Adamın alnına mıh gibi saplanıyordu hasretlik.
Ne bir telefon, ne bir mektup.
Mektupla gelen bir kelam ilaç gibi geliyordu adama….
1950’lerde başladı Anadolu’nun gurbete göçü.
Dilini, dinini, huyunu, adını, şanını bilmedikleri yaban ellere gittiler.
O dönem gariptik, gurbetçiydik, yeni geldi kendi ülkemizde Almancı olduk…
Öz diyarında garip, gurbette garip düşmenin sancısını her daim hissettik.
Amma vekaletin o yıllar geride kalalı çok oldu.
Bu gün gurbette söz sahibi, toprak sahibi, iş sahibi Türkler var!
O Türkler arasında Yozgatlıların hatırı sayılır bir nüfusu olduğu aşikar.
Gel gelelim bizim hikayemiz sıradan bir gurbetçi hikayesi değil.
Bizim hikayemiz Çayıralan’ın Curali Beldesi’nden Osman Kalın’ın hikayesi.
Ömrümün 10 yılı Çayıralan’da geçtiğinden o yöreyi çok iyi tanırım.
Osman Amca’yla da özel bir tanışıklığımız var!
O yörenin insanı bir zamanlar tarımla uğraşırdı.
Nefis kokulu üzümlerin yetiştiği bağlar,
O bağlara gölge olan bir birinden leziz kayısı ağaçları,
Çayıralan yeşilin en afilli renklerine sahip cennet köşesiydi.
Bakmayın şimdi garip olduğuna.
İşte Osman Amca da o yeşil diyarın küçük bir beldesi olan (O günün köyü…) Curali’de yaşıyor.
Çayıralan’da tarım ağırlıklı olunca insanların trafik akışı da ya eşekle ya da yan tarafı tekneli motosikletlerle.
Babam ne zaman ki heveslenip bir motosiklet aldı, o gün tanışma günümüz oldu Osman Amca’yla…
Bağ, bahçe olmayınca neyimize motosiklet deyip babam var mı alıcısı diye çıkınca ortaya karşımıza ak saçı, ak sakalı, espirili tavrı, güler yüzü ile Osman Amca çıktı.
Dün yine ulusal bir gazetenin haber konusu olmuştu Osman Amca.
O’nu görünce gazetede maziye dair anılar canlandı gözümde.
Berlin duvarının dibinden arsa alıp, Almanya’nın göbeğine iki katkı gece konduyu, bostanıyla kondurmak kimin harcı…
Var mı Nazi diyarı kelle kesen diyarda bir avuç toprak sahibi olmak.
Ama o günden belliydi Osman Amca’nın böyle bir hal içinde olduğu.
Bizden satın aldığı motosikletinin frenine eskimesin diye basmayıp, beldenin girişteki kavaklıkta soluğu aldığını duyduğumda bir şeyler yapacağını anlamıştım.
Şimdi Almanya’nın göbeğine kondurduğu bostanı ve derme çatma evi ile yine gündemde Osman Amca…
Allah sağlık versin, neşeli, farklı bir kişiliğe sahip, inançlı bir Osmanlı Beyi’ydi…
Yıllar sonra fotoğrafını görünce kulaklarını çınlatmak istedim.
Almanya’nın tam göbeğine çivi çakmayı başaran Yozgatlı’ya selam olsun!
***
FACİA OLABİLİRDİ
Opet Kavşağındaki otobüs kazası başından sonuna Allah’ın kullarını esirgediği bir kaza.FACİA OLABİLİRDİ
Otobüs şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği andan, benzin istasyonuna dalışına kadar geçen zaman saniyelik.
Sonrası ise Allah’ın mucizesi.
Eğer benzin istasyonuna dalan otobüs pompalardan bir tanesine çapmış olsaydı bu gün çok büyük bir felaketin içine düşmüş olacaktık.
Olası bir patlama Allah korusun otobüste bulunan ve çevredeki onlarca insanın ölümüne neden olabilirdi.
Kazanın başından sonuna gelişimine bakacak olursak Yozgat’ın verilmiş sadakası varmış diyebiliriz.
Otobüsün iki pompanın arasından geçmesi de bir şans, kısmet.
İnsanın başına ne zaman ne geleceği belli olmuyor!
Otobüsün kaza yaptığı an kırmızı ışıkta araçlarının içinde bekleyen sürücülerin çaresizliği,
Otobüste bulunan insanların yaşadığı şok!
Çok ciddi bir trafik kazasından bu kadarıyla kurtulmuş olmanın şükrünü yaşamak gerekiyor.
Şükür buna…
Allah beterlerinden korusun!