Bizim Alcılılar dahil herkesin kursağında dost canlısı, cömert yürekli, onurlu, misafirperver ve kültürlü Esenlililerin çayları, yemekleri mevcuttur.
Şıh Memmet Dayının kesik otobüs Sorgun'a bizim köyden geçerek yolcu götürürdü. Siyah gözlükler takarak sürerdi takasını.
Biz çocuklar her geçişinde “Abııım, nası makine sürüyo la bu, uçağı bile geçer”… derdik.
Sanayi toplumlarının ortak kaderidir. Fabrikalar, tesisler, barajlar, şantiyeler ve bir çok yapı, insan emeklerini bir anda silip süpürüyor, taş ve su yığını haline getiriyor.
İşte Gelingüllü Barajıda öyle bir şey. Ülkemiz ekonomisine ne kadar faydası varsa, doğal güzelliklerimizi kaybettirdiğinden bizlerede o kadar zararı oldu. Alcı Köyünün en güzel mekanı Eğriöz bostanlıklarını yok ettiği gibi, Yozgatımızın en güzel köyü Esenli'yide yutarak biçimsiz bir görüntüye çevirdi.
O üzüm bağlarını, kavun tarlalarını, fasulye, mısır, domates, soğan, biber ekili burcu burcu kokan karıkları yok ettiği yetmiyormuş gibi, devasa ağaçları, meyvelikleri de unutturdu bize.
Elbette baraj kurulması gerekir, ülke menfaatleri her şeyin üstündedir ama hatıralarımız da yüreklerimizden zor silinir.
Esenli'nin diğer minibüsleri de bizim Alcı'dan geçerdi.
Bizim köylüler Dediğin vesaitleri gelecek diye beklerlerdi. Her moda, her yenilik önce Esenli'ye sonra sırasıyla diğer mekanlara dağılırdı. İnsanları şık gezer, Avrupai bir kültürle hareket ederdi. Biz onların bostanlıklarından kavun, kelek, üzüm, mısır, domates, biber aşırsak ta onlar hiçbir köyün bostanlıklarına tenezzül bile etmezlerdi.
Çok kültürlü, görgülü ve saygılı olduklarını bu yüzden iyi anlıyorum.
Yaşadıkları tüm mekanlar yeşildi, Ağaç diken, evlerini ve çevrelerini güzelleştiren, medeniyet öğretmeni insanlardı onlar.
Geçtiğimiz günlerde yeni kurulan Esenliye gittim. Yine o güzel, misafirperver kimlikleri, gayretli ve kültürlü insanları mevcut ama nerde o eski Dedik, nerde o eski güzellikler, nerde o yeşillikler…..
Belediye Başkanı Sayın Hüseyin GÖKOĞLU, eski belediye başkanı Sayın Salih APLAK var güçleriyle çalışıyorlar, yine Yozgatın en nadide beldesi biz olacağız diye uğraşıyorlar, Saygıdeğer İşadamımız Bilal ŞAHİN Yozgata yaptığı fedakar yatırımların en çoğunu Esenliye yapmış, köyü, köylüsü için cezb edici ortamlar hazırlamış ama, nerde devasa görünüşlü selvi ağaçları, nerde yoncalık, çimenlik mekanlar, nerde Amazon deltasını andıran eski ağaçlık mekanlar, berrak çeşmeler, eşmeler…..
Hüzünlendim. Şehir havalarından zaten bıkmışız, Esenli artık kurak bir dağın başında küçük bir şehir görüntüsü veriyor. Artık eskisi gibi bakkalları naftalin kokmuyor, sokaklarında hayvan gübreleri yok, dallarında kuş cıvıltıları, yollarında iğde kokuları kalmamış. Çevre köylerden bayramlık elbiselerini giyerek kalın yün minderli eşeklerle gelip, Dedik dükkanlarında gezen bakımlı adamlar yok. Bahçe duvarlarının üzerinden kabak tefekleri sallanmıyor, olgun kayısı, erik ve armutların sokaklarına döküldüğü, koyun sürülerinin tıkırdaklarıyla melodi oluşturduğu, küllüklerinde tavukların teşelendiği, adım başı oluklu pınarlar, çatısız evlerin siyeçlerinde kur yapan güvercinler, tozmasın diye ıslatılarak süpürülen, toprak kokan bakkalar, kahveler, biri gelip, biri giden at arabaları yok. Zaten Alcıyla arası da kilometrelerce uzaklaşmış. Hey gidi Esenlim hey… Senin cennet mazini şimdi çocuklarıma anlatıyorum da, inanamıyorlar. Neşeli, hoş sohbet, misafirperver, vefalı, onurlu ve delikanlı insanların nasıl başlarda taç ise, ölmüş insanlarınında mekanları cennet olsun. Bir zamanlar gençliğimizin güzelliği, ruhumuzun neşesi, hem Yozgat'ın, hem gönlümüzün incisiydin sen…