Trafik savaşımı desem, trafik terörü diye mi yazsam veya katliam olarak mı söz etsem bilemedim..!
Ey etkili ve yetkili zat-ı muhteremler; Trafik terörü yıllardır bu halkın başlıca ilk sorunudur. Hemen, hemen ailesinde azda olsa yaralanmamış kimse yok gibi…
Türkiye genelinde, 8,5 milyon engellinin en az yarısından fazlası, trafik terörü mağdurudur. Vefat edenlerin sayısı, 1nci cihan savaşında verdiğimiz şehit sayısını geçmektedir. Düşünebiliyor musunuz;73,372,000 bin nüfusumuzun 8,5 milyonu engelli… Engelliler Devleti olmaya adım, adım süratle ilerlemekteyiz.
Bütçe gelirleri  içerisine, trafik cezalarından gelecek rakamı yazmak, “ben önlem almıyorum, sizler kaza yapmaya, ihlaller yapmaya adaysanız” demeleri hayra alametmi, felaketlere davetiye çıkartmak mıdır...? 
Bu devlete iyi eğitilmiş trafik polisleri gerekir. Asarım, keserim zihniyeti hiçbir problemi halletmez bilakis vatandaşı polise karşı küstürür. Kusur işleyen kişiye katil muamelesi yapmak, otorite değil, bilgisizliktir.
Caddeler, sokaklar otopark oldu. Garaj mecburiyetini uygulamayan Belediyeler, vatandaşlarla, polisi karşı, karşıya getirmekteler. Vatandaş ceza üstüne ceza yemektedir.
Vatandaşı, polisi eğitmek devletin görevidir. Otorite sorumluluktan sonra gelir. Devlet olarak önce sorumluluklarını yerine getirir, sonrasında otoriteni koyarsınız.
Öncelikle işe kendinizden başlamanız gerekir. Sayın devlet büyüklerinin arabalarına hız sınırı yok mudur? Kanun koyucu kedisini kanun üstü kabul ederse, vatandaşta kendi kuralını çalıştırır. Ne ceza ne kanun vız gelir.
Devlet olarak, nüfus planlaması yapmamıza hiç gerek yoktur! Zira her bayram ve tatil günlerinde, trafik terörü çok güzel! Planlama yapmaktadır. Gazetelerde “bu bayramda… kişi ölmüş, …kadar kişi yaralanmış, … lira maddi hasar meydana gelmiştir; Kanıksanmıştır..! Bayramlar, tatiller, acı, çile ve etrafı kan gölü yapmaya devam etmekte, yüzlerce ocak sönmektedir. Söndürün artık şu yangını…