Bebekken, fiziksel çevremiz üzerinde hiçbir kontrolümüz yoktur.
Bizim yemek, yakınlık, sevgi ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşilamaktan ebeveynlerimiz ve bakıcılarımız sorumludur.
Çocukluk, gençlik ve erişkinlik dönemlerine doğru büyüdükçe hayatımıza yeni sorumluluklar eklenir. Yaşlılık döneminde ise yaşamsal döngünün en başina doğru gerilemeye başlarız. Bütün bu değişimler kaçınılmazdır, hayatın kuralıdır.
Her bir değişim, elimizdekini bırakıp yeni ya da farklı olana yönelmemiz üzerinedir. Bazı değişimler üzerinde hiç kontrolümüz yoktur. Ailemizden birini veya bir arkadaşimızı kaybetmemiz böyle değişimlere örnektir.
Bu kaybımız bir hastalık veya kaza sonucu olabileceği gibi, boşanma ya da ayrılık şeklinde de olabilir. Eğer kaybımıza SKB gibi bir bozukluk sebep olmuşsa, diğer insanların acımızı anlamakta zorlandığını görebiliriz - özellikle de ilişkiyi bitirmeyi biz kendimiz seçmişsek.
Sevdiğimiz veya ilgilendiğimiz birinin SKB hastası olması, hayatımızı pek çok yönden geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirmiştir. Hayatımızı SKBye karşi yeniden kurmak da zorlu bir değişimi gerektirir; pek çok alışkanlığımızdan vazgeçip yeni ve yabancı olanı ögrenmemizi, gelecekteki huzurumuz için bugün pek çok riski ve sert tartışmayı göze almamızı gerektirir.
Hepsinden önemlisi, kendimizi ve sınırlarımızı korumak için ilişkimizin boyutunu değiştirmemizi veya ilişkimizi bitirmemizi gerektirir.
Sevdiğimiz birini kaybettiğimiz, onunla olan ilişkimizi sonlandırdığımız ya da ilişkimizin boyutunu değiştirdiğimiz zaman hissettiğimiz acı; çogunlukla ilişkimiz üzerine kurduğumuz hayalleri kaybettiğimiz için duyduğumuz üzüntüden kaynaklanır.
Bu hayaller çok çesitlidir; mesela çocuk sahibi olma, bu çocuklari kendilerini seven anne ve babalarıyla büyütme ya da karşi cinsle olan ilişkimizde aradığımız mahremiyeti paylaşma gibi hayaller olabilir.
Bütün insanlar, kendi kontrolleri dışındaki değişimlerin ve sevdiklerini kaybetmenin verdiği acılara benzer tepkiler verirler. Kaybetmenin acısını yenip değişimi kabullenmenin, yaygın olarak kabul görmüş altı aşaması vardır.
Hangi aşamaya ne zaman geçeceğimizi bilemeyiz, aynı aileden olan bireyler bile her bir aşamada farklı sürelerde kalabilirler. Bazı insanlar bir aşamada saplanıp kalır, bazıları bütün aşamaları hızlıca geçer. Her insan, bu aşamalardan geçerken duygularını farklı şekilde ifade eder; acısıyla başa çikabilmek için farklı çözümler bulur.
Bu aşamaların bilincinde olmak kendimizi anlamamıza, acımıza karşi koymak için daha yapıcı çözümler bulmamıza ve değişimi daha kısa sürede kabullenmemize yardımcı olacaktır. Aynı zamanda, ailelerimizin ve arkadaşlarımızın da zor günlerini kolaylaştırabilir, üzüntülerini daha çabuk atlatmalarına yardım edebiliriz.
KABULLENMENİN AŞAMALARI
Şok, Reddetme, YalnızlıkŞok, reddetme ve yalnızlık ihtiyacı; aldığımız darbelere ve hissettiğimiz acılara verdiğimiz normal, biyolojik, sistemik tepkilerdir. Hayatımızın bir bölümünü bir SK ile geçiren bizler hiçbirimiz incinmediğimizi ya da darbe almadığımızı söyleyemeyiz; sanki SK lerin bizim zayıf noktalarımızı bulup buralara nişan almakta doğuştan gelen bir yetenekleri varmış gibidir.
Reddetme;bize darbe vuran olayın, hastalığın ya da ölümün gerçekliğini inkar etme mekanizmasıdır.
Devamı yarın
Reddetme, kaybımızın sebep olduğu değişikliği bilinç düzeyinde kabullenmemize değin bir tampon, bir oksijen çadiri görevi görür. Yalnızlık ihtiyacımız ise çesitli şekillerde olabilir; örnegin, odamıza çekilme, duygularımızı tartışmaktan kaçınma, kendimizi sürekli meşgul tutma, telefona cevap vermeyi ya da konuşmayı reddetme gibi.
Aşama 3: Pazarlık
Bu aşamada Tanrı ile; veya olayları değiştirme, geleceği belirleme ya da acımıza son verme gücüne sahip olduğuna inandığımız yüksek kuvvet ile pazarlık etmeyi deneriz.: Tanrım eğer ...... olursa bir daha hiç ...... yapmayacağım.Konu SKB olduğunda, pazarlığımızın konusu SK ile ilişkimize tekrar başlayabilmemiz olabilir.
Aşama 4: Depresyon
Belirtiler şunlardır: arkadaşlardan, aileden, sosyal etkinliklerden uzaklaşma; aşirı alkol tüketimi; tükenmişlik duygusu; uzun saatler boyu uyuma, vb. İçinde boğulduğumuz duygularımızın sayısı azalmış, şiddeti hafiflemiştir; çünkü bilinçaltımız, bilincimizin başa çikmadigi sonu gelmeyen ve dinmek bilmeyen duyguları küçültüp görünmez yapmaya çalisir.
Aşama 5: Kabullenme
Bu aşamada kaybımızı kabullenir, hayatımızdaki değişikliklerle yüzleşir ve hayatımıza kaldığımız yerden devam ederiz. Kabullenme, hayatımızdaki insanı önemsemekten vazgeçtiğimizi göstermez; sadece o tedavi olmayı istemediği sürece elimizden kendi kendimize bakmaktan başka bir şey gelmeyeceğini kabul ettiğimizi gösterir.
Aşama 6: Umut
Kaybımızı kabullenmenin ardından geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi birbirine bağlayacak bir anlam keşfetme arayışına gireriz. Bu arayış, hemen başka bir ilişkiye başlayacağımız anlamına gelmez; genellikle kendimize bakmaya, kendimizi iyileştirmeye yöneliriz. SK ile ilişkimiz sırasında aldığımız darbelerin etkilerinden kurtulmak için bir danışmalık ya da terapi hizmetine başvurabilir, veya devam etmekte olduğumuz terapiyi bu yönde sürdürebiliriz.
Yardım Edebilirsiniz
Eğer bir arkadaşinız veya ailenizden biri acı içindeyse, ona yardım edebilirsiniz. Bu önerileri birer başlangıç noktası olarak düşünün:
- Üzgünüm deyin.
-Konuşmasına izin verin. Onunla kişi ya da ilişki üzerine paylaşimda bulunun. Ona kendi anılarınızı anlatın - hem mutlu olanları, hem de mutsuz olanları.
-Davranışlarını yargılamadan kabul edin. Ona duygusal destek sağlayın; onu daha sağlıklı ve daha güvenli seçimler yapması için cesaretlendirin.
- Yaşadığı üzüntü, öfke ve düşünce dağınıklığının normal olduğunu ve bir zaman sonra geçeceğini anlamasına yardımcı olun.
- Kime başvurabileceği konusunda öneride bulunun: büyükler, ögretmenler, rehberlik görevlileri, sosyal görevliler gibi. Gerekirse profesyonel destek alması için cesaretlendirin.
-Herkesin kendini iyileştirmek ve duygularıyla başa çikabilmek için farklı yöntemleri vardır ve herkes bunu farklı sürelerde atlatır. Sabırlı olun.
- Günlük işlerine yardımcı olun - ev işleri, ayak işleri, bulaşik, yemek, çocuk bakımı gibi.
- Duygusal yönden baskı altında olan birine cinsel yönden yaklaşmayın.
- Başkalarına destek verirken kendi duygusal ihtiyaçlarınızı, ruhsal veya fiziksel sağlığınızı ihmal etmeyin.
DEĞİŞTİREBİLMENİN SIRRI; KABUL ETMEKTEDİR
Herkesi ve olayları olduğu gibi kabullenmek, düşüncenin çekim gücü, farkında olarak yaratmaktan sonra gelen evrenin üçüncü önemli yasasıdır.Trafiktesiniz ve hızlı araba kullanıyorlar, bırakın kullansınlar. Bu onların hayatları (siz sinirlenince hızları azalmıyor, yalnızca siz hızlı araba kullananları kendinize çekiyorsunuz).
Parktasınız insanlar çöpleri yere atıyor, bırakın atsınlar bu onların hayatları (bağırıp çagirinca çöpler çöp kutusuna atılmıyor ve siz çöp atanları kendinize çekiyorsunuz).
Havaalanındasınız bazı insanlar sandalye yerine yerde oturuyor. Bırakın otursunlar. Bu onların hayatları.(sandalyede oturunca daha saygın olunmuyor ve siz düzensizlikleri kendinize çekiyorsunuz.)
Sonuçta herkes kendi yaratıcılıklarını kullanarak, kendi hayatlarını yaşiyor.
"İyi de o kişiler böyle davranmakla kendilerine ve etrafa zarar veriyorlar" diyeceksiniz.
Fark etmiyor.
Evren o insanlara da size sunduğu olanakları tanıyor. Bırakın o insanlar, hayatlarını sizin istediğiniz gibi değil kendi istedikleri gibi yaratsınlar.
Bu kişiler en yakınlarınız anneniz, babanız, iş arkadaşlarınız, eşiniz veya çocuklariniz dahi olsa, siz onlara sadece uyarıcı, ögretici veya örnek olabilirsiniz.
Onların sizin kurallarınıza göre yaşamasını bekleyemezsiniz.
Bunun yanında insanların siz istediniz diye değişmelerini asla beklemeyin çünkü olmaz!
Bu sizin elinizde olan bir şey değil.
Evrenin her şeyi olduğu gibi kabullenmek yasasını değiştiremezsiniz.
Değiştirebileceğiniz sadece kendi düşüncelerinizdir.
Kendinize "Ben niye hoşuma gitmeyen kişiler, sevmediğim olaylarla içiçeyim?" diye sorun.
Bunları, düşüncelerinizle kendinize çekiyorsunuz.
Düşüncenin çekim gücü yasası siz farkında olsanızda, olmasanız da, işleyen bir yasadır.
İyi veya kötü ne düşünürseniz gelir sizi bulur.