Yozgat sahipsiz bu kelimeyi aynen tasdik ediyor onaylıyoruz. Menfaatinin dışında kimse Yozgat’a bir çivi çakmak istemiyor. Yozgat’ın sahipsizliğini ve garipliğini onaylıyoruz. Bir başka çelişki de bir takım zevatların yüzünden gelen idarecileri de bozuyoruz, hizmet edecekse, hizmet edemeyecek hale getiriyoruz.
Siyasilerin Yozgat’a çok şey yaptık demelerine rağmen, yapılan hizmetler maalesef çok güdük kalıyor. Çevre illerin aldığı mesafenin yanında biz adım atmış bile sayılmıyoruz. En belirgin özelliğimizden biri de çarpık yapılaşma ve düzensiz şehirleşmedir. Ne yazık ki, Nohutlu Tepe ile Çamlık arasında sıkışıp kalmışız bir türlü açık bir ufka ulaşamamışız. Bu talihsiz yerleşim alanı gelişmemize de engel olmuş.
Biz de sahipsiziz dedik; bunu söylerken Yozgatlı şair-yazar-aşık-ozan grubunu ifade etmek istedik. Her işimiz bitti de şaire, yazara, ozana mı kaldık diyebilirsiniz. Ama bir şehirde kültür sanat faaliyetleri olmadan o şehrin tanıtımı yapılamaz. Kültür ve sanattan yoksun bir il düşünebilir misiniz?
Bu şehrin yazarı, şairi, aşığı, ozanı ve gazetecileri var. Hem de bir çok ilden daha zengin konumda. Maalesef ki bu kültür adamlarımızın sesini dün de duyuramamış, bugün de. Dün de sahipsiz kalmışlar, bugün de sahipsizler. Ne kendilerine sahip çıkmışız, ne de eserlerine...
Yazarı, romancısı, hikayecisi, karikatüristi, ressamı, şairi, ozanı, aşığı ve gazetecisi olmuş. Hem de zamanlarının en usta kalemleri imişler. Ama onları kime tanıtabilmişiz? Bir Yozgatlı olarak çoğumuz bile onları tanımıyoruz. Bir çok alanda olduğu gibi Kültür Sanat çalışmalarında da sahipsizliğimiz kendini gösteriyor.
Çoğunuz hatırlarsınız, 2006 yılından beri Sürmeli Festivallerine “Şiir Şölenleri” ile katkıda bulunmaya çalışıyoruz. İl dışından onlarca arkadaşımızı getirip ilin tanıtımına yardımcı olsunlar diye gayret gösteriyoruz. Bu insanları boş koltuklarla karşılayınca mahcup oluyoruz. Kültür Müdürlüğü’nün küçücük salonunu dolduramıyoruz. Bu bizim sahipsizliğimizi göstermez mi?
ümitlerimiz kırıldı, bezginlik geldi üzerimize bizlerde insanız üzülüyoruz. Eser yayımlayan yazar arkadaşlarımız var. Sorun hele kaç kitap pazarlayabilmişler. İlinden, hemşehrilerinden destek göremeyen romancı, hikayeci, şair-yazar, tekrar eline kalem alabilir mi? Onların ümitlerini biz söndürüp yok ediyoruz.
Bir çok ildeki arkadaşımızla görüşüyoruz. Kitaplarını ve kültür sanat çalışmalarını valilikler, belediye başkanları, kent konseyi, sivil toplum örgütleri ve iş adamları destekliyor. Onların desteği ile ayakta kalıp yeni yeni eserler ortaya çıkarabiliyorlar. Bizde öyle mi? Tamamen kendi emek ve çabanızla, alın terinizle yapacaksınız ve hiç destek göremeyeceksiniz. Ben çok iyi hatırlıyorum bir zevat dışarıdan çıkıp gelmiş, Yozgat’a binlerce “CD” dağıtmıştı. Bunu da resmi kanalla yaparak, o günün değeri ile iyi bir para alıp gitmişti. Bunu bir Yozgatlı yapmaya kalksaydı asla destek göremezdi.
Çocuk masallarımı çıkardığımda bir ilçeye gittim, kaymakamlığa dilekçe ile müracaat ettim. Öğretmenlerden oluşan bir komisyon toplamış, komisyon ne karar verse beğenirsiniz: “Bu masal kitaplarını almaya gerek yok, biz 100 temel eser alınmasını istiyoruz”. Şu saçmalığa, şu densizliğe bakın! Sanki onlara 100 temel eser almayın diyen var. Kendi yazarını es geçen yöneticiye, kendi şairine, yazarına gazetecisine ve eserine sahip çıkmayan yöneticiye ben yönetici mi derim!..
Bunları söylerken de acımasız olmayalım.
Kültür sanat faaliyetlerinde Yozgat Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Başer beyin ve Yozgat Belediyesi’nin katkılarını, desteklerini fazlasıyla gördük. İnkar edersek gözümüze durur. Kültür ve sanat faaliyetlerine verdikleri desteklerden dolayı, başkanımız Sayın Yusuf Başer beyi ve ekibini kutluyor teşekkürlerimizi ifade ediyoruz. Bu emekleri ve destekleri inkar etme gibi bir densizliğimiz olamaz.
Sahipsizliği genel anlamda ifade ediyoruz. Malımız da olur, mevkimiz de olur, çok önemli bir makama da gelmiş olabiliriz. Yüce Mevla, mal mülk de vermiş olabilir, ama biz bütün bunları şehrimiz insanlarımız hayrına kullanamıyorsak, malın, mülkün, makamın hiç bir değeri olmaz. Sonuçta hepsi geçici, geriye doğru dönün bir bakın o makamlardan kimler gelip geçmiş; elde ettiğiniz o malların eski sahipleri kimlermiş? Gök kubbede hoş bir seda
bırakanlara selam olsun. Rabbim bu şehrin insanlarına da sahip göndersin.