Bozok Üniversitesi önemli bir sürecin geri sayımında.
    Aslına bakarsınız geri sayım Yozgat için.
    Yıllarca umutlarını, beklentilerini, özlemlerini, hasretlerini, eli nasırlı anaların dualarını, babaların alın terini, buğdayın başağındaki bereketi, kurbanı üniversitesine adadı Yozgatlı.
    Topraklarında kurulacak bir üniversitenin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu Yozgatlı.
    Hani o makus kaderimiz var ya,
    Kara bahtlı, kör talihli yanımız…
    İşet o makus kaderin, üzerimizi çepeçevre saran kırılası kabukların,
    Tekelciliğin,
    Cehaletin ve bilumum içi boş umutların önüne üniversitesini koydu Yozgatlı.
    Yozgatlı ışığı üniversitede gördü, o ışıkla karanlıklar arasından 2006 yılında söktü aldı.
    Geç oldu, güç oldu ama oldu şükürler olsun oldu.
    Şimdi üniversiteli Yozgat…
    Ama üniversite Yozgatlı mı, işte orasını oturup saatlerce tartışabiliriz?
    Yaklaşan rektörlük seçimi öncesi her gün ama her gün konuşabileceğimiz bir durum.
    Geçte olsa bulduğu üniversitesine olan özlemin karşılığını alamayan Yozgatlı bu seçimi merakla bekliyor.
    Bozok Üniversitesi’ne rektör olacak isim sadece rektör olmayacağını işte bu yüzden çok iyi bilmeli.
    Yozgatlı’nın umutlarına yön vereceğinin farkındalığını hissederek oturmalı o koltuğa.
    O koltuğa oturmak için talip olan adaylardan bir tanesi Prof. Dr. Abdullah Aziz Ergin.
    Kendisini ilk kez dünkü adaylığını açıkladığı toplantıda tanıdım.
    Ama soy ismi yabancı değil ne bana ne de Yozgat’a.
    Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı olan Ergin, tam iki saat süren bir sunumla hem kendini, hem hedeflerini, hem de o hedefleri gerçekleştireceği Bozok Üniversitesi ve Yozgat’a bakış açısını paylaştı kamuoyu ile.
    Gazeteci arkadaşlarım ve ben iki saat boyunca kendisini dinlemekten sıkılmadık.
    Sıkılmadık çünkü anlattıkları bir Yozgatlı olarak gönlümüze hitap eden,
    Beklentilerimizi, üniversitemiz adına özlemlerimizi dile getiren şeylerdi.
    Tabi hitap şeklini de göz ardı etmemek gerekir.
    Bozok Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Abdullah Aziz Ergin’in üniversite anlayışı ile ilgili şu bölüm oldukça dikkatimi çekti: “Bulunduğu yöre halkı ile bütünleşmiş.”
    İşte bu gün Bozok Üniversitesi’nin yaşadığı sorunların temelindeki etken.
    Konunun uzmanları ne derler bilmiyorum ama ben bir Yozgatlı olarak,
    Üniversitesinden Yozgat adına beklentileri ve özlemi olan bir Yozgatlı olarak bu tespiti bu günkü sorunların temeli olarak görüyorum.
    Eğer bu gün bizim üniversitemiz bizimle bir bütün,
    Bizim sorunlarımıza yanıt veren, kendi içinde değil de bizimle, Yozgat’la hakikaten hasbihal olmuş, kaynaşmış (et ve tırnak misali),
    En azından bizlerin sahipsiz olmadığını az da olsa gösterir bir yapıda olmalıydı.
    Eminim öyle bir kaynaşma gerçekten vukuu bulmuş olsaydı bu gün Bozok Üniversitesi bulunduğu konumun çok ama çok ilerisinde olurdu.
    En azından moraller yüksek, öğretim görevlisi, öğrencisi ve Yozgatlısı ile tam bir özgüven içerisinde bulunurdu.
    Sorun üretmek değil niyetim, derdim Yozgat…
    O yüzden rektör adaylarını özellikle dinliyor, ayrıntılara takılacaksa takılıyor,
    Mimiklerinden tutun da Yozgatlıya bakış açısına kadar her şeyi ince bir elekten geçirmeye çalışıyorum.
    Belki benim bir oyum yok ama ben bir Yozgatlıyım.
    Benim özgüvenimi bana kazandırmayan bir rektör istemiyorum.
    Dün Sayın Abdullah Aziz Ergin’i can kulağı ile dinledik.
    En azından bizi dinlettirmeyi başardı. Projeleri ve hedeflerine diyecek sözümüz yok.
    Her biri ilimin ışığına yakışır fevkalade lezzetli şeylerdi.
    Biz tat aldık, umarım diğer adayların da ortaya koyduğu lezzetler, Yozgatlı’nın damak tadına uygun tatların ortaya çıkmasına vesile olur.
    Ve Yozgat, üniversitesine çağ atlatan rektörüne kavuşur.