Genel Yayın Yönetmenimiz Yasin Nazım Kayhan ve Muhabirimiz Ayşe Baran’a özel açıklamalarda bulunan Kader, “Keneden değil, geç kalmaktan korkun” uyarısı yaptı.

“Erken Tanı Hayat Kurtarıyor”
Mart ile ekim ayları arasında hastalığın ülkemizde ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ettiğini belirten Prof. Dr. Çiğdem Kader, geçtiğimiz günlerde Çorum'un Alaca ilçesinden sevk edilen ve hayatını kaybeden 57 yaşındaki kadın hastanın durumuna dikkat çekti. Kader, “Her yıl mart, eylül ve ekim ayları arasında maalesef ülkemizde bazı illerde Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hala önemini koruyan ciddi bir hastalık olarak görülüyor. Dün kaybettiğimiz 57 yaşında bir kadın hastamız erken tanının, erken müdahalenin ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmış oldu” ifadelerini kullandı.
Hastalığa neden olan etkenin Norovirüs cinsine ait bir RNA virüsü olduğunu ve insanlara Hyalomma cinsi keneler aracılığıyla bulaştığını ifade eden Kader, “Bu virüsü taşıyan keneler ülkemizde İç Anadolu'nun kuzey kesimlerinde ve Karadeniz'in iç kesimlerinde görülüyor. Yozgat ilinde her yıl ilkbahar ve yaz aylarında sıklıkla karşılaştığımız, maalesef ölümcül seyreden bir hastalık. Her vaka ölümcül seyretmiyor, mortalite oranı yaklaşık yüzde 5 civarında ülkemiz için ama erken tanının burada önemi çok fazla” diye konuştu.

Korku ve Ön Yargı Hayatına Mal Oldu
Son kaybettikleri hastanın hikayesini aktaran Prof. Dr. Kader, hastanın tedavi sürecini geciktiren korkularına değinerek şunları vurguladı:
“Biz hastayı Çorum'un Alaca ilçesinden sevk aldık. Hastamızın birkaç kez mükerrer sayıda Çorum Alaca Devlet Hastanesine başvuru hikayesi var. Bir kez de Yozgat Şehir Hastanesine başvurmuş. Her başvurusunda kene temasını gizlemiş. Korkmuş, ön yargıyla ‘Benden fazla tüp kan alırlar’ korkusu ve endişesiyle söylememiş doktorlara Kan değerleri iyice düşünce, sağlık çalışanlarımız Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'nden şüphelenerek bize sevk etmişler.”
Hastalığın spesifik bir antiviral tedavisinin olmadığını ve bu durumun müdahaleyi zorlaştırdığını belirten Kader, “Spesifik bir tedavisinin olmaması, yani virüsü öldüren bir antiviral tedavinin olmaması elimizi kolumuzu bağlıyor açıkçası. Destek tedavisi ön plana çıkıyor. Bu destek tedavisi de ne kadar erken başlanırsa, özellikle kanamalar başlamadan önce olursa hayati riski azaltıyor”dedi.

Keneyi Çıkarırken Bu Hataları Yapmayın!
Kenenin vücuda girmesinin ardından kuluçka süresinin 1 ila 10 gün arasında değişebileceğini belirten Prof. Dr. Kader, belirtilerini ateş yüksekliği, halsizlik, eklem ve baş ağrısı, bulantı, kusma ve ileri aşamada iç organ kanamaları olarak sıraladı.
Toplumda doğru bilinen yanlışlara ve kene çıkarma yöntemlerine de değinen Kader, şu kritik uyarılarda bulundu:”
Çıplak Elle Dokunmayın: Kene ile teması ilk fark ettiklerinde yapacakları ilk şey keneyi bir an önce vücutlarından uzaklaştırmak. Bunun için de özellikle çıplak elle dokunmamak gerekli. Bir eldiven olabilir, bir bez parçası olabilir, bir kağıt olabilir. Cımbızla çok güzel çıkarılıyor. Dik bir açıyla kenenin vücuda temas ettiği noktadan tutup 90 derece açıyla tek hamlede çıkarırlarsa başarılı olunur.
Kimyasal Maddelerden Kaçının: Üzerine kimyasal madde dökmek; Alkol, kolonya, sigara basmak, diş macunu basmak gibi değişik yöntemler deniyor insanlar. Kene böyle bir maruziyet sonrasında panikle kapılıp boğuluyor ve kusuyor. Yani daha da fazla virüsü kana vermiş oluyor. Böyle bir kimyasal madde dökmek, yabancı bir madde basmak üzerine kesinlikle doğru değil.”

Bozok Araştırma Hastanesi Çevre İllere de Hizmet Veriyor
Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin KKKA vakalarında bölge için kritik ve deneyimli bir merkez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kader, hastanenin donanımına ve uzman kadrosuna da dikkat çekti:
“Bu hastalıkta erken tanı hayat kurtarıyor ve Yozgat ilinde bulunan araştırma hastanemiz bu konuda takip ve tedavide oldukça kritik role sahip. Civar illerden de zaman zaman hasta kabulünü sağlıyoruz. Bu örnekte olduğu gibi Tokat'tan, Sivas'tan, Çorum'dan hastalar bizleri tercih edebiliyorlar. 112 aracılığıyla ya da bireysel başvuruyorlar.”

“Bir Musibet Bin Nasihatten Etkilidir”
Olaydan çıkarılması gereken derslere değinen Prof. Dr. Çiğdem Kader, “Bu hastanın kaybı bize şunu öğretti belki: Bir musibet bin nasihatten etkilidir. Hastamızı kaybettik ama bundan sonra vatandaşlara vereceğimiz mesajlarda belki bu etkili olur diye düşünüyorum. Çünkü biz sağlık çalışanlarına, sağlık profesyonellerine eğitim vermek düşüyor ve bundan vazgeçmeyerek mütemadiyen hatırlatmak düşüyor”dedi.
Erken müdahale ile başarı oranının çok yüksek olduğunu vurgulayan Kader, “Kırım-Kongo'da bireysel tedbirler ve korunma yolları çok önemli. Erken müdahale ile hastalarımızın tedavi başarı oranıyaklaşık yüzde 90-95 oranında. Sağlıkla şifa bulmalarına vesile oluyoruz” açıklamasında bulundu.

“Keneden Değil, Geç Kalmaktan Korkmak Lazım”
Prof. Dr. Kader hayati tavsiyelerde bulunarak vatandaşlara, “Keneden değil, geç kalmaktan korkmak lazım. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığında erken tanı hayat kurtarıyor”uyarısında bulundu.




