Yozgat'ın Nohutlu tepesinin arka kısmında, kent merkezine yaklaşık 3 kilometre mesafedeki Çeşka Kalesi'nde 2008 yılında turizme kazandırılmak amacıyla temizlik çalışması gerçekleştirildi.
Yapılan temizlik çalışmaları sonucunda, Çeşka Kalesinin Tunç çağı döneminden itibaren iskan gördüğü belirlenip, büyük olasılıkla demir çağında da etrafının sur duvarı ile çevrelendiği, Bizans döneminde de onarım gördüğü belirlendi.  Temizlik çalışmaları esnasında bulunan bulunan sikke ve seramik parçalarından Anadolu Beylikleri ve son olarak Osmanlı Döneminde de kullanıldığı saptandı. Hazırlanan raporda, ''Çeşka Kalesi Yerleşiminin Askeri amaçlar için kullanılan bir kale olduğu düşünülmekle birlikte, söz konusu alanda Üniversiteler veya Enstitüler tarafından yapılacak olan bilimsel kazılar sonucunda kesin bir kanıya varılacağı düşünülmektedir'' görüşüne yer verildi. Sonrasında ise unutulup, gitti.
Yerköy'den çıkıp, Yozgat'a geldiğim 1976-77 yıllarında Çeşka Kalesi'nin ismini çok sık duyardım. Önceleri uzakta bir yer olduğunu düşünüyordum. Zira, bir defasında kaleye gitmeye kalkıştığımızda önce Sorgun istikametine, ardından Çorum yönüne bir süre gittik, bir dağa doğru tırmanıp, kale eteğine ulaştık.
Sonradan öğrendim ki, Çeşka Kalesi Yozgat'ın hemen dibinde, Nohutlu'nun arka yüzünde, kent merkezine 3 kilometre mesafede. Bunu bir turist kafilesi geldiğinde öğrenmiştim, kızmıştım, ''Burnumuzun dibindeki yere dağın etrafında tur attırıp götürüyorlar, İstanbul'da taksicilerin yaptığı gibi!'' diye...
Aradan yıllar geçti, Çeşka Kalesi'nin turizme kazandırılması için bir çalışma başlatıldı. Yapılan temizlik çalışmaları sonrasında bakanlığa gönderilen yazının ardından Yozgat Valiliğine, Çeşka Kalesi yolunun asfaltlanması konusunda cevabı yazı geldi. Sonra aradan yıllar geçti, ne yol yapıldı, ne de asfalt döküldü.
Halbuki hayaller büyüktü...
Nohutlu Tepesi ile Çeşka Kalesi birbirine entegre edilecekti. Çeşka Kalesi'nin bulunduğu bölge koruma altına alınıp, çevresinde piknik, dinlenme tesisleri kurulacaktı. Sportif amaçlı alanlar yapılacaktı.
Yapılmadı, yapılamadı...
Ama neden?...
''Çeşka Kalesi'' Yozgat il sınırları içerisinde değil, Yozgat'ın dışında herhangi bir yerde olsaydı, hatta bırakınız tarihi bir özelliğini, hiç bir özelliği olmaksızın, sadece ''Kale'' olarak bilinen bir alan olsa dahi, değerlendirilip, turistlerin akın akın uğradığı merkez haline getirilirdi.
Ama biz bunu yapamıyoruz. Beceremiyoruz. Kendimize bahaneler üretiyoruz. ''Gelmezler'' diyoruz, ''Gitmezler'' diyoruz, ''Ayak basılırsa özelliğini kaybeder'' diyoruz, diyoruz da diyoruz...
Ne var ki ''Çözüm'' noktasında bir adım atma ihtiyacı duymuyoruz. Yozgat il sınırları dışında bulunan bu ve buna benzer yapıların, ören yerlerinin durumlarını, bölge ekonomisine neler kazandırdığını görmezlikten gelip, ''Olmazların!'' arkasına sığınıyoruz...

_________________________________________

Yozgat'ta Spor

Artık birilerinin oyuncağı haline gelen Yimpaş Yozgatspor ile ilgili afaki gelişmeleri bir tarafa bırakıp, ''Kendileriyle başbaşa bırakmakta'' yarar var.
Yimpaş Yozgatspor üzerinden yapılmak istenilen hesapların, kendi ayaklarına dolaşacağını, ''İntikam'' ve ''Tatmin olabilme'' duygularının ''Keskin sirke'' misali, kendilerine zarar vereceğinin altını çizerek, bu konuya şimdilik nokta koyuyorum. Yandaşlarıyla, sözüm ona spor adamlarıyla başbaşa, mutluluklar diliyorum.
Yozgat'ta aslında eskiden beri varolmasına karşın önce dünya ardından da Avrupa şampiyonu olan güreşçimiz Rıza Kayaalp'in doğup büyüdüğü kentle olan ilişkisini kesmemiş olması, ata sporunu yeniden gündeme taşımakla kalmadı, ilgiyi de artırdı.
 Güreş Eğitim Merkezlerine alınacak öğrencilerle ilgili her yıl gerçekleştirilen ilçe bazlı karakucak müsabakaları bazı ilçelerde hiç yapılmaz, bazılarında ise her sıklete bir iki öğrenci ancak katılırdı.
Bu yıl Güreş Eğitim Merkezi antrenörleri çok yoruldu. Ama yorgunluklarına da değdi. Zira, ilçe seçmelerine bu yıl önceki yıllara oranla daha fazla öğrenci iştirak etti, daha fazla güreşçi adayı arasından en iyileri seçilmeye çalışıldı. Seçilen öğrencilerin tamamına yakınının Güreş Eğitim Merkezlerine yerleşmeleri bekleniyor.
Geçtiğimiz günlerde Yozgat'ın tanıtımı ile ilgili genel bir değerlendirme yaparken, sohbetteki arkadaşlarımızdan birisi ''Yozgat'a bir çizgi roman kahramanı gerekli!'' diyerek, söze başladı. Sonrasında, her ilin kendisine bir kahramanla özdeştirip, efsaneleştirdiğini belirterek, Samsun'un Yaşar Doğu, Kırşehir'in Şemsi Yastıman'ı, Neşet Ertaş'ı, Denizli'nin Horozu, Sivas'ın Kangal'ı, Van'ın Kedisi gibi daha bir çok ilin kendisine özgü, kendisiyle özdeştirdiği figürlerin, kahramanların bulunduğuna işaret etti ve ekledi, ''Bizde bunların hepsinden daha fazlası var ama sahiplenemiyoruz'' dedi.
Haklılık payı büyük. Yozgat'ı simgeleyecek bir figür, bir kahramana yoğunlaşmak yerine daha çok dağınık konularda gezinmeyi tercih ediyoruz.
Daha önce ısrarla üzerinde durdum, durmaya da devam ediyorum, Yozgat'ın Antalya ile organize olması konusunda. Kış aylarında Antalya'da kamp yapan spor takımlarının yaz aylarında da Yozgat'ta kamp yapmalarına yönelik altyapının oluşturulması gerekir. Bu da Yozgat ekonomisine önemli katkı sağlar.
Yeri gelmişken bu konuyu da aktardıktan sonra gelelim asıl konumuza. Yozgat'ın yetiştirdiği ünlü güreşçiler var. Nasuh Akar, Celal Atik'ten sonra Necmi Gençalp ve son olarak da Rıza Kayaalp, bizleri gururlandırdı. Bu güreşçilerle Yozgat'ı özdeştirmek gerekir. Bunun için yapılması gereken konu çok basit. Bu güreşçilerimizle ilgili tefrika yazdırıp, daha sonra da resimli roman haline dönüştürülmesi yapılması gereken işlerden ilki.
Diğer bir konu ise bu güreşçilere ait farklı posterlerin hazırlattırılıp, tüm Valiliklere, spor müdürlüklerine gönderilmesi.
Şu aşamada Olimpiyatlara gidecek olan üç Yozgatlı güreşçinin fotoğraflarını Yozgat Çamlığı ile bütünleştirip, tablo haline getirdiğimizde Yozgat'ın tanıtımı konusunda etkin rol oynayacağını düşünüyorum. Siz de düşünüyorsanız, neden olmasın!...