Bu yıl Ramazan Ayı başlangıcı neredeyse yılın Ağustos ayının en sıcak günlerine denk geldi.insan ömrü hayatında yaz mevsimin de orucu iki sefer ancak göre biliyor. Bildiğim kadarıyla 35 senede bir yaz mevsimin de oruç göre biliyoruz.
Çok eski yıllarla karşılaştırdığımızda Yozgat’ta oruç tutamayanların, tutmayanların yer edindiği mekanlar her geçen yıl giderek artıyor. Bundan otuz-kırk yıl öncesinde gerek lokanta, gerekse kahvehane olarak açık yer neredeyse bulmak mümkün değildi.
Yine on yıl öncesine kadar neredeyse her merkezî alanda kurulan iftar çadırları da giderek yok olmaya yüz tutuyor.İftar çadırlarının iyi yönü, sokakta yaşayan, kimsesi olmayan garibanların sadece Ramazan Ayında olsa da yeterince karınlarını doyuruyor olmalarıydı. Ama son zamanlarda bırakın garibi, dar gelirliyi, hali vakti yerinde olanlar da buralara ailecek akın etmeye başlayınca,iftar çadırları gerçek işlevlerinden giderek uzaklaşıyor.
Ramazan esas yönüyle bir ibadet ayı olmasının yanı sıra, zamanla akşamları düzenlenen kendisine ait eğlence yönleri ağır basan bir ay olarak ta önem taşıyor.Bu eğlence yönünden de uzaklaşılmakta olduğunu fark edebiliyorum. Eskiden Kukla, gölge,ve Hacıvat karagöz oyunları ramazan ayının arifesinde aranıp bulunur ve ramazan eğlenceleri olarak haftalar öncesinden hazırlanırdı. Eskiden ramazan ayında iftar topu atılırdı ,televizyonlardan öğrenmezlerdi.Tabiki eski tatlar yok.
Normal zamanlarda sigara kullananlarda, akşama doğru daha fazla sinirlilik görülüyor.Sıcakla birlikte sigara içememenin bir araya gelmesi bu sinirli hali daha da artırıyor.
Akşam koşuşturmalarında değişen bir şey yok..İftara son bir, bir buçuk saat kala ana caddelerde trafik adeta tıkanıyor.Yayalar karşıdan karşıya geçmekte zorlanıyor.
Akraba ve komşular arasındaki davetlerde azalma devam ediyor.İnsanların yalnız ve sanal bir yaşamı daha çok tercih etmesinin bir sonucu bu..
Şehir içinde hemen hemen bütün camilerin soğutma tertibatlı, klimalı olması, daha rahat, ferah bir teravih namazı kılınmasına imkan veriyor. Ölçülü yiyenler, akşamleyin yemeği çok fazla kaçırmayanlar teravih namazını daha rahat bir şekilde kılabiliyor.
Yazımız iki Ramazan fıkrasıyla devam etsin;
Vaktiyle adamın birisi her şeyin en güzelini bir yana ayırır, “Hanım bunu Ramazan'a sakla” dermiş. Gel zaman git zaman Ramazan ayı gelmiş, güzel güzel yemekler pişmeye, iftar sofraları dolup taşmaya başlamış.
Günlerden bir gün kapıya bir dilenci gelmiş ve Allah için bir yardım istemiş.
Kadın:
“Adın ne senin?” demiş.
“Ramazan”
“Ramazan mı? Dur öyle ise...”
Evde ne kadar ayrılmış güzel yiyecek, içecekler varsa kaplara doldurmuş.
“Al git bunları, bizim bey sana saklıyordu” demiş.
Yine bir Ramazan gecesi Ayasofya Camiinde teravih namazı kılındıktan sonra dua esnasında açıkgöz yankesicinin biri, yanındaki adamın cebindeki bir enfiye kutusunu el çabukluğu ile aşırır. Bununla da yetinmez, kalkarken adamcağızın kunduralarını da paltosunun altına saklar. Malları çalınan, her iki hırsızlığın da farkındadır. Önce hiç ses çıkarmaz. Fakat tam caminin iç kapısından çıkarlarken, hırsızın hafifçe omzuna vurur ve koluna girer. Hırsız, şaşırarak döner. Efendi, gayet nezaketle:
-Siz, namazdan evvel benden enfiyeniz var mı diye sormuştunuz, fakat kutuda enfiyem tükenmiş, takdim edememiştim. İnanmanız için enfiye kutusunu da size vermiştim, sonra namaza durmuştuk. Şimdi eksik olmayın, kunduralarımı da almış, taşıyorsunuz. Zahmetinize teşekkür ederim. Bu lûtfunuza artık hacet kalmadı.
Pek tabiî olarak, hırsızın yüzü alı al, moru mor! Enfiye kutusunu ve kunduralarını geri alanın bu sözlerini işiten halktan bir kısmını hem güldürür, hem hırsızın yakasına yapışırlar ve onu doğruca karakola götürürler.
Komedinin devamı buradadır. Komiser, hırsıza çıkışır:
- Be herif! Bu kaçıncı rezaletin? Kaçıncı kundura hırsızlığın? Neye yaparsın bu işi?
Hırsız, boynunu bükerek:
- Hakkınız var efendim, der. Kusurum var, kötü bir alışkanlık! Fakat çok şükür bu defa cemaatten dayak yemeden pabuçları geri verdim, enfiye kutusunu da. Şaşkınlığım yeter. Ancak, Allah aşkına siz de halime merhamet buyurun, hiç olmazsa bir kerecik burada dayak yemeyeyim.
Ramazan boyunca sıhhat ve afiyet içinde bulunmanız dileğiyle.Kalın sağlıcakla…