Türkiye Murat Çapanoğlu 3. Aşıklar Bayramının birinci günü ilk olarak Çobanoğlu'nun mezarını ziyaret ederek törenlere başlardık. Mezarı başında yapılan kısa duadan sonra proğramın yapılacağı salona geçtik. Yağmurun azizliğine uğrayan ekibimiz apar topar dönüşe geçmiş salonu çoktan doldurmuştu. Salondaki yerlerimizi alıp programı takip etmeye başladık. Önce protokol konuşması oldu; Sonra şölene geçildi...
    Üç gece üç gündüz sürecek olan yoğun bir program başlamıştı. Proğram için hazırlanan kitapçık doğrutusuna düzenli olarak Aşıklar sahneye çıkıyor; ikişerli gruplar halinde atışmalar ve doğaçlama örnekleri sunuluyorlardı. Zaman zaman salonu dolduran alkışlar bu atışmaların derecesini gösteriyordu. Bazen salona geçiyor bazen de bekleme odalarında geziniyordum. Böylelikle hem yaşanan heyacanı takip ediyor, hem de salondaki proğramı izleme imkanı buluyordum...
    Azerbaycanlı Aşıkların atışmaları çok ilgimi çekmişti. Bu atışmalar bekleme salonlarında doruklara çıkıyordu. Kimisini görüntülemeye çalışıyor, kimisiyle de sohbet ediyorduk. Güzel bir kaynaşma yaşanırken, sahneye çıkanların heyacanlarına da ortak olmaya çalışıyorduk. Yaşadığımız her anın ayrı bir zevki vardı. Bu işe gönül verenlerin, gönül dostlarımızın buluştuğu mükemmel bir proğramı tadıyla izlemenin çabasına girmiştik.
    Yozgatlı şairler ikinci günden itibaren sahneye çıkmaya başladılar. İkinci gün öğleden önce sahneye çıkan Osman Yüksel, Murat Erciyas, Mehmet Ali İlbaş, Hacı Yiğid, Hüseyin Adak gerçekten de ses getirdiler. Salon Coşmuş şairleri ayakta alkışlıyordu. Sorgunlu Ozanlardan, Er Ozan Şah Ozan ve Aşık İsmail Özbek'e alkış desteğinde bulunmak amacıyla sürekli salona girip çıkıyordum.
    Üç gün boyunca dikkatimi çeken pek çok şey vardı. Mesela onlardan biri, salon hiç boşalmadı; Sürekli dolup taştı. Bu olay halkın Aşıklara ilgisinin yoğun olduğunu gösteriyordu. Tabii ki, bu halk kültürü adına sevindirici bir gelişmeydi. İkincisi de yöre halkının tamamı ozanlara saygı gösteriyor; onları dinlemek için çaba sarfediyorlardı. Kars bölgesinden sazı ve sözüyle katılan bir çok aday vardı. Herkes Murat Çobanoğlu gibi söylemeye çalışıyordu.
    Yozgat ekibi olarak, üçüncü günde arka arkaya çıktık sahneye...
    Ben, Osman Yüksel, Salim Gülbahçe, İdris Durmuş, Murat Erciyas, Durali Doğan, Mehmet Ali İlbaş şiirlerimizi okuyarak güzel bir Yozgat havası estirdik. Çok güzel ve başarılı okuyan arkadaşlarımız oldu. Yozgat grubunu sadece biz değil, salondakiler de coşkuyla alkışladılar.
    Salonun heyacanını takip ederken, bekleme salonlarındaki atışmaları da kaçırmıyordum. Sırf ben değil, Yozgat ekibinden Osaman Yüksel ve Salim Gülbahçe de hazırladığımız kartları dağıtarak aşıklarla tanışmayı sürdürüyor, onları Yozgat'a davet; Şiir yarışmamıza katılmalarını öneriyorduk. Bekleme salondaki Azerbaycanlı Aşıkların atışmaları beni fazlasıyla duygulandırdı.
    Bu program, Üç gece, üç gündüz devam eden ve haz alarak izlediğimiz mükemmel bir organizasyondu!..
    Tüm sıkıntılarımızı unutmuş kendimizi şölenin akışına vermiştik. Akşam haberlerini dahi dinlemiyorduk ki, moralimiz bozulmasın diye... Anlatamadığımız ancak, yaşadıkça zevk aldığımız görkemli bir törenin cazibesine kapılmıştık. Halk kültürüne değer veren, halk aşıklarını seven, aşıklık geleneğinin devam etmesini isteyen herkes oradaydı ve büyük bir heyacanla bu proğramı seyrediyorlardı...
    Üç gün boyunca bu salondaki kalabalık hiç eksilmedi. Yarışmaya katılmak üzere gelenlerin yanı sıra, bu havayı doya doya yaşamak üzere gelenlerin sayısı da az değildi. Sıcak ortama rağmen oturduğu yerden kalkamayan insanları gördüm ve halk kültürünün yaşatılması adına çok duygulandım. Bir ara arkadaşlarla hem gezmek hem de Kars Kalesini görmek üzere il merkezine geçtik. Yozgat'tan giden bir grup dostumuzla önce şehir turu attık. Daha sonra Kars Kalesine doğru yürüdük; Kaleden Kars'ı kuş bakışı istemek istiyorduk...
9 Mayıs 2007 Tarihli Köşe yazımdır.