Erzurum’lu Nene Hatun,
    Oğlunu Çanakkale’de şehit vermiş.
    3. Ordu’nun Nenesi…
    Azizi’ye şehitliğinin koca yürekli şehidi.
    Halide Onbaşı.
    İstanbul’un işgale uğradığı, ihanetin kol gezdiği yıllarda yiğitçe çıktı meydana,
    Bir ana, bir Türk kadını yiğitliyle canı pahasına,
    Sultan Ahmet Meydanı’nda halkın kalbine vatan aşkını nişan eyleyen sözler döküldü ağzından,
    Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen 6 kişiden biri oldu,
    Nezahat Onbaşı…
    Cephede erkeklerle birlikte çarpıştı, 100’den fazla düşman askeri öldürdü.
    Şerife Bacı…
    Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıkarlar.
    İnebolu'dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu'ya doğru yol alır.
    Bu cephane kollarında hep kadınlar vardır. Bunlardan biri de Şerife Bacıdır.
    Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştür, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermiştir.
* * *
    Türk kadını, tarihi yiğitliklerle dolu eli öpülesi ayaklarının altına cennet bahşedilmiş yiğit analar…
    Türk tarihinde hangi kahramanlıkta rolleri yok ki?
    Onlar bu vatana sadece yiğitler, kahramanlar, Fatih’ler, Alparslan’lar, Atatürk’ler doğurmadı…
    Onlar bu vatan için yeri geldi cephede erkek misali çarpıştı,
    Yeri geldi şehitlik mertebesini özü kapalı gitti…
    Türk’ün şanlı tarihinde dün de vardılar bu günde!
    Yozgat son bir ay içerisinde iki evladını bu vatan için şehit verdi.
    Yine en çok onların, annelerin yürekleri yandı.
    O yangın ki hiçbir zaman soğumayacak, kül olmayacak bir yangın!
* * *
    Yerköylü Uzman Çavuş Erhan Ar’ın kanı kurumadan 28 yaşındaki genç Teğmen Bahadır Fuat Buharalıoğlu’nun acı haberi geldi Tunceli’den…
    Bir akşam vakti düştü baba ocağına acı haberin ateşi…
    Anne-babasının yüreğinde hiç sönmeyecek bir kor ateş beliriverdi.
    Genç ama yürekli, vatan aşkı ile öğretmenlik mesleğini seçmemiş asker olmuş bir yiğitti Buharalıoğlu…
    Yiğit ananın yiğit evladı!
    Annesi ve iki kız kardeşi karşıladı Türk bayrağına sarılı tabuta…
    Tabutuna sarıldılar, gözyaşı döktüler, saçlarını okşar gibi dokundular, can verdiler.
    Yüreklerindeki yangın gözlerine hükmedemese de dik durdular.
    Buharalıoğlu Ailesi’nin annesi ve kız kardeşleri şehitlerine yakışır dik duruşla selamladılar yiğit şehitlerini.
    Kolay mı daha dün kuzum, yavrum dediğin süt kokulu evladını tabutta karşılamak…
    Onlar zoru yaptılar, ihanet yüz bulup sevinmesin,
    Şerefsizler, soysuzlar keyif olmasın, şehidin ruhu rahatsız olmasın diye gözyaşlarını yüreklerine akıttılar…
    Kimi zaman ağır geldi, dizlerindeki derman acının yüküne dayanmadı,
    Ama el ele verdiler, güç bulmaya çalıştılar.
    Cumhuriyet Meydanı’ndaki törende bir birine kenetlediler ellerini…
    O meydanı dolduran kalabalık bir ses, onların yüreğindeki ses bir ses oldu.
    Vatan sağolsun dediler sessizce vatan sağolsun!
    İşte o şehit annesinin elini öptü komutanlar.
    Baş eğmediler düşmana bir anaya baş eğdiler o mübarek ellerinden öptüler.
    Bahadır gibi bir yiğidi yetiştiren, vatana asker eden o mübarek elleri…
    İsyan dökülmedi zerre ana dilinden…
    “İntikamını alın, kanı yerde kalmasın yavrumun” dedi…
    Ve ekledi; “Allah sizleri de korusun…”
    Daha ne olsun ki Türk kadını!
    Yiğit Türk annesi…
    Daha ne olsun…
    Dün şehit tabutu karşısında bir birine kenetlenen üç el, üç yerek…
    O yüreklerdeki yangın bir ömür boyu sönmeyecek ama başlar hep dik duracak biliyorum, adım gibi, soy adım gibi biliyorm…


YOZGAT RÜZGARI
Dualarım şehitlere…

Duramadım yine, cenaze töreninde gidemediğim, cesaret edemediğim o şehit kabrine dün gittim…
    Mesleğimde olsa gazetecilik bir şehidin ardından deklanşöre basmak her zaman ağır geldi bana.
    Yıllardır değiştiremediğim bu duyumdan kurtulamayacağım biliyorum.
    O yüzden gidemedim töreninin olduğu gün kabrine.
    Ama dün duramadım, şehit Bahadır’ın kabrinde buldum kendimi öğle sonrası …
    Şehitler ordusuna katılmış bir aslan, bir yiğit, gözü kara bir vatan evladı yatıyordu toprağın kara bağrında.
    Hey anam hey…
    Vuslat bu hem de ne vuslat…
    Ama gel gör ki toprağa bakan gözler yürekteki ıstıraba set vurmuyor.
    Üç beş şerefsizin kurşunundan çıkan hain kurşunlarıyla şehit olan yiğidin kabrine baktıkça
    Yüreğimdeki yangın büyüdükçe büyüdü…
    Dualar gönderdim çaresiz…
    İhanet topraklarımda polislerime halı saha maçını dahi çok görürken ben sadece yiğit Bahadır ve nicelerine sadece dualar gönderdim…