15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen, o gece yaşananlar halen hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Gazi Burak Tetik, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yaşandığı gece kardeşinden gelen telefon üzerine sokağa çıktı.
Darbe girişimi sırasında darbecilerin açtığı ateşle bacağından yaralanan Tetik, o gece verdikleri mücadeleyi ve yaşadıklarını anlattı.
Gazi Tetik, "Söz konusu vatan ve bayraksa her zaman seve seve can vermeye hazırım. Allah bir daha o günleri göstermesin, olursa herkesten önce yine ilk sırada biz olacağız Allah’ın izniyle" dedi.

Ankara'nın Etimesgut ilçesinde yaşayan inşaat işçisi Burak Tetik, 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişiminin ardından meydanlara çıkan ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde yaralanarak gazi olan isimlerden biri. O geceyi unutamayan Tetik, yaşadıklarını anlattı.
Burak Tetik, darbe girişiminden kardeşinin aramasıyla haberdar olduğunu belirtti. TRT yayınlarının kesik olduğunu, ancak televizyon kanallarını gezerken Cumhurbaşkanı’nın çağrısını duyduğunu söyledi. O an meydanlara çıkma kararı aldığını belirten Tetik, “Etimesgut'ta oturduğum için askeri havaalanına çok yakındım. Tekrar hiçbir hareketlilik göremedim. Televizyonun karşısına geldiğimde ilk o kalkışmayı Cumhurbaşkanımızın kanalları gezerken çağrısıyla öğrendim. Eğer bu ülkenin Cumhurbaşkanı halkını çağırıyorsa ortada büyük bir tehdit var demektir. Irak, Suriye gibi mi olacağız diye içimden geçirdim ve hemen yola çıktım. İlk biz Kızılay'a doğru gitmek varken Atatürk Orman Çiftliği kapalıydı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne doğru gittik” dedi.

Tetik, ailesinden birkaç kişiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne doğru yöneldi belirterek, “Ben kardeşim, yeğenim, bacanağım ve ağabeyim hemen gittik. Şanlı üniformamızı giymiş hainlerin, kendi halkına silah doğrulttuğunu gördüm. O gece ölüm korkusu yoktu. Halk tekbirlerle direniyor, çimlerin üzerinde abdest alıp namaz kılıyordu” şeklinde konuştu.
Sabah saatlerine kadar bölgede kaldığını ifade eden Tetik, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne atılan F-16 bombası sonucu yaralandığını ifade etti: “F-16 bombası atılana kadar hiç bir şey yoktu. Ben 43 yaşındayım şu anda. Ben o geceki iman gücünü, cesareti, hayatım boyunca hiç duymadım, yaşamadım. Çünkü farklı bir olaydı. Ölüm korkusu yoktu. Maneviyat, cesaret, Allah'ıma, Rabbime şükürler olsun. Oraya o gece insanlarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız, yetişkinlerimiz çıktığında o mücadeleyi, o şuuru gördükçe ‘Ya Rabb'im ne mutlu ki!’ dedim. Diyorlardı ya Türk milleti artık beraber olamaz. Onlar yanıldı. Tam tersine o gece Trük milleti böyle kenetlenmişlerdi. Ben onu gördüm. Rabb'ime şükürler olsun dedik. Ve sabaha kadar biz orada mücadelemizi verdiğimizde inanın hainlerin yaptığını bizim vatandaşlarımız yapmadı. Çünkü belinde sivil vatandaşlarımızın silah olmasına rağmen silahı kullanmadı. Çünkü o forma bizim için şanlı bir üniforma. O üniformanın altındaki hain de olsa biz belki vicdana gelir bırakır diyerekten bizlere hakaretler, küfürler ederekten kendi polisinizi, kendi vatandaşınızı öldüreceksiniz dediğimizde biz de farklı farklı hakaretlerde, küfürlerde bulunuyorduk. Ama Rabbime şükürler olsun. Milletimiz o gece sabaha kadar mücadele verdi. İnanın en büyük gururum şu oldu. Bir tarafta tekbirlerle mücadelesini yapanlar bir tarafta da böyle o orta refüjlerde suları açaraktan abdestini alan insanlarımız bir taraf tekbirlerle mücadele ediyor. Hainlere vatanımızı, al bayrağımızı indirtmemeye. Ben o gece sabaha karşı uğradığımız bombalı saldırıda yaralandım. İlk tamponumu kendim yapmaya çalıştım ama titriyordum. Kan kaybından ölmemek için beş kere kelime-i şehadet getirdim. En büyük korkum ailemin üzülmesiydi.”
O geceye dair hatırladıkları arasında en çok aklında kalan ise halkın gösterdiği birlikti.
“Elinde silah olan siviller bile kullanmadı, çünkü karşısındaki üniformaya saygı vardı” diyen Tetik, hainlerin acımasızca saldırdığını söyledi. Ağabeyi de aynı bölgede yaralanarak gazi oldu.
Tetik, yaşadığı fiziksel acılara rağmen maneviyatının yüksek olduğunu vurgulayarak şunları söyledi; “Bugün de olsa yine çıkarım. Vatanım, bayrağım, ezanım için bir değil bin canım feda. Gazilik şeref ama onu hakkıyla taşıyabilirsek. Öyle kahramanlarımız var ki Ömerlerimiz, Seyit Onbaşılarımız hiçbir daim bitmedi bitmeyecek. Çünkü bizim tek vatanımız, tek bayrağımız ve o ezanımız susturmadığımız sürece tek bir ocak da kalsa o şuurdadır. Vatanımızın, bayrağımızın, birliğimizin, bütünlüğümüz için canımız feda.”




