğim kampus alanına götüreyim!' dedi. 'Sonra gideriz!' dedik ama direksiyon Ömer hoca da... Uyduk... O yıllarda polis ve jandarmanın 'atış poligonu' olarak kullandığı bölgeye gittik. Taşlık bir alan. Bir-iki genç var, çalışıyor. Ellerinde kireç, ellerindeki haritaya bakarak işaretler koyuyorlar. Biz sormadan Ömer hocamız, 'peyzaj çalışması yapılması lazım. Zamandan kazanalım diye başladık' dedi. Henüz tahsis edilmeyen alanda başlanılan çalışma sahası şimdi Bozok Üniversitesi Kampus alanı oldu...