Terör her zamanki gibi, yaz geldi yine hortladı şer odakları.
Çıktılar inlerinden birer, ikişer.
Kışın şehirlerde, yazın dağlarda.
Ama bu kez çok daha farklı, terör her zamankinden daha şımarık ve yüz bulmuş…
Terörün dini, imanı yoktu eskiden, şimdi terörün mekanı da yok.
Her an her yerdeler,
Özellikle açılım politikaları sonrasında aldıkları cesaret terör illetini kanserli bir yara misali tüm vücuda yaydı.
Her geçen zaman bir hücreye temas edip, sağlıklı bedeni kaplamaya çalışıyorlar.
Terörü, yani ihaneti, yani Allah’ın rahmetini esirgediği bu düzeni bu hale tavizler getirdi de, bizi kim bu hale getirdi?
Diyarbakır’daki şerefsizce yapılan saldırıda 13 askerimiz şehit oldu!
Onlar şahadet şerbetini içtiler, sonsuzluğa uçtular.
Mekanları cennet olsun.
Vatan için ölmeyi şeref bilmiş,
Ölümün yeniden doğuş olduğuna inanmış bir milletin torunuyuz nihayetinde.
Dün de şehitler verdik, bu günde.
Dün dünde kaldı, bu gün ise terör daha şımarık.
Böyle giderse geri dönüşü olmayan bir serüven bekliyor Türkiye’yi.
O serüvenin sonu, bucağı yok ama hedef belli, bölünmüş, üzerinde kürdistan denilen ülkesi kurulmuş işe yaramaz, aciz, bitik bir Türkiye…
Son Osmanlı’nın içine düştüğü hali dahi çok görüyorlar inanın bize.
Aslında hedefleri tek kelime ile özetlemek mümkün; Haçlı zihniyeti!
Adına ne kadar kürt sorunu, ne kadar kürdistan, ne kadar ihanet derseniz deyin bunun tek bir adı var o da Haçlı!
Bizi bu gün vuran, her gün ayyıldızlı bayrağa sarılı tabutlarla karşıladığımız şehitlerimizin yürek yangınına sebep olan terör olmasına terör de,
Bu ihanet karşısındaki vurdumduymazlık,
Aymazlık,
Nemelazımcılık,
İçi boşluk,
Hissiyat yoksunluğu,
Kaygısızlık
Ve bunun gibi sürüp giden ayakları yere basan bedeni ruhsuz kılan ne?
İşte en büyük ihanet bu gün bizi buradan vuruyor!
Sokağa çıkıyorum Yozgat’ta gençler bihaber dünyadan.
Ruhunu kaybetmiş beden diyorum ya, inanın az bile.
Yaz sıcağında kızlarımız daha çok Avrupalı olma yolunda özenti furyasının içine girmiş, daha çok hangimiz çıplak oluruzun derdinde,
Erkekler cebindeki sigara ile cep telefonu markasının fiyakasında,
Diyarbıkar’da 13 şehit vermişiz, askerler vatan için can vermiş, ülke kaosa gidiyor kime ne?
Sadece gençler mi, ah büyükler var ya büyükler!
Bu gençliği ruhsuzlaştıran ah o büyükler.
Cemaatçisi, milliyetçisi, sosyalisti, muhalefeti, iktidarı, hangi düşünce, grup ve ideolojiye sahip olursa olsun o büyüklerin çocukları var bu saydıklarımın içinde.
Ben 2 yaşındaki oğluma baktığımda nasıl bir gelecekte yaşayacağını hayal dahi edemiyorum.
Hangi manevi düzen yön verecek benim oğluma!
Din eğitimi desen, içi boşaltılmış,
Tarih kendinde bihaber. Düşmanı dost diye gösteriyorlar sözde ırkçı bir millet yetişmesin kaygısıyla (!)
Dilde zaten dibine kadar yabancılaşmışız,
Ataya duyulan saygı sıradanlaşmış, tukaka olmuş.
Geçen yıldı sanırım yine böyle art arta şehit veriyorduk, tepkiler peşi sıra geliyordu.
Sokaklara döküldü Türkiye!
Aynı yürüyüşlerden bir tanesi de Yozgat’ta yapılmıştı.
O yürüyüşe kaç kişi katıldı haberiniz var mı?
300-500…
Bin olsa ne yazar!
Siyasi partinin mitingine bir seferde 10 bin kişi gelirken bu ülkenin hassasiyetleri, bizim için kurşun yemekten kaçmayan şehitleri adına bir tepki yürüyüşünde bir avuç insan.
Bizi terör değil, asıl duyarsızlığımız, hissiyatsızlığımız vurdu beyler!
Ha, otursak inanın 400 küsür bin Yozgatlı bir araya gelsek, aynen benim gibi düşünür çoğunluğumuz.
Ve şikayet ederiz!
Bu duyarsızlık, algılama bozukluğu, vatan, millet, bayrak ve din üzerine kurulu değer yargılarımıza bakar körlüğümüzden dert yanarız!
Ama sorumlu tutmayız kendi halimizi!
İnternet başında, kahvehanede geçen zamanı doldurur da televizyonda bilumum dizilere adapte olan ailemize 5 dakikamızı ayırmayız hissetmek, millet olmak, bir olmak, diri olmak adına.
Bizi terör değil, bizi bu halimiz vuruyor!
Ne cemaatçinin çocuğu cemaatçi gibi,
Ne milliyetçinin çocuğu milliyetçi gibi,
Ne de bir sosyalistin çocuğu sosyalisit gibi yetişiyor artık.
Bir birine zıt fikirlerin hiç olmazsa bir ideolojisi, amacı vardı!
Bu gün biz bırakın ideolojinden kendinden bihaber yaşıyor, varsa azıcık duyarlılığımız biraz vah, biraz da ahlıyoruz. Duyarlılığın hepsi bu kadar.
Gerisi mi, gerisi hikaye kardeşim.
Bu satıra kadar olan sözlerin tamamını öncelikle atfediyor, aynayı kendime tutuyor, işte bu sorumlulukla Ey Türk Titre ve kendine dön çağrısı yapmak istiyorum!
Biraz olan hissetmek adına aynaya bakma zamanı!