Var mı dünyada sağlık gibisi.
Malı, mülkü gözü görmez çoğu zaman insanın.
Tırnağına taş değse canı ordadır insanın.
Tırnağa taş değmeden de çoğu zaman anlamayız sağlığın kıymetini.
Sağlık zengine de lazım fakire de.
Sağlık başta olmayınca akıl da olmuyor, fikir de, iş de güçte!
Yozgatlı yıllarca hem sağlığından oldu hem de işinden.
İş yok, güç yok, ekonomik gelir yok, sosyalite yok, bir de sağlık yok!
Daha doğrusu sağlık varda, sevkle geçti ömrümüz yolarda,
Ya da hastane kuyruklarında.
Sağlıkta atılan adımlar fevkalade, ama Yozgat’a her zaman iki adım kısa kalıyor.
Misal, Devlet Hastanemizde son yıllarda önemli gelişmeler oldu.
Aynı branştan birden fazla doktor var, eskisinden çok daha iyi düzen.
Konusunda uzman her biri.
Ama tek başına uzmanlık yetmiyor.
Fiziki imkan yetersiz geliyor, ya da destekler.
Doktor özgür hareket edemeyip, destek bulamayınca sağlıktaki yenilikler bir adım kısa kalıyor.
E, zaman zaman sağlık politikaları da tıkıyor yeniliklerini önünü.
Öyle olunca bizim doktor bürokrasiye takılıyor.
Misal Doğum Evi…
Yönetim hastanedeki hakimiyeti tam anlamıyla sağlayamayınca başta hasta bakıcı, yemekçi sorun olup çıkıyor.
Derken sorunlar git gide yumak hale geliyor.
Zamanla hasta sayısı artan doktor ezilmeye başlıyor.
Stres artıyor, sorunlar çoğalıyor.
Var olan imkanlar zamanla görülmüyor, gözden kaçıyor, kullanılmıyor.
Yönetici yönetmesini bilmediğini gibi, devletten istemesini de bilmeyince bebek ölümleri oluyor.
Doğumevi denilen yer sağlığın atar damarı, kalbi.
Dünyaya yeni merhaba diyen bebeklerin yuvasında hayatlar kararmaya başlıyor.
Tüm bu olumsuzlar çoğu zaman yöneticiye, çoğu zaman bürokrasiye, çoğu zaman tek düze sağlık politikalarına,
Çoğu zamansa vatandaşın duyarsızlığına takılıyor!
E, bizde hepsi var, o halde ne yapmalı!
Öyle bir hastane kurmalı özel kadar özel olmalı.
Özel hastanemiz Kalp Ünitesi kuracak, takılmazsa bürokrasiye.
Takılırsa Allah rahmet eylesin Yozgat’a.
İşte tam burada Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi giriyor devreye.
Adı üzerinde üniversite hastanesi.
İlim var, irfan var…
Bu ikisinin olduğu yerde özgürlükte var, profesyonellikte.
Hal böyle olunca araştırma, uygulama ve beraberinde hastane vazifesi üstlenen kurumun kadrosu da özgür oluyor!
Özgürlük yenilikleri getiriyor.
Kaliteyi doğuruyor, insana verilen değeri artırıyor.
Bozok Üniversitesi’nin Araştırma ve Uygulama Hastanesi bu noktada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmede gayretkar, fedakar ve de azimli.
En azından Yozgat için çalışıyorlar, insana değer veriyorlar.
Konusunda uzman kadrosundaki doktorların her biri.
En azından hasta getirisi olan müşteri değil önce insan olarak görülüyor.
Onun gözüyle bakıyorlar her şeyden önce dünyaya.
Ya ben olsaydım mantığını bilir misiniz, işte bu çok önemli.
Bu günkü manşet haberimizi çok dikkatli okuyun lütfen.
Daha önce değişik hastanelere gitmiş, muayene, tahlil ne varsa yapılmış biri iki aylık, diğeri bir buçuk yaşlarında iki bebek.
Bebek, hastalık dahil her şeye müsait masum yavrucaklar.
Daha önce gittikleri hastanelerde ciddi bir bulguya rastlanmamış.
Teşhis yok, tedavi de yok haliyle.
Çocuklarının huzursuzluğu devam eden anne-babalar alıp getirmişler Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Öznur Küçük’e…
Muayene ve tahlilleri yapılan çocukların ikisinde de çok ciddi rahatsızlıklar olduğu ortaya çıkmış.
Peki ya böyle bir tespit yapılamamış olsaydı.
Takdiri ilahi…
Bu sözü Yüce Yaratan da kabul etmez herhalde.
E, ne yapsın anne-babalar?
Ne yapabilir imkanlar kısıtlı, gidilen yollar kapalıysa.
Şükürler olsun ki Tıp Fakültesi Hastanesi gibi bir hastane var Yozgat’ta.
Sağlık sektöründe çeşitlilik işte böyle bir şey.
Öznur Hoca tespit etmemiş olsaydı kim bilir ne gelecekti bebeklerin başına.
İşin en acı tarafı ise her iki bebeğin önceki muayenelerinde “bir şeyleri yok” denilmesi.
Bu söz sanırım anlayana çok şey anlatıyor!
Her neyse sözü çok uzattım sanırım.
Sağolsun Öznur Hanım iki bebeğin daha kapsamlı hastanede tedavi olmasına vesile olmuş.
Bu güne kadar vesile olunamayanları düşününce dünyam kararıyor.
İnsana verilen değer böyle bir şey sanırım Sevgili Yozgatlılar.
Bizim duyarlı olamadığımız noktada duyarlılık sahibi sağlıkçılar olmalı.
Sağlık saçmalı insana sırf insan olduğu için.
Paranın nasıl olsa geleceğini bilmeli, önce değer vermeli.
Devlete ait hastaneler de özeli de, üniversite hastanesi de ne kadar büyür, gelişirse kazanan Yozgatlı olur.
Bu noktada sahiplenme denilen şey çıkıyor ortaya.
Biz sahip olmazsak hiçbir şey olmaz.
O halde sahip çıkmalı, destek olmalı. Başka hastane teşhisi koyamamış diye karalamak yerine sorunun ta dibine inmeli, varsa ihmali çözmeli.
İhmali bırakıp insana değer vereni de alkışlamalı.
Bu gün için Tıp Fakültesi Hastanesi bunu yaptı, alkışı hak etti.
(İki bebeğe de Allah’tan sağlık, sıhhat ve hayırlı bir ömür diliyorum)