Kontrol vakti geldiğinde ailesi çocuğu doktora bir kez daha götürür. Bu sefer çocuk bir önceki geldiğinden daha da kötü ve hastadır.
Doktor çocuğu muayene ettikten sonra ilaçları düzgün alınıp alınmadığını, günde bir bardak meyve suyu içirilip içirilmediğini anne ve babasına sorar .
Aile; ilaçları kutu üzerinde yazıldığı gibi içirdiklerini, ayrıca her gün eve aldıkları meyvelerin kabuklarını bir güzel yıkadıkların ve bu yıkadıkları meyvelerin suyundan da bir bardak çocuklarına düzenli bir şekilde içirdiklerini söyler.
ARABAYA SEN BİN…
Bir adam lokantada yemeğini yiyip hesabı ödedikten sonra dışarı çıkıp arabasına doğru yönelir. O da ne? Arabasının arkasında kalın ipin bağlandığını görür. İpin diğer ucunu bulmak için merakla ipi takip ederek bitiş noktasına bulur. Urganın ucunun mutfaktaki bir boruya bağlı olduğunu görür. Bu duruma bir anlam veremez. Çok şaşırmıştır.
Adam bu neyin nesi deyip tam da sorup öğrenecekken tam o sırada içerideki mutfak çalışanlarından biri koşarak büyük bir heyecan içinde adamın yanına gelir. Gelen kişi “Arabadaki plakayı görünce sen binip gitmeyesin diye arabanızı urganla ben bağladım. Memleketimi özledim hemşerim. Benimkisi sadece merak. Sizi görüp sadece merhaba demek istemiştim sadece.” derken, gözlerinin buğulanmasına engel olamamış.
Bu iki olay da hayal değil hakikattir. Üstelik oldukça yakın zamana aittir.
Fıkra gibi…
YAPMADAN DÖNMEYİN!
* Çamlık Milli Parkını gezmeden,* Testi Kebabı, Tandır Kebabını yemeden,
* Arabaşı içip hamurunu yutmadan,
* Parmak Çöreğini yemeden,
* Gezinizi Sürmeli Festivaline denk getirip izlemeden,
Yozgat’tan dönmeyin. Benden söylemesi…