Bir birine zıt üç farklı söz, şey, nesne artık her neyse yan yana getireceksiniz deseler, herhalde ancak bu kadar olurdu.
    Bir anne ve bebeğin yanına yakıştırılamayacak bir ifade ölüm.
    Allah’ın takdiri kimden yana tecelli ederse onda vukuu bulur elbette.
    Ama ölüm öyle bir geldi ki bu kez bir anne ve bebeğinin üzerine, insanın kabullenesi gelmiyor.
    Nasıl olur diyor, kim yapar, ya da bir anneyi bebeğiyle canına kıyabilecek kadar hayata küstüren ne olabilir ki?
    Henüz 20’sinde genç bir kadın.
    Bebeği 40 günlük…
    Baba hayat mücadelesine Ankara’ya gitmiş.
    Ardında canı kadar sevdiği, uğruna Şanlıurfa’dan kaçırıp, helali bildiği eşini ve henüz kokusunu dahi tanımadığı çocuğunu bırakmış.
    Hayat bu, rüzgar misali bir gün buradasınız ertesi gün daha başka yerde.
    Bir gün rüyadasınız bir gün gerçekte.
    Bir gün ağlıyorsunuz bir gün gülüyor.
    Birkaç gün öncesine kadar Alan ailesinin belki de tek derdi geçimdi.
    Evladının ihtiyaçları, evinin kışlık giderleri, biraz da birikmiş…
    Sorgun’da evde ölü bulunan anne ve bebeğinin intihar mı yoksa töre cinayeti sonucu mu öldüğü henüz netleşmedi.
    Sorgun Polisi olayı hassasiyetle takip ediyor.
    Eminim yakın zamanda sır perdesi aralanır.
    Ölüm sebebi ne olursa olsun, bilinmesi gereken bir şey var: Toplumun kanayan yarası bir olay…
    Eğer anne ve bebeğinin ölüm sebebi intiharsa, ardındaki nedenler araştırılmalı.
    Kilometrelerce öteden sevdiği insanın peşinden gelen genç bir kadının hayatının baharında neden canına kıymak ister?
    Hadi onu geçtik, eğer intiharsa ve önce evladını boğduysa, bir anneyi bu duruma iten nedenler ne olmalı?
    Tek başına geçim derdi demekle bu iş çözümlenmez.
    Hangi ailevi sorun bir anne ve bebeğinin ölümüyle çözüme kavuşabilir ki!
    Eğer bu ölümün ardından bir töre cinayeti çıkarsa, -ki önemli bir ihtimal- toplumsal tahlillerin sonuçlarını çok iyi değerlendirmek gerekir.
    Bir aile kaçan kızlarını öldürebilecek kadar gözü dönmüş olabilir mi?
    Ülkemizde sayısız örnekleri var töre cinayetleri ile ilgili.
    Bir yerde son bulması gerekmez mi?
    Türk adaleti böyle bir gözü dönmüşlüğe, caniliğe gerekli cezayı vermeli.
    Toplum uzmanı değilim ama bir vicdanım var ve insanım.
    Vicdan sahibi her insanın Sorgun’da yaşanan bu olay karşısında yüreği sızlamıştır.
    Bu gün sızlayan yüreklerin yarın yeniden benzeri bir olayla sızlamayacağı ne malum.
    İnsanlar geçim derdi, töre denilen saplantılar uğruna hunharca ölmeli/öldürülmeli mi?
    Bir anne, bir bebek ve ölüm…
    Ben yakıştıramadım bu üç sözü yan yana.
    Olayın yaşandığı evde kim bilir ne umutlar atıldı filizlenmesi dileğiyle yarınlara.
    Kim bilir genç kadın ne hayallerle sevdalandı eşine, mutluluklarının hesabı dahi yoktu dünya üzerinde.
    Sevgi denilen şey onları bir araya getirdi.
    Sonun böyle olmasını kimse tahmin edemezdi.
    Emin olun o genç kadın da tahmin edemezdi.
    Olayı iki gündür haber sayfalarımızda detayları ile takip ediyorsunuz.
    Polis her türlü ihtimali değerlendiriyor.
    Cinayet veya intihar, sebebi ne olursa olsun adaletin tecellisi hepimizin beklentisi.
    Asıl beklentinin toplumsal gerçeklerin, kanayan yaraların sarılması için atılan adımlar.
    Bu noktada toplum merkezlerinin, sivil toplum kuruluşlarının daha çok çalışması, toplumu daha yakından tanıması gerekiyor.
    Müftülüklerin Aile İrşat büroları vardı. Kadınları dinleyen, sorunlarına çözüm sunan, özelliklede dört duvar arasında, paylaşımdan uzak kadınlara ışık tutan bürolar. Şuan ne kadar etkili çalışıyorlar, nerelerde hizmet veriyorlar bilemiyorum. Haber alamıyoruz.
    Toplum Merkezleri, Aile İrşat Büroları, Kadın Dernekleri, artık her kimse.
    Gazetecilerin de olayın içine girmesi ile il genelinde toplumsal projelerin hayata geçirilmesi şart.
    Bir anne, bir bebek ve ölüm denilen çok zıt kavramları bir arada görmemek için, birlikte amaçları, ortak paydaları bir olan insanlar olarak bir araya gelmeliyiz.
    Aksi takdirde ölüm denilen hakikat Sorgun’daki şekliyle çıkar karşımıza, biz ise her zamanki gibi sızlayan vicdanımızın sesini dinlemeye devam ederiz.