Geleceği görmek için kahve, bakla, el falına bakanların dışında bilimsel verilere, olanları okumaya, stratejiler, taktikler geliştirilmesine yönelik yorumlar yapanlara “Fütürist” denilmektedir.
    Ya da bir başka tanımla “Gelecek senaryoları üzerine düşünen ve geleceğe dair öngörülerde bulunan kişiler” olarak ifade edilebilir.
    Yakın tarihimizdeki ünlü fütüristler arasında Zbigniew Brzezinski, Alvin Toffler, Peter Drucker' i sayabiliriz.
    Yine söz konusu fütüristlerden olan Zbigniew Brzezinski' nin “Büyük Satranç Tahtası” aşağıdaki şekilde başlar: “ Amerika Birleşik devletlerinin Avrasya'nın tümü için bütünleşmiş kapsamlı ve uzun vadeli bir Jeostrateji oluşturmasının zamanı gelmiştir. Çünkü ABD bu gün tek süper güçtür ve Avrasya da yerkürenin merkezi arenasıdır. Dünya devleti olmanın yolunda Avrasya üzerinde kontrol sahibi olmaktan geçer. Böyle olunca Avrasya üzerinde etkinlik kazanmak yolunda çalışmak esastır. Hal böyle olunca Büyük Satranç Tahtası özetle Avrasya Bölgesi, başlıca oyuncular ise ABD, Rusya, Fransa, Almanya, Çin, Japonya, İran, Türkiye'dir. İngiltere'nin bugünkü durumu ile muhtemel yeni oluşumda (Avrasya üzerinde) dikkate değer bir etkinlik gösteremeyeceği değerlendirilmektedir.”
    Ve sonunda da “Amerika'nın bugün sahip olduğu sosyo-ekonomik, kültürel, askeri güç ve mevcut demokratik yapısı ayrıca, bugüne kadar izlemiş olduğu jeopolitik çizgi onu dünya devletine tek aday yapmıştır.” der.  
    Bugünlerde yaşananlara baktığımızda, birilerinin bazı hamleler yaptığını, buz kitlesinin sadece görünen kısmı ile yetinmek zorunda kalan bizlerin kafasının pin pon oynayanların ya da tenis oynayanları izleyenlerin yaptığı gibi bir o yana bir bu yana dönerek izlemekten başka bir şey olmadığını anlıyoruz.
    Evet, doğru anladınız Wiki Leaks' tan söz ediyorum…
    Bir grup hackerın ABD' nin Dışişlerinin yaptığı yazışma ve bazı belgelerini kamuoyu ile paylaşmalarının ardındaki gerçeği görmeğe çalışmak yerine ortaya atılan iddiaların ardındaki gücü açıklamaya çalışan komplo teorisyenlerine İsrail ya da başkaları yerine ben de Rusya taşımı ileri sürmek istiyorum…
    Bilindiği üzere 21. Yüzyıla az bir süre kala Gorbaçov tarafından yürürlüğe konan ve glastnost(açıklık/şeffaflık) ile birlikte yürütülen SSCB'nin her anlamda yeniden yapılanmasını öngören politika ile zaten var olan ekonomik ve sosyal sorunlarının gün ışığına çıkmasını sağlamış ve çöküşün günah keçileri olmuştur.
    Böylece bütün dünya şaşırmış kalmıştır. Zira dünyanın en büyük iki süper gücünden birisi yıkılmış, ABD' yi dengede tutacak olan unsur ortadan kalkmıştı… Bundan böyle kısmen Avrupa Birliği dengeyi sağlamaya çalışsa da Angela Merkel' in yaptığı açıklamalar ile bu birliğin de çatırdamaya başladığını öğrenmekteyiz.
    Aradan çeyrek asra yakın bir zaman geçerken ortaya atılan ve dünyanın tek gücünün Dışişlerinin bu denli dedikodu, çapsız diyaloglar, yok Alman Başbakanı Merkel'i teflon tavaya, Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev' i baba filmindeki Carleoniye benzetmesi gibi saptamaları, ABD' nin kâğıttan bir kaplan olduğunu, sert bir rüzgâr ile yerle bir olmasında Rusya'nın parmağı var gibime geliyor…
    Putin' in de İsviçre' de milyonlarca Dolara sahip olmasının ya da PKK' nın silahları olan Kaleşnikoflarını sağlamış olması gibi açıklamaların olaya kılıf yaratmaktan başka bir şey olmadığını, bir zırh olduğunu düşünüyorum…
    Büyük bir satranç tahtasına benzeyen dünyamızın bu hamlelerden sonra tekrar nasıl şekilleneceğini, gelecekte bizleri ne tür ve ne güçte, şiddette dengelerin yöneteceğini, en az bende sizler kadar merak ediyor, fütüristlerin bu konular ile ilgili çalışmalarını büyük bir heyecan ve iştahla bekliyorum…