Ana yatırımlarının büyük bölümünü Çanakkale’nin Çan İlçesi’ne yapan Kale Grubu, ikinci büyük yatırımını Yerköy’e yaptı.
Kale Grubunun Kurucusu İbrahim Bodur 50 milyonluk Yerköy yatırımının Yerköy’e nasıl geldiğini o gün şöyle anlatmıştı:
“2004’te İstanbul-Kozyatağı’ndaki bir inşaatı ziyarete gittim. 9-10 işçi öğle yemeği yiyordu. İşçiler Yerköylü olduklarını, bir dilim ekmek ve karpuz için gurbete çıktıklarını söylediler. İşçiler benim kim olduğumu öğrendikten sonra ‘Yerköy’de bir fabrika yapın, buralara kadar gelmeyelim’ dediler ve ısrarla bir dilim karpuzu ikram ettiler. Bu samimi hal beni düşündürüp, etkilemişti.” 562 dönümlük bir alanda kurulu Kaleseramik Fabrikası, yıllık 3,5 milyon metrekare üretim kapasitesine sahip. Fabrikalarda toplamda 170 kişi istihdam edilecek.”
Bir dilim karpuzun hatırına Yerköy’e kurulan devasa fabrika…
* * *
Yıllar sonra bu hikayeyi hatırlatan (Müsaade almadığım için ismini burada telaffuz etmiyorum) çok değerli bir büyüğüm.
Kendisi Yozgat sevdalısı, bu toprağın insanlarının ihtiyaçlarını, beklentilerini, umutlarını, heyecanlarını çok iyi bilen, tanıyan,
Her şeye rağmen hala Yozgat için mesai harcayan değerli bir insan!
Onu değerli kılan her şeye rağmen bu şehrin insanlarına sımsıcak duygularla bakabilmesi.
Geçenlerde telefon sohbetimizde Yozgat’ın son durumundan konuştuk,
Yapılacak yatırımlar, beklentiler, Organize Sanayi Bölgesi’nin son durumu,
Dağdan tepeden başladık, derken ortak sevdamız olan Yozgat’tan çıktık anlayacağınız.
Hatırlıyor musun dedi bana “Yerköy’e Kale Grubu’nu getiren bir dilim karpuzun” hikayesini.
Öyle bir hikaye var olmasına vardı ama detayları neydi dedim kendi kendime.
O günleri hatırladık, zihinlerimizi tazeledik ve bu gün üretim yapan bir Yerköy fabrikasının arkasındaki bir dilim karpuz gerçeğinde yatan samimiyete vurgu yaptık!
* * *
Yerköy’de Kale Grubu’na ait fabrikanın faaliyete geçtiği gün ben de oradaydım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kale Grubu Kurucusu İbrahim Bodur ve bir çok önemli ismin katılımı ile muhteşem bir açılış olmuştu.
O günden sonra ciddi manada yatırım yapan, istihdam kaynağı oluşturan bir fabrika açılışı yaptığımızı hatırlamıyorum.
Yapıldıysa da çok cılız yatırımlar oldu bunlar.
Eğer Et ve Balık Kurumu’nu istihdam kaynaklı bir yatırım olarak görüyorsanız, daha önce de aynı yerde Pınar A.Ş.’nin zaten yatırımda olduğunu hatırlatmak isterim.
Et ve Balık Kurumu bir devlet yatırımıdır o ayrı bir konu.
Kale Grubu Kurucusu İbrahim Bodur’u Yerköy’e getiren tek başına bir karpuz ikramı değil elbette.
O bir vesile…
Adam hatırı, gönlü, bir kahvenin kırk yıl hatırı olduğunu hala sayan bir değer yargısına sahipmiş her şeyden önce.
Onun dışında devlet teşvikleri de Yerköy’de fabrikanın kuruluşunu getirmiş!
Başbakanın açılışa katılması, öncesinde kurulan diyalogun önemini de ortaya koyuyor.
Demek ki istenilince bir karpuz ikramıyla gelen zincir tamamlanıp yatırıma dönüşebiliyor!
Öyleyse ortaya bir gerçek çıkıyor, o da bir şeyleri samimiyetle ve sıkı sıkıya sahip çıkmak.
Yatırımcıya hakikaten kucak açmasını bilmek.
Bürokrasinin oluşturduğu engelleri kolaylıkla esnetebilmek, kaldırıp atmak,
Komşuda pişer bize de düşer demiş atalar.
Kayseri’de, Kırıkkale’de, Sivas’ta, Çorum’da pişen yemeğin kokusunu dahi hissedemiyorsa Yozgat bunda bir eksik yok mu?
Bu gün Çorum Organize Sanayi Bölgesi’nde 40’ın üzerinde firma dünya ülkelerine ürettiğini satabiliyor,
Sivas’ın sanayisi, yatırımları hiçte küçümsenemeyecek kadar büyük,
Kırıkkale dahi bizden çok ileride…
Bu illere komşu olup da etkilenmemek biraz yadsınacak bir durum değil mi?
Yadsımadan öte irdelenecek, biraz özeleştiride bulunacak durum.
Bundan 5 yıl öncesine gittiğimizde Yozgat’ın yatırım haritasında karşımıza çıkan en önemli yatırım Yerköy’deki fabrika.
O fabrikanın gelişi de bir dilim karpuza bakıyor!
Demek ki her şey bir ilginç vesileye bakıyor. Vesileler oluşturmak çok da zor değil aslında.
Herkesin kendine göre oluşturabileceği bir vesile vardır, olmalıda.
Bir dilim karpuz olmasa da ikram edeceğimiz, bir güler yüz, biraz hakiki Yozgatlılık, biraz da sahiplenme içgüdüsü lezzetli bir yatırım yemeği ortaya çıkaracaktır.
Bir dilim karpuzun hikayesini yapmak zor değil, önemli olan vesilelere hayırla bakabilmek.
YOZGAT RÜZGARI
Gerçekten çocuklar mı YAKIYOR!..
Bu üçüncü yangın…Gerçekten çocuklar mı YAKIYOR!..
İkincisi bir ay önce,
Birincisi birkaç sene önce çıktı!
Ne hikmetse bu yangınlar henüz yeni fidanlıkların olduğu bölgelerde,
Ya da Nohutlu Tepe gibi ağaç yoğunluğunun bulunmadığı yerlerde çıkıyor!
Bir ara Belediye Başkanı Yusuf Başer, yangınların kasıtlı çıkarılmış olduğundan bahsetti.
Üstü kapalı geçti, fazla detaya inmedi ama belli ki bir bildiği var.
Dün Rehabilitasyon Merkezi yanındaki fidanlıkta üçüncü kez çıkan yangına sebep olduğu ileri sürülen çocuklardan bahsediliyor.
Ne hikmetse bizim çocuklar bu yıl yangın çıkarma gibi bir alışkanlık edindi.
Ve ne hikmetse bu yangınların çıkış yerleri bir birine çok benziyor.
Bana göre yetkililerin bu olay üzerine ciddi manada eğilmesi,
Yargı mercilerinin gerekli soruşturmaya başlatması,
Polisin gerekli araştırmayı yaparak nedenlerine dair tespitleri ortaya koyması gerektiğini düşünüyorum.
Şuana kadar yapılmış bir çalışma varsa ondan haberdar olmadığımı belirtmek istiyorum.
Lakin göz göre göre gencecik çam ağaçlarının yanması,
Bunun alenen yapılıyor olması işin ciddiyetini ortaya koymaya yetiyor da artıyor.
Eğer bu güne kadar herhangi bir işlem yapılmadıysa bu günden sonra gerekli mercilerin şu soruyu sorması gerekmiyor mu: “Bu yangınları gerçekten çocuklar mı çıkarıyor?”