Şu dünyada her şeyi tam insanların yaşaması dahi zorken, bir de dünyaya sağlık problemleri ile, bir yerinden yoksun gelenlerin yaşantısını düşündünüz mü hiç!
    Hizmet İş Sendikası doğuştan veya sonradan bir şekilde hayatta bir uzvunu kaybetmiş insanların durumlarını anlamak gerektiğine dair üzerinde durulması gereken bir açıklama yapmış.
    3 Aralık Dünya Engelliler Günü bu gün…
    İşte bu güne özel gelen açıklamalardan bir tanesi de Hizme-İş Sendikası Şube Başkanı Ferhan Zararsız ve Engelliler Komite Başkanı Durak Kayiş imzası ile yayınlandı.
    Bu açıklamayı okurken şu bölümünden daha çok etkilendiğimi hissettim.
    Kendi kendime sordum ve yanıt aradım.
    Düşündükçe bir engelli vatandaşın yerinde hissettim kendimi…
    İsterseniz şimdi bir kere daha soralım kendimize.
    Nefeslerinizi tutun başlıyoruz:
    - Siz hiç tekerlekle sandalyede oturup koşmayı denediniz mi?
    - Siz hiç gözlerinizi bağlayıp annenizi görmeyi denediniz mi?
    - Siz hiç kollarınızı bağlayıp birinin size yemek yedirmesini, su içirmesini beklediniz mi?
    - Siz hiç konuşmayıp şarkılar söylemek istediniz mi?
Eminim sizde de oluyordur, ben bazı zamanlar rüyamda bir an hareket edemediğimi hissederim. Elimi oynatmaya çalışırım oynamaz.
    Bağırmak isterim sesim çıkmaz.
    İşte bu durumda bir insan ne kadar çaresiz olduğunu çok daha iyi anlıyor.
    Birde bu durumu hakikaten yaşayan, bir ömür boyu yaşamak zorunda olanlar var.
    Bu gün onlar için uluslar arası bir gün ilan edilmiş: “3 Aralık Dünya Engelliler Günü…”
    Özürlüydü ifade şekli bu güne kadar, daha sonra engele dönüştü ayıbımızı büyütmemek adına.
    Şu dünyada engelli olmak ne kadar zor, içinden çıkılmaz bir durum.
    Özellikle de ülkemizde ve de Yozgat'ta.
    Ailelerin sorumluluğundan tutun da, okulda öğretmenin, sokakta insanların tavır ve davranışları hepsi bir bütün.
    Bunlardan bir tanesinin eksik olması onlara, gerçeklerimize, hiçbir zaman kaçamayacaklarımıza,
    Evimizin en kuytu, en köşe, en karanlık yerinde saklamakla kurtulamayacaklarımıza yapılmış en büyük haksızlık demektir.
    Onlar yıllardır toplumun duyarsızlığını yaşıyorlar.
    Tabi bu durum her şeyden evvel ailede başlıyor.
    Evladının özrünü sırf getiri usulü düşünenleri biliyorum.
        Çocuklarının özrü ile bir yerlerden beklenti içine girip, onu da gönül rahatlığı ile yiyen o kadar çok insan var ki…
    Toplumun geneline bakmadan önce ailede başlıyor ne başlıyorsa…
    Aile ne kadar duyarlı ise engelli birey o kadar hayata tutunuyor, topluma, yani gün ışığına cesaretle çıkıyor.
    Başını kaldırıp etrafına bakabiliyor büyük bir umutla…
    İşte o umut toplumda başlıyor.
    Kaldırımdaki özel engelli yolu ile, otobüsteki özel engelli asansörü ile, onlar için yapılmış sosyal donatılar, etkinlikler ile…
Onları anlayan, duyan, farkına varan, düz bakan bir toplum ile…
    Biz daha SGK binasının hemen karşısındaki 'Engelliler park yerine' saygı gösteremiyoruz.
        3 Aralık Dünya Engelliler Günü, yıllar önce ortaya çıktığında öyle alallade bir gün olsun diye çıkmadı elbette.
    Geçenlerde Sarıkamış Şehitleri Anma programı düzenlenmişti bir yerde. Adamlar şehitlerin manevi varlıklarının yad edildiği bir ortamda halay çekmişler, iyi mi?
    Ben kötü niyetle yapılmadığına inanıyorum lakin bu durum engellilerimiz için de geçerli.
    3 Aralık günü onlarla olmak, eğlenmek, oynayıp gülmek güzel de, arkanı döndüğün an ne durumda olduklarını düşünmek var ya…
    Engelli bir vatandaşa Yozgat ne kadar engel…
    Ya da engellerin kaçını yıktık hep birlikte.
    Kaç tane engelli çalışanı var Yozgat'ın.
    Engelli olmanın ne anlama geldiğini anlamak için bir günlüğüne, bir anlığına onların yerine geçmek mi gerekiyor.
    Birilerinin sesimizi kısması, soluğumuzu tıkaması, elimizi, gözümüzü, yerinden sökmesi, dilimize kilit vurması mı gerekli?
    Hayırrr…
    Bu gün Yozgat'ta engellilere yönelik yapılanlar maalesef özrümüzü telafi edecek düzeyde değil.
    Onlar için ne yapsak az tamam da, azı da ortaya koyacak bir gayret olmalı.
    Bu iş ailede başlar demiştim ya biraz önce, sanırım sorun da orada.
    Biz ailelere özgüveni verememişiz, hala evladının bu durumunu saklayan, utanan insanlar var.
    Ne gariptir ki, yarın bu durumun kendi başına geleceğini düşünmeden sorumsuzca yaşayanlar da…
    İşte böyle bir toplumda yaşıyoruz hep birlikte.
    Ve hep birlikte bir özrümüz var tüm engelli vatandaşlarımıza karşı.
    Devlet destekleri onlar için zaten yetersiz. Bari bizler toplum olarak sahip çıkalım yanlarında olalım.
    Ama bir özrümüz var onu çok iyi biliyorum. Siz nasıl özür dilersiniz bilmiyorum ben bir özür yolu bulamadım.