Cumartesi sabahı Yozgat Kent Park’ta kahvaltı yapıldı. Saat 15.00’te başlayacak şiir programı öncesinde bazı akrabalarımı v e dostlarımı ziyaret imkânı buldum. Yozgat’taki programı Süreyya Kaya ile Rifat Çakır sundular.
    Program boyunca dinleyici koltuklarında Yozgat’ı temsilen Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taşdemir ile Belediye Kültür İşlerinden Yıldız Hanım’la Fatma Hanım bulunuyordu. Yozgat’ın ileri gelen devlet adamları, o gün şehre gelen hemşerilerimiz TBMM Başkanı Cemil Çiçek’le Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı en iyi şekilde ağırlamanın telaşındaydılar.
Program bitiminde bu sefer Musabeyli köyüne gidip yıllar, yıllar önce kaybettiğim babamın kabrini ziyaret imkânı buldum.
    Akşam Kent Park’taki yemekten sonra açık havada şiir programı yapılmak istendi. İstendi diyorum çünkü Yozgat akşamlarının temmuzda bile kendini gösteren serin havası buna imkân vermedi. Yapılan diplomatik (!) görüşmelerden sonra Ahmet Bey ikna oldu ve dosdoğru Üniversite Yurdu’nun yolunu tuttuk.
    Pazar günü bizi bir Yerköy gezisi bekliyordu. Kahvaltıyı, bize tesislerini açan Çelikler Aş. Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Çelik Bey’in giyim fabrikasında yaptık. Burada Anadolu insanının sıcak yüzüne bir kere daha şahit olduk.
    Öğleden sonra Çamlık Milli Parkı’nda kısa bir konaklama ve karpuz ziyaretinden sonra dönüş yolculukları başladı.
    Her biri bir başka şehirden gelen şairler ve âşıklar, birer birer döndüler geldikleri şehirlere. Hepsinin içinde bir daha buluşabilmek arzusu vardı. Dostluklar kurulmuş, dostluklar pekiştirilmişti. Şiir şölenlerinin en önemli işlevlerinden biri belki de buydu.
    Sülün minarede ezan sesiyim,
    Konakların nakış nakış süsüyüm,
    Gurbet elde ben anamın yasıyım;
    Orda güneş batmadı mı oğul, der;
    Bu hasretlik bitmedi mi oğul, der.
    50’den fazla katılımcının her birini ismen zikretme imkânı bulamadığım için üzgünüm. Yine de benden dostluklarını esirgemeyen Eskişehir ve Kırklareli ekiplerinden başka Sergül Vural, Yeter Bektaş, Erdoğan Bektaş, Murat Duman, Temel Ata, Ozan Sevdai ve Ozan İlhami’ye teşekkürlerimi sunuyorum.
    Programın en fazla yorulan kişisi elbette davet sahibi Ahmet Sargın’dı. Yozgat Şairler Derneği Başkanı Sargın, üzerine aldığı sorumluluğun altından zor da olsa kalkmayı bildi. Zor da olsa diyorum, çünkü program boyunca, pek çoğu bizler tarafından normal karşılanan aksaklıklarla mücadele etmek zorunda kaldı.
    Sevgili Ahmet Sargın’a bizzat söylediğim ve aşağıda bir kısmını sıralayacağım tedbirler alınırsa, şiir şölenleri, gelecek yıllarda çok daha seviyeli ve çok daha başarılı olacaktır:
    1. Katılımcı sayısı hiçbir şekilde 25- 30 kişiyi geçmemelidir.
    (Şairler, sırayla çağrılabilir; belli şehirlerden üç-beş kişi yerine 1-2 kişi çağrılabilir vs.)
    2. Şairlerde kesinlikle bir kalite aranmalıdır. (Burada sözüm, hiçbir şaire veya ozana değil,  fakat kendim dâhil herkesedir.)
    3. Programa katılan davetlilerin ilk ve tek amacı Türk kültürüne hizmet etmek olmalıdır.
    4. İlçe gezileri daha disiplinli olmalı; Yozgat’tan ve ilçelerden katılan şairlere de ciddi bir kısıtlama getirilmedir.
    5. Şiir dinletisi yapılan salonların yerli halkımız tarafından doldurulması sağlanmalıdır.
    Son söz olarak diyeceğim odur ki Yozgat Şairler Derneği, zor bir işe talip olmuştur. Bize düşen kendilerine yardımcı olmaktır. Büyük bir organizasyonda gayet normal sayılacak aksaklıkları dedikodu makamında dillendirmek yerine bizzat konunun muhatabıyla görüşerek çözüm yolları önermenin daha doğru olduğuna inanıyorum.
    Ağustos’ta balta kesmez buz oldum,
    Ağ gelinde sürmelenmiş göz oldum,
    Anamın dilinde acı söz oldum:
    Ecel bizi tutmadı mı oğul, der;
    Bu hasretlik bitmedi mi oğul, der.   
    Bu vesileyle Ahmet Sargın’ın şahsında tertip komitesinin bütün üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum.
    Yusuf DURSUN/ Şair Yazar -İstanbul