Eskiden 657’ye tabiydi herkes.
Vasıflar sicile göre işler, maaş yapılan işin nev’ine, kadroya göre şekil alır bilirdim.
Devlet memuru değildi babam, işçi çocuğuum.
İlkokul mezunu olsa da hep memurdan bir adım önde oldu babam gibi çalışan işçiler.
Aslına bakarsanız bu duruma çoğu zaman itiraz etmişimdir. Ama sahada çalışanla büroda masa başında çalışan bir olur mu derdi babam.
Hatta çoğu zaman ‘Evlat mısın, hain mi’ diye çook hayıflandı.
Aslında adalet terazisinden bahsetmek istediğimi bir türlü anlatamadım babama.
O gün işçi-memur vardı…
Bu gün 4/C’li, 4/B’li, 4/A’lı var…
Kim bilir belki geçmiş yıllarda da vardı bu kadrolar ama bu günkü kadar dile gelmiyordu.
Özelleştirmeler neticesinde çalışanlar işsiz kalması diye 4-C’li diye bir kadro çıktı ortaya.
Daha önceleri 10 ay çalışıp, 2 ay çalışmıyorlardı.
2 ayı sigortasız elbette.
Şimdi 11 ay oldu…
Bir çok sosyal haktan mahrum çalışıyor bu insanlar.
Aldıkları maaş 700 TL’den başlıyor.
Ekmeğin azı-çoğu olmaz elbette. Olana şükür etmeyen çoğu değil azı da bulamaz.
İnkar etmiyorlar etmesine ama dün dolgun maaş alırken bir anda her an kovulma tehlikesiyle çalışan olmak,
Deyim yerinde ise topun ucunda olmak,
Bir anda üçte bir maaşa düşmek haliyle zor geliyor.
Ama asıl zor gelen tarafı alınan maaş, görülen muamele.
Onlar bir anda denizin dibini boylamış taş misali bir çıkış yolu arıyorlar.
Yerlerinden de kıpırdayamıyorlar ‘Ya daha kötüsü olur’ korkusuyla.
Tekel Bira Fabrikası’nın özelleştirme kapsamına alındığı yılları hatırlıyorum.
O yıllarda dönemin fabrika müdürü bana yaptığı açıklamada aynen şunları demişti: “Tekel Bira Fabrikası kapanacak, üstelik satılarak kapanacak. Özel fabrikalarda üretilen bira karşısında devlet birasının pazarını kısarak zarar ediyor gösterip, fabrikayı kapatacaklar…”
O yıllarda İleri Gazetesi ‘Özelleştirme’yi yazarken inanmayanlar, bir anda kapanan fabrika, işsiz kalan yüzlerce insanı görünce “ne oldum” dediler ama iş işten geçti.
Gel gelelim işin siyasi boyutuna.
Bir Cuma günüydü. Kar Yozgat’ı beyazlara bürümüş.
O dönemin milletvekilleri işçilerle Tekel Bira Fabrikası’nda bir araya geldiler.
Öğle yemeği yendi güya.
İşçiler özelleştirme karşısında duydukları ‘tedirginliği’ dile getirdiler.
Siyasetçiler de ‘yeminler’ ettiler ‘haklarınız korunacak’ türünden.
O gün müjdelerle verdik bu toplantıyı.
Cuma namazını işçi, siyasetçi, gazeteci birlikte fabrikanın mescidinde kılıp, dualar ettik, hamd-ı senaler gönderdik Yaradan’a verilen sözlerden ötürü.
O günlerden bu günlere çok zaman geçti.
Sosyal hak diye verilen kadronun adı 4-C oldu.
Verilen sözlerin büyük bölümü ise tutulmadı, unutuldu.
Seçim öncesi hükümetin 300 bin sözleşmeliye kadro çalışması 4-C’lileri bir kez daha gündeme getirdi.
4-C’lilerin umutları yeşerdi bir anda, kaybettikleri, en azından yarısına sahip oldukları kadrolarına yeniden sahip olma umudu yeşerdi.
Bu öyle böyle umut değil, ekmek umudu.
Dile kolay, ekmek.
Ekmeğini kaybetmeyen bilemez beklenti içinde olanların hislerini.
Nihayetinde onlar 70 bin 4-C’li arasında 400 Yozgatlı, bizim, bu toprağın evlatları.
Kendileri yok Allah’ları var.
Hangi fikre, zikre, görüşe sahip olursa olsunlar her insan ekmek sahibi olmayı hak ediyor.
Dün bir umut siyasetçilerin kapılarını çaldılar dertlerini dile getirmeye çalıştılar.
İstedikleri görüşmeyi yaptılar. Ha, görüşseler ne olacaktı, görüşmeseler ne…
En azından beklentilerini başbakana ulaştırmanın arzusundaydılar.
70 bin 4-C’linin umudunu yüklenen 20 çalışan dün umut aradılar Yozgat’ta.
Seçim öncesi vaat edilen 300 bin kadroya neden 4-C’li alınmıyor?
Torba Yasası’nda ‘Aile yardımı’na dahi neden dahil edilmiyor 4-C’liler.
Acaba siyasi bir ayrım mı var diyorum, bakıyorum bu kategoride çalışıp da mevcut siyasi yapının görüşlerini savunan binlerce insan var?
SİYASET RÜZGARI
Yozgat mitingi
MHP için önemli
E, o halde sorun ne?Yozgat mitingi
MHP için önemli
Neden 4-C’li yok 300 bin yeni kadronun içinde.
Velhasılı seçim öncesi bir umut dağıtılıyorsa eğer 4-C’liler de bundan payını almalı.
Yozgat’taki 4-C’lilerin canı çok sıkkın, eminim 70 bininin de canı şimdilerde çok sıkılıyordur.
Can sıkıntıları devletin tepesinden yüreklere su serpen bir açıklama gelinceye kadar da gitmeyeceğe benziyor.
Bu gün Cumhuriyet Meydanı’nda olacak MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli.
6’sında Diyarbakır mitingi var.
Her iki miting de MHP’nin seçim öncesi geleceği adına oldukça önemli.
Her ne kadar 9 yıl önce kaybedilmiş bir kaleyse de Yozgat, önemli ölüsüyle de dirisiyle de MHP için.
Adı çıkmış bir kere kolay mı?
Kaleler fetih edilse de nam kalıyor, silinmiyor kısa sürede.
Şunun şurasında seçime 9-10 gün kaldı. MHP Lideri Bahçeli’nin Diyarbakır ve Yozgat mitinglerini seçime yakın yapacak olması oldukça manidar.
Demek ki MHP hala Yozgat’ı önemsiyor, sahip çıkıyor, kaleyi yeniden inşa etme arzusuyla seçime hazırlanıyor.
O bakımdan Yozgat mitingi MHP’nin Türkiye’deki imajı adına,
Seçim öncesi sandıklara yansıyacak oylara tesiri bakımından oldukça önemli.
Bu satırları kaleme aldığım sıralarda ülkücü gençler harıl harıl Cumhuriyet Meydanı’nı süslüyordu.
Ak Parti ve CHP mitingleri sonrası MHP’nin Yozgat’taki görüntüsü herkesi yakından ilgilendiriyor.
Eminim ulusal haber ajansları da yakından takip edecektir MHP misyonunun seçim öncesi son durumuyla.
Bakalım meydan nasıl olacak.
Miting bitsin, yine konuşacağız, şimdi görev ülkücülerde bakalım meydanda ne göreceğiz!