olduğundan arkadaşlarımın neler yazdıklarını genelde görüyorum.
Geçenlerde bir arkadaşım şöyle bir söz yazmış:
"Hayatınızda denge sorunu varsa etrafınıza dikkatlice bakın; muhtemelen birini yanlış bir yere koymuşsunuzdur."
Gerçekten de üzerinde çokça düşünülebilecek, tartışılabilecek, iddialı bir söz.
Öncelikle hayatı bir "denge kurma oyunu" olarak görmek gerekiyor. Belki yapmak istediklerimiz ile yapabildiklerimiz arasında, belki isteklerimiz ile gerçekler arasında kurulan bir denge bu. Satranç oyunu, hayatın bir yansıması olarak düşünülür ve siyah beyaz damalı bir tahtanın üzerinde oynanır. Tıpkı hayat gibi. İyi ve kötünün, sıcak ve soğuğun, karanlık ve aydınlığın birarada varolması gibi.
TDK sözlüğünde çeşitli karşılıkları var "denge" kelimesinin;
- Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hali
- (fizik) Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hali
Özellikle ikinci anlamı çok manidar. Bir dengenin kurulabilmesi için, birbirini yoketmeye, kaldırmaya çalışan iki kuvvetin olması ve bu kuvvetlerin de birbirine denk olması gerekmekte. Peki, sözümüze dönecek olursak, eğer hayatımızda bir denge sorunu varsa, ve bu sorunun biri ile ilgili olduğunu düşünüyor isek, o zaman zaten baştan bir yanlışlık yok mudur? Terazinin bir kefesinde ben var isem, beni yokedip ortadan kaldırmaya çalışacak ve karşılığında benim ortadan kaldırmaya, yoketmeye çalışacağım biri ile bir denge oyunu kurmamın ne anlamı var?
Diyelim ki bu oyuna girişmek için haklı sebeplerimiz var. O kişi vazgeçemeyeceğimiz biri olabilir. Patronumuzdur, ailemizden biridir, vs. Bir denge oyununa girmeye mecbur bırakılmışızdır. O zaman da dengeyi kurmak için kullanacağımız mihenk noktası mı yanlıştır acaba?
Bir tahtırevallideymişiz gibi düşünürsek eğer, ve iki kişi de bu tahtırevallinin iki kefesine oturacak ise, aramızdaki mihenk noktasının yeri önem kazanıyor.
Hiçbir ek çaba sarfetmeden, iki kişi de değişmeden, ağırlıklarını değiştirmeden, sadece o nokta ile oynayarak bir dengeye kavuşabiliriz.
Belki de "denge" kurmayı nasıl başarmayı istediğimiz ile ilgilidir herşey.
“HEPSİ ÖDENMİŞTİR”
Küçük oğlu annesine geldi ve ona kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kurulad...ıktan sonra kağıdı okumaya başladı;Çimleri biçtiğim için 5 tl
Odamı temizlediğim için 1 tl
Alışverişe gittiğim için 50 kr
Küçük kardeşime baktığım için 25 kr
Çöpü attığım için 1 tl
İyi bir karne getirdiğim için 5 tl
Bahçeyi temizlediğim için 2 tl
Toplam borç 14 tl, 75 kr
Anne, umutla kendisine bakan oğlunun elinden kağıdı aldı ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;
Seni 9 ay karnımda taşıdım BEDAVA
Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım,
senin için dua ettim BEDAVA
Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm BEDAVA
Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım BEDAVA
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım
giysilerini yıkadım, ütüledim BEDAVA YAVRUM
ve bunların hepsini topladığın zaman
gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün,
bedavadır çünkü…
Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu.
Annesine baktı, “Anneciğim seni seviyorum” dedi.
Ve kalemi alarak bu kağıda
“HEPSİ ÖDENMİŞTİR” yazdı.