Yozgat'ta yaşıyor olmanın elbette birden fazla zorluğu olduğu kadar bedeli de mutlaka var. Bu bedeli herkes ödemeye dünden razı olmasına karşın, çaresiz kalıp, bu çaresizliğe bir çözüm bulamamak insanları daha da zora sokuyor.
Yozgat'ta herkes için yaşam giderek zorlaşıyor. Esnaf, dünden daha zor durumda. Dün siftah etmeden işyerinin kapısına kilit vururken, bugün hem siftah etmiyor hem de birikiminden bir parça işyerinin kapasını açabilmek için üzerine ekliyor.
Ticaretin yok denecek noktaya geldiği, dışardan alıp, üzerine belirli bir kar koyup, satışını yapmaya çalıştığı ürünlerin, sattıklarından elde ettiği kar, elinde kalan ürünleri yok pahasına satmak suretiyle harcayıp, gidiyor.
Yozgat'ın yaşanabilir bir kent olmasını istiyoruz. Bunun için üretebilen bir il olması gerekir. Üreten, ürettiğini işleyip pazara sunan bir toplumsal yapının oluşabilmesi için tüketenin de kedisi olmaması gerekir.
Yozgat'ta üreten ve ürettiğini işleyip pazara sunan bir toplum olmadığı gibi, sadece tüketen, tüketirken de israf eden bir yapı söz konusu. Bunun önüne geçilemediği süre içerisinde yaşanılabilir bir kent olma özelliğine sahip olamazsınız.
Yozgat'ın bunu başarabilmesi için il merkezinin gelişmesi, büyümesi, kağıt üzerinde değil, gerçek anlamda merkez olması gerekir. Eğer Yozgat bu anlamda bir yapıyı oluşturabilir, piramit modelini hayata geçirebilirse o zaman yaşanılabilir bir kent olur, burada yaşayan insanlar geçimlerini temin etmek için gurbeti mesken tutmak zorunda kalmaz.
Köylerimizde, beldelerimizde ürettiklerimizi, ilçelerimizde kuracağımız tesislerde işleyip, il merkezinde oluşturacağımız alışveriş merkezlerinde, mağazalarında ise pazara sunmak durumundayız. Bunun için il merkezinde hizmet sektörüne yönelik yatırımların yanında sosyal, kültürel faaliyetlerin yapılabileceği alanların devreye sokulmasına ihtiyaç vardır. Yani Yozgat'a dışarıdan insanı getiremezseniz, zinciri oluşturamazsınız. Bu zinciri oluşturduktan sonra, yeni pazarlara açılıp, iç piyasada arz fazlasını dışarıya göndermek suretiyle, daha fazla girdinin girmesi sağlanmış olur.
Bugün Bozok Üniversitesinde 7 bin civarında öğrenci var. Bu öğrencilerin sayısını iki, üç katına da çıkartsanız, üretip, ürettiğinizi işleyip sunamıyorsanız herhangi bir girdi sağlamanız mümkün olmaz. Belirli bir süre sonra fazla öğrencinin sırtınızda kanbur olmaya başladığını hissedersiniz. Sadece üniversite olarak bakmayın konuya. Diğer alanlar için de durum aynıdır.
Tüketen topluma, yeni tüketicileri kazandırdığınızda mevcut pastanın birden fazlaya bölünmesine vesile olursunuz. Tüketen toplum yapımızın bir an önce yıkılması hem yeraltı hem de yerüstü kaynaklar devreye sokularken, bu kaynakların işlenebilir olanlarını işlemek suretiyle, pazara sunmaktan başka çaremiz yoktur. Yozgat'ın yaşanabilir bir kent olması için il merkezinin kağıt üzerinde değil gerçek anlamda merkez olması lazım.