“İki yiğit çıktı meydana, ikisi de birbirinden, yiğit mi yiğit.” Aynen böyle bağırırlardı davul sesleri arasında… Şimdi meydanlarda, o kadar çok yiğit var ki, başlar dönmeye başladı… Kıran, kırana bir güreş…
Oyunu belli edenler, genelde kırsal kesim.
Bürokratlar sus, pus…
Aydınlar, Aydın havasında,
Entel kesim, ne zaman ayıkacaksa konuşacak,
Orta direk küskün,
Sandıkları etkileyecek kesim, büyük oranda kararsızlar.
Ticaret alemi “hele bir seçim olsun da” söyleminde…
En zor durumda olanlar, muhafazakar gruptakiler gibi geliyor. Zira, beş altı parçaya dönmüş durumdalar. Bendenize gelince, hiç yazmam. Kemikleşen oyum yine Aynı partiye…
“Aman kim gelirse, gelsin, saz aynı saz, çalan eller değişik.” diyenlerden olmadım. Olmam da mümkün olmaz. Eğer demokrasi çarklarının bir ferdiysek, oyumuzu kullanıp vatandaşlık görevini ifa ile sorumluyuzdur.
* * *
Birde çok kötümser bir grup var ki, dinleyenin Türkiye’yi terk edesi! geliyor. Diyorlar ki,
“Çivi çıktı,
Tuz koktu,
Bal kurtlandı.” Hayda, aceb ne demek istiyorlar, çözmek için müneccim olmak lazım sanırım…
* * *
Demokrasinin çare rejimi olduğunu, duyduk, okuduk… Zaman, zaman “demokrasi bize bol geldi” diyenler olur. Oysa ki, elbise terzinin elinden, demokrasi halkın elinden çıkar. Halkın iradesi, demokrasinin olmazsa olmaz kuralıdır. Oligarşiden çok çekmiş biri olarak, derim ve yazarım ki; Demokrasi tam uygulandığı takdirde ne oligarşi kalır, nede evet nede, TERÖR.
Yukarıda yazdıklarımda, bazı akil kişilerin anlatımlarıdır. Bunların içerisinde tabi ki bizde varız.
Eh son cümlemizi şöyle bağlayalım;
VATAN SAĞOLSUN.