Ne demek arkadaşım bende odana göz gezdiririm. Bakalım ne ile zaman geçiriyorsun.
- Allah razı olsun kardeşim benim.
Fatih dışarı çıktığında Harun odaya göz gezdirdi. Odanın bir ucundan diğer ucuna uzanan kitaplıktaki kitaplar gözüne çarptı. Muazzam bir kitaplık ve ağzına kadar dolu raflar arasında göz gezdirdi.
Bu arada Fatih karşı odada Namaza durmuştu.Harun huşu içerisinde Rabbine yönelen arkadaşını seyre daldı.Öyle içten,öyle huzurlu, öylesine kendinden geçmiş olan arkadaşını hayranlıkla seyrederken kendi kimliğini ve kulluğunu düşündü.Uzun süre sadece onu sessizce seyretti utanarak.Fatih,nihayet Namazını bitirip,duasını etmiş mutfağa gitmişti.Harun da Masanın üzerinde yarısı işaretlenmiş ve altı özenle çizilmiş, cep kitapçığı şeklindeki minik mavi kaplı bir kitap dikkatini çekti.Belli ki Fatih okuyor ve yarım kalmıştı. Kitabın adına ve yazarına baktı ilk defa görüyordu. Kitabın adı “İşte İslam” yazarı ise Seyyid Kutub idi.
Harun kendisine mutfakta içecek bir şeyler hazırlamakta olan Fatih’e seslendi;
- Arkadaşım bu kitap ismi bana çok tuhaf geldi.Ne demek bu İşte İslam. diğerleri İslam değilmi ki?
Fatih, elinde sıcaktan terlemiş arkadaşına soğuk içecek bir şeyler ikram ederken ;
- Harun kardeş. Tepkinde haklısın. “İşte İslam” adı insanı düşünmeye sevk ediyor. Ama düşündükçe de insan bu ismin güzelliğini daha iyi idrak ediyor. İslam sadece belli ibadetler manzumesinden oluşan bir din değildir ki, gel gör ki bugün ortaya konulan din toplumlara afyon olmakta uyuşturmakta, düşündürmemektedir. Aklın yularını vahyin eline vermektense, vahyin dışındaki beşeri unsurlar aklı yönlendirmektedir.
- Peki Fatih. Bir şey sormak istiyorum. Okuduğum bunca kitap neden beni bunaltıyor, battıkça battığımı hissediyorum neden sence?
- Bak kardeşim. Okuma eylemi ilk Rabbani eylemdir.
“Oku” “Adına Oku” emirleri peygamber döneminde özelde genelde tüm çağ ve zamanlarda şeytan ve dostlarına rahatsızlık veren bir emir olmamakta. Allah okumamızı istiyor, Rab adına okumamızı istiyor. Zaten cahiliye fertleri Allah’ı inkar etmiyor ki ne o gün ne bugün. Vahyin geliş sebebi de zaten Allah’ı inkar eden bir topluma işte Allah vardır, sebepleri de şudur gibi bir düşünce sunmadı ki, zaten zulmün ele başlarından tutunda ona kan, can olan halkta Rabbin varlığını kabul ediyordu. Yoksa sorun Allah var-yok meselesi değildi. Hiçbir zaman da olmadı. İslam onun varlığını ispat için değil, kendisine eş koşulmamasını telkin etmek için gelmiştir. Zaten cahiliye de her dönemde Allah için, Rab için okuduğunu iddia etmekte. Ama nasıl bir Allah inancı, nasıl bir Rab ki. Pratik hayatta etkinliği olmayan, bir Rab gerçekten Rab midir?.Göklere hakim olup da yeryüzüne ,ilişkilere hakim olmayan Rab Rab’midir? İşte problem “Oku” Yaratan Rabbin adına oku” emri geldiğinde başlıyor. Neden başlamasın ki? Muhammed (as)in Rabbi yaratan, yoktan var eden, düzenleyip şekil veren iken, cahiliyenin Rableştirdikleri kendi elleriyle yapıp, ilahlaştırdıkları putları, düzenleri, sistemleri yaratmaya muktedir değildir ki? İşte bu yüzden okuma eylemi Kur’an ile başlamalı, Kur’an okunmalı, fıtrat terbiye olmalı, huzura, felaha erdirilmelidir.
Bu sözler karşısında pür dikkat dinleyen Harun derin düşüncelere içerisindedir artık. Fatih susmuş, adeta onun gözlerini kıpırdatmadan dalgın duruşunu seyretmektedir artık.Fatih ellerini Harun’un omzuna atarak;
- Dostum burada mısın? Derin bir nefes alan Harun;
- Evet arkadaşım. Yaşantım geçti bir an gözlerimin önünden bir film şeridi gibi. Yaptıklarımı ve yapmam gerekirken yapamadıklarımı düşündüm. Düşündürdün beni. Neredeyse sendeki kitaplarının sayısı kadar bende de kitap var ama senin kitaplarını okuman ile benim okumam arasında bir fark var. Oda O’nun adına olmayışı. İnşallah bundan böyle okurken Yaratan Rab adına ,onun istediği, hoşnut olduklarını okuyacağım. Varlığımın sebebi de bu olsa gerek.
- Haklısın Harun. Yaradılışın sebebi bu insan hayatını Rabbin adına şekillendirmeli, her şeyimizi o yönlendirmeli. Onun hakkı değil mi bu? Yaratan, yoktan var eden, yaratılışa uygun kanunlar vaaz eden, o değilmi ki? O halde O adına okunulmaya en layık olan değil mi? İşte bu kitabın minik “İşte İslam” kitabının yazarı da bunun pratik örneğidir. Rab adına okumak fedakarlık ister, çile ister, devamlılık ve dinamizm ister. İşte kitabın yazarı bu noktada yazdıklarını ispatlamış birisidir de aynı zamanda. Bu yolda darağacına asılıp şehid edilmiştir de zaten.
Fatih’in bu sözleri karşında artık Harun adeta tekrar dirilmiş okuma bilincini yakalamıştı.Vahyin okunması gereken öncelik olduğunu, varlığının sebebini idrak etmişti.Bu düşüncelerle arkadaşından müsaade isteyip evine geldiğinde ilk işi Kur’anı açıp okumak oldu. Alak suresini düşünce dünyasında fırtınalar estirircesine okurken tüylerinin diken diken olduğunu hissetti. Sahabe ile aynı frekansı yakaladığını hissederken artık o bunalımlı, durgun Harun gitmiş, sanki asırlar öncesinden günümüze gelen bir Harun pratik hayatta varlığını ortaya koymuştu.....