İçi biraz daha doldurabilir miydi?
    Doldurulabilirdi…
    Biraz daha renklenir miydi, renklenebilirdi…
    Ama bu gün buna da şükür demekten başkası gelmiyor dilimden.
    Sürmeli Festivalleri’nin Yozgat’a artık külfet olmaya başladığını pek çok defa dile getirdim.
    Hatta Sürmeli Festivali öncesi hazırlık safhasının bir kabus misali insanların üzerine çöktüğünü de…
    Festival demek başlı başına halk katılımı demek.
    Halk katılımı olmadan yapılan festival ise kendin çal kendin oynadan öteye gitmez.
    Tanıtım derken ciddi meblağlar ödenerek getirilen şatavatlı sanatçıların hatırına magazin programlarında Yozgat’ın isminin telaffuz edilmesinden bahsetmiyorum.
    Beni yansıtan festivallerden bahsetmeliyim.
    Bu güne kadar Yozgat Belediyesi festivallerde her zaman yalnız kaldı.
    Festivalin bütçe kısmı tek başına belediyenin üzerine kalınca zaten giderlerini zor karşılayan borçlu belediyeye bir festival külfet olmaktan başka bir şeye yaramıyor.
    Bu yıl 12’incisini yaptığımız festivallerin geçmişine baktığımda bazı renkli bölümleri unuttuğumuzu görüyorum.
    Mesela önceki festivallerde su kayağı yapılırdı Yozgat’ta (Esenli).
    Bir başka alanda paraşüt uçuşları olurdu.
    Çiftçilerin katıldığı renkli yarışmalar,
    Yozgat’ın geçmiş kültürünü yansıyan orta oyunları,
    Ve daha pek çok şey…
    Yani festivaller önce beni yansıtırdı.
    Ben yansırdım dışardan gelenlere.
    Bu gün festivale destek verenlere bakıyorum, Şairler ve Yazarlar Derneği dışında kimse çıkmıyor karşıma.
    Belki varsa birkaç dernek.
    O da belki.
    Onun dışında ne var!
    Bir belediye tek başına yalnız festival düzenlerse ister istemez bazı şeyler eksik kalır.
    Aslında Sürmeli Festivalleri’ne kentin hücrelerini hareketlendirecek bazı kesimleri dahil etmek gerekir.
    Mesela Yozgat basını, bu festivalin neresinde?
    Ya da üniversite…
    Ziraat Odası,
    Esnaf ve şoför odaları.
    Sendikalar.
    Önceki festivallerde bazı özel bankaların desteğini dahi görürdük. 
    Banka müdürleri festival öncesi genel müdürlüklerinden ödenek talebinde bulunurlardı.
    Birileri düşünürdü festivale “nasıl destek olabilirim” samimiyetiyle.
    Yozgat’ın bilmem ne ilçesinin bilmem ne köyünden çıkar gelirdi adamlar, Cumhuriyet Meydanı’nda orta oyunu sergilerdi.
    Bunlar çok basit, ama beni yansıtan şeyler.
    İşte bunları yaptığımız vakit, üzerine ses getirecek, Yozgat’ı Türkiye’ye zoomlatacak, dikkat çekecek şeyler üzerine koyabiliriz.
    Bunlar festivalin ilk günü sonrası olması gerektiğini düşündüğüm şeyler.
    Oturup konuştuğumuzda daha fazlaları da çıkar elbette.
    Yozgat renkli, zengin ve samimi bir kültüre sahip.
    Eminim onu yansıttığımız vakit dışarıdaki yüzlerce Yozgatlı’ya hitap etsek zaten en büyük reklamı yapmış oluruz.
    Ama dün sabah festivalin ilk programlarından olan Cumhuriyet Meydanı’ndaki bir grup izleyiciden başkası yoktu.
    Bu güne kadar temennilerimiz “Bundan sonra” şeklinde oldu.
    Ama bu gün 12. festivali yapıyoruz!
    Bundan sonralar dünleri de aratınca ister istemez insan kaygılanıyor.
    Eksikleri olmasına rağmen emek-semek hazırlanmış bir festival yapıyoruz yinede.
    Festivale her yıl Sorgun Mehteran Takımı başlı başına renk katıyor.
    Ayrıca Belediye Başkanı Yusuf Başer’i kutlamak istiyorum, Yozgat sokaklarına gül suyu ikram ettikleri için. Bana göre çok ince bir düşünce.
    Türkiye Cumhuriyetlerinden davet ettiğimiz misafirlerimiz sağ olsunlar bizi yalnız bırakmadılar ama çeşidi biraz daha artırıp, daha renkli bir görüntü çıkarabilirdik.
    Çanakkale Şehitleri ile ilgili sergiye diyecek sözüm yok.
    Festivale apayrı bir hava, manevi bir zenginlik kazandırdı.
    Yozgat’ın ihtiyacı olan, hissetmek adına herkesin görmesi gereken önemli bir sergiydi.
    Bir teşekkür de bunun için…
    Güreş, cirit, şiir şöleni, Harput sıra gecesi bunlar güzel şeyler.
    Başta da söylediğim gibi tek sorun biraz daha ben…
    Harput sıra gecesinin yanına bir Yozgat orta oyunu olabilir miydi diyor insan.
    Yozgat’ın neyi meşhur demişlerde ‘Kastamonu pidesiyle, Bingöl Kadayıfı’ demişler…
    Sanırım ne demek istediğimi bu söz ziyadesiyle anlatıyor.
    Ben festivallere karşı değilim.
    Buraya kadar konuştuklarımızdan festival için ‘Kötü, vasat, işe yaramaz’ anlamı çıkarılmasın.
    Tam aksine biraz daha zenginlik adına Belediye yalnız kalmasın!
    Herkes el atsın, sahip çıksın…
    Eğer sahip çıkılmayacaksa yukarıdan aşağıya yazdıklarımı silin, Belediyenin ortaya koyduğu gayret zaten teşekkürü hak ediyor. 
YOZGAT RÜZGARI
Yozgat’a ilk adım!
    TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, yeni dönemin ilk ziyaretini yeni görevleri tevdi edilmiş olarak ilk kez Yozgat’a geliyorlar.
    Kızılay’ın açılışı vesilesiyle yapılan bu ziyaret önemli.
    Önemli çünkü hükümetin iki önemli ismi bu gün Yozgat’ta olacak.
    Önemli çünkü onları bekleyen yoğun süreç kim bilir Yozgat’a hangi gün getirecek.
    Yozgat’ın kalkınması, yeni hizmetlerin tezahürü, marka şehir Yozgat hayalinin hakikat olması adına Sayın Çiçek ve Bozdağ’a çok büyük görevler düşüyor.
    Makamları bu hizmetleri Yozgat’a getirmeye yeter de artar diye düşünüyorum.
    Zira Çiçek ve Bozdağ o kabiliyete sahip, yeni dönemde Ak Parti’ye yakıştırılan ‘ustalık’ vasfına tam anlamıyla vakıf iki değerli siyasetçi.
    Bu günkü ziyaretin hizmetlerin Yozgat’a akması, Yozgat’la yeni dönemde daha çok buluşması adına vesile olmasını diliyorum.