İlk eğitimini Aydın'da tamamlayan Molla Yegân, daha sonra Bursa’ya giderek ünlü âlim Molla Fenârî’nin öğrencisi oldu. Burada kıraat başta olmak üzere birçok alanda dersler aldı ve icazetini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı.

1431 yılında Molla Fenârî’nin vefatının ardından Bursa Kadılığına getirildi. Osmanlı'da müftülük makamı henüz resmî bir kurum olarak bulunmadığından, bazı kaynaklar onu Osmanlı'nın ikinci müftüsü olarak tanımlarken, bazıları ise yalnızca fetva verme yetkisi olan bir âlim olarak kabul etmektedir.

Kadılık görevini yürüttüğü sırada, II. Murad’ın iltifatına mazhar oldu ve Osmanlı yönetimi içinde saygın bir konuma ulaştı.
MOLLA GÜRÂNÎ’Yİ FATİH SULTAN MEHMED’E TAKDİM ETTİ
1441 yılında hacca giden Molla Yegân, dönüşünde Mısır’dan getirdiği genç âlim Molla Gürânî’yi II. Murad’a takdim etti. Padişah, Molla Gürânî’yi oğlu Şehzade Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed) hocası olarak atadı. Bu hamle, Osmanlı’da eğitim ve ilmiye teşkilatının gelişiminde önemli bir rol oynadı.

FETVA TARTIŞMALARI VE FENÂRÎZÂDELER İLE İLİŞKİSİ
Molla Yegân hakkında birçok anekdot bulunmaktadır. Bunlardan biri, hocası Molla Fenârî’nin kızıyla evlenme teklifini, Aydın’da söz verdiği bir kızla evleneceği gerekçesiyle reddetmesidir. Bu olay, Fenârî ailesi ile Yegân ailesi arasında uzun süreli bir soğukluğa yol açmıştır.
Bursa kadılığı yaptığı dönemde verdiği bir fetva, Fenârî ailesi tarafından şer‘î hükümlere aykırı bulunduğu gerekçesiyle eleştirilmiş ve Molla Yegân cahillikle suçlanmıştır. Ancak kendisi, İmam Züfer’in görüşüne dayanarak hüküm verdiğini belirterek "Eğer gücünüz yeterse bu hükmü nakzediniz" diyerek eleştirileri bertaraf etmiştir.

İSTANBUL’UN FETHİ SIRASINDA ROLÜ VE ÖLÜMÜ
Molla Yegân’ın ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Fatih Sultan Mehmed döneminin başlarında vefat ettiği düşünülmektedir. Bazı kaynaklar onun İstanbul’un fethi sırasında hayatta olduğunu ve Osmanlı uleması içinde etkin bir isim olduğunu belirtmektedir.
Baldırzâde Mehmed Efendi’ye göre 1473-74 yıllarında vefat etmiştir, ancak düzenlediği vakfiye tarihine bakıldığında 1461 yılı civarında öldüğü daha muhtemel görünmektedir. Mezarı kesin olarak bilinmese de, Bursa’daki Yıldırım İmareti yakınlarında medfun olduğu kabul edilmektedir.




