İlkokul yıllarında “aidat” adı altında bir ücret toplanırdı öğrencilerden.
O yıllarda okula gelen mavi önlüklü öğrencilere her ay tahsildar vasıflı okul müdürleri uyarılarda bulunurdu.
Bazı okul müdürleri bunu nezaketen söylerken, bazıları tam bir alacaklı edasıyla “aidatını getirmeyen okula gelmesin!” çıkışında bulunurdu öğrencilere.
Tam olarak ne için alındığını bilemediğimiz aidat paralarını kimimiz gününde, kimimiz ise geciktirerek getirirdik.
Öğretmen güvendiği bir öğrencisine aidat paralarını toplatırdı. Maddi durumu iyi olmayan arkadaşlarımız vardı.
Öğrencisini tanımayan öğretmen, halden anlamaz idareci varsa eğer okulunuzda çıkışırdı bu arkadaşlara.
Yediği azar karşısında savunmaya geçmek isteyen fakir arkadaşlarımız.
Utana sıkıla maddi durumunun iyi olmadığını dile getirerek, arkadaşları arasında eziklik yaşardı.
Bunun yanında tabi birde babasının ödediği aidat parasını yiyerek okula vermeyen haylaz arkadaşlarımız vardı.
Onları hala gülerek hatırlarız…
İlkokulda böyleydik.
Şimdi AÖF’de eğitimimize devam ediyoruz.
Gerek ön lisans, gerekse AÖF’de devletin başka bir yüzünü gördük.
Burada ilkokuldaki gibi karşına dikilen idareci veya öğretmen yok.
Direk e-posta veya kısa mesaj ile tahsilat gerçekleşiyor.
Okula devam etmek istiyorsan miktarına akıl sır erdiremediğin harç ücretini günü ve saatinde yatırman isteniyor.
Ne süre tanınıyor, ne fakir olduğunu anlatabiliyorsun.
Ne de mazeret sunabiliyorsun.
Devlet buna;
“ Yükseköğretim kurumlarında Cari Hizmet Maliyetlerine Öğrenci Katkısı olarak alınacak Katkı payları ve Öğrenim ücretleri” diyor.
Her ne kadar bazı harç ücretleri kaldırılmış olsa da uzaktan eğitim ve AÖF’de halen bu yüksek meblağlar tahsil edilmeye devam ediyor.
Bugün harç ücretinin son günü mesela.
Yozgat gibi kentlerde eğitim alan gençlere bu ücretler çok yüksek geliyor.
Sosyal adaletsizliğin bir parçası olarak göze batıyor.
Bir yanda özel okul ve üniversitelerde eğitim alanlar, bir yanda AÖF’nin harcını dahi yatıramayanlar.
Bir yanda bankadan teskere alanlar, bir yanda o parayı ödeyemediği için para biriktirerek kışla yolunu tutan Anadolu çocukları,
Bozkır’ın fakir ve gururlu evlatları…