Yalnız adam bu isteği görmüş, "olmaz alamam, git başımdan" der gibi kuşu kovalamış, sonra da kendi kendine söylenmiş; “Hıh, camı tıkırdatmakla kendisini içeri alacağımı mı sanıyor acaba..?”
Gecenin ilerleyen saatlerinde canı sıkılmış, rüzgar ve soğuk arttıkça yalnız adamı daha başka düşünceler sarmış, kırlangıcın arkadaşlığını geri tepmekten biraz pişmanlık duymuş…
-"Keşke kuşu içeri alsaydım. Ona biraz yiyecek verirdim. Minik kuş oradan oraya uçar, neşeli sesler çıkartır, cıvıldar, yalnızlığımı paylaşırdı" demiş.
Ertesi sabah ilk iş pencereyi açıp, etrafına bakınmış adam, belki kırlangıç oralarda bir yerlerde olabilir diye düşünmüş. Ama görememiş zavallı kırlangıcı…
Uzun kış geçmiş, yine yaz gelmiş…
Etrafta kırlangıçlar, cıvıldayarak uçmaya başlayınca; yalnız adam, heyecanla camını sonuna kadar açıp kuşu beklemiş… Ama hiç gelen olmamış.
Onun hevesle havada uçan kuşlara baktığını gören komşusu hikayeyi öğrenince hafif buruk bir sesle:
-"Sevgili komşum, anlaşılan sen kırlangıçların sadece 6 aylık bir ömürleri olduğunu bilmiyordun?" demiş. Bunu işiten yalnız adam çok üzülmüş ama üzülmek için de artık geç kaldığını anlamış…
* * *
Sanırım yaşam denilen şey böyle bir şey…Çoğu zaman yaşadıklarınızın tekrarı yoktur.
Hayat geriye dönüp bakma imkanı dahi tanımaz insana.
Bu gün yeni yılın ilk günü olunca ister istemez geriye bakma ihtiyacı hasıl oldu.
Bakıyorum da 2011'i oluşturan 365 günün ilk gününde herkesin umudu aynı.
Temenniler peş peşe geliyor, kimi kalpten, kimi dilden.
Ama öncelik sevdiklerimiz için; sağlık, mutluluk, olursa biraz para.
Her yıl olduğu gibi bu yılda tekrar olacak. Birinci günün ardından ikincisi, derken üçüncüsü, bir bakmışız 365'incisi gelecek.
Ömür ne kadarını görmeyi kısmet eyler bilinmez ama bildiğim bir şey var ki o da yaşananların geride çabucak unutulması.
Acılar dahi zamanla unutulup gidiyor. Kimileri dün gibi taze, dün gibi sıcak olsa da gün geliyor en sevilenler dahi unutulup gidiyor.
Ama umutlar hiçbir zaman unutulmuyor.
Dün gibi taze, yarın kadar canlı…
Yeni bir yıla girerken yeni bir umut diliyor insanlar.
Temenniler iyi yönde ama yaşananlar öyle değil maalesef.
Yeni yıla yeni umutlar dileyerek başlayacak, yine savaşlar yaşayacağız.
Geçenlerde adamın biri yurt dışından gelmiş miras için. Çekmiş silahını vurmuş bir baba ve küçük kızını miras derdine.
Saçı sakalı ağarmış bir adam işlemiş bu cinayeti.
Bu nasıl bir gözü dönmüşlük. Adam canı sıkılıyor babasını bıçaklıyor, kardeşini kesiyor.
Kan davası diyor adına onlarca insanı katlediyor.
Arabasına biniyor köklüyor gaza, ölümüne gidiyor yola.
Ne kendini düşünüyor ne de karşısındakini.
Canı sıkılıyor küfrediyor, hakaret dolusu sözlerle hayvanları kendine özendirecek duruma geliyor.
Para denilen kağıt parçasını bir birinden kaçırma adına yalanlar havada uçuşuyor.
Namus denilen kavram bir anda içerik değiştiriyor, anlam yitiriyor.
Namusu kadında arayanlar bir kadın kadar namuslu kalamıyor.
İşte böyle bir dünyaya yarın yeniden merhaba diyeceğiz.
Umutlar elbette ki iyi yönde ama sadece umut ve temenni.
Her yıl olduğu gibi bu yılda temenniler iyi yönde.
Her şeye rağmen biz yine de yeni temennilerde bulunmaya devam edelim.
Ama lütfen bu birinci günde bir kere olsun geriye bakalım.
Temennilerle, ardımızda bıraktığımız ömür bir birine benziyor mu?Benziyorsa ne ala, benzemiyorsa temenniler havada kalmasa diyorum.
Bu gün 365 günün 1. günü.
Umarım her günümüz sağlıklı, huzurlu ve mutlu olur.