Davulun- sazın sesini alabildiğince açıp tüm mahalleyi rahatsız edince mutlu mu oluyoruz? Yakın komşunun hastası varsa, cenazesi varsa, onlara hiç mi saygımız yok ? Sesimizi kendimize yetecek kadar açıp, adam gibi eğlenmeyi alışkanlık haline getirsek, insanlara saygıyı, hoşgörüyü hakim kılsak, daha güzel olmaz mı?
Düğün sezonu başlıyor, her hafta sonu onlarca düğün yapılacak, genç çiftler dünya evine girecek. Allah mutluluklarını daim eylesin. Kabalığa ve keyfiliğe göre bir yaşam tarzı mı var bu ülkede? “Ben sokağı keyfime göre kapatırım, caddeyi boydan boya kaplarım, patlayıcıları da atar, yetmedi mi? Bir de havai fişeklerle ortalığı darma duman ederim kimse karışamaz! Böyle bir insanlık anlayışı var mı Allah aşkına? Böyle bir komşuluk olabilir mi?
İnsanlığın, adamlığın, komşuluğun  hassasiyetleri nerede kaldı? Hani “Allah’ın emri, peygamberin kavli” diyerek hayır işe başlamıştık? Kurbanlar kesip, mevlit okutup, dualarla işe koyulmuştuk? “Hayır işine şer bulaştırıp, mutluluğu yakalayabileceğimizi mi sanıyoruz?” Caddelerin işgali yetmiyor bir de, davullu zurnalı namaz kılıyoruz; bunun insani, vicdani ve dini boyutu olabilir mi? 
Bize ne oluyor ki, oğlan istedi, kız istiyor, çocuklara sözümüzü geçiremiyoruz diye ipin ucunu kaybediyoruz. Düğün, nişan, sünnet olunca bize her şey günah mubah mı sayılıyor? Sokağı kapat, müziği aç, koluyu komşuyu rahatsız et, söz atan oldu mu, kavgaya nizaha sarıl?  
Salon düğünlerimizin yanı sıra sokak düğünleri diye tabir edebileceğimiz “Ev düğünleri”  çoğaldı. Düğün sahiplerine diyeceğimiz şu “Mürüvvetiniz doğal, düğün ve eğlenceleriniz normal, ama başkalarına zarar vermediğiniz ölçüde mutlusunuz. Sokağı, caddeyi boydan boya kapatıp mahalleyi rahatsız etme hakkına sahip değilsiniz. Kul hakkı, komşu hakkı denilen bir şey var. Beddua alırsınız, tiksinti yaratırsınız, hoş karşılanmazsınız, mahallenin nefretini kazanırsınız. Nerde kaldı sizin hayır işiniz?
Düğünlerde silah atışının yasaklanmış olmasına rağmen patlayıcı kullananlar, havai fişeklerle ortalığı velveleye verenler çoğaldı. Ne zevk alıyorsunuz bilmeyiz amma, çoluk çocuğunuzu bundan uzak tutun.  Mahallenizde, komşularınız arasında hasta olan var, yaşlılar var, bundan rahatsız olan insanlar olabilir.
Adamın düğünü camiye yakın, hatta bir adım. Utancından ezan okunurken çalgı susuyor, ezan bitiyor cemaat namaz kılacak başlıyor oyun havaları çalmaya. Oyun havasıyla namaz kılıyoruz. Allah’tan korkun ya, bu kadar mı saygısız hale geldik? Cemaate oyun havası ile namaz kıldırıyoruz. “Hayır işiniz şerre dönüşmesin” deriz, işte bal gibi şer ve günah işlediniz. Hayır işiniz şerre dönüşmüştür bunu iyi düşünmelisiniz.
Kimsenin mutluluğu boğazında kalsın istemeyiz, sizin hürriyetinizin bittiği yerde başkalarının hürriyeti ve mutluluğu başlar. Koluyu, komşuyu, insanları keyfinize göre rahatsız etme hakkına sahip değilsiniz. Komşularınızdan helallik aldınız mı? Bizden söylemesi: Kul hakkına giriyorsunuz ve “ Hayır işinizi şerre çeviriyorsunuz!”
Sözün özü deriz ki:  Hayır işlerinize şer katmayın, insanlara, komşularınıza saygınız olsun. Keyfiliği bırakın, insanca ve dostça- kardeşçe komşuluğunuza sahip çıkın. Kimsenin hakkına da tecavüz etmeyin. Çünkü buna hakkınız yoktur. Zorbalık zalimlik doğurur ki; bunun hesabını da veremezsiniz. Bizden söylemesi.  (A.S Notu: Hafta sonu koca bir caddeye girdik aracımızla, düğün nedeniyle sokak  boydan boya kapatılmış.  Sıkıntıyla geri geri çıkmak zoruna kaldık ve maalesef düğün sahibine beddua ederek!..)