Yozgat'ta bir söz vardır, ''Yolcudur Abbas bağlasan bile durmaz'' diye. ''Ne demek istenmiştir?'' sorusunu kendime sürekli sormama karşın bir türlü bulamamışımdır.
Sahi ne demektir?..
Görmüş, geçirmiş, yaşı kemale ermiş bir hemşerimizle Cumhuriyet Parkı'ndaki ağaçların altında sohbet ederken, aklıma geldi sordum. Biraz durakladı, sonra gözlerimin içerisine derinlemesine baktı, anlatıp, anlatmamakta biraz tereddüt etti. Ardından, ''Birden fazladır anlamı ama'' diyerek, söze başlayıp, devam etti:
''Çok eskiden, ulaşım genel olarak yaya yapıldı. Yolcu, yolunun üzerindeki köylere yakın geçmeyi tercih eder, karanlığa kalması halinde bu köylerden birisine Tanrı Misafiri olurdu.''
Durdu, masanın üzerine bırakılan çayının tabağına bırakılan iki şekerden birisi içerisine atıp, diğerini dişiyle kırıp, parçasının bir bölümünü çayın içerisine bıraktı, diğer bölümünü ağızının bir köşesine diliyle yerleştirdi. ''Şekersiz bu mereti içemiyorum, yarı kırtlama oluyor böyle'' diyerek, yaptığına açıklık getirip, kaldığı yerden devam etti:
''Bir gün köyün birisine böyle bir tanrı misafiri geliyor. Hava tam kararmamış ama yolunu kaybettiği her halinden belli olan bu şahıs, yorgun, aynı zamanda da karnı aç, lokma ekmek yememiş. Sofra hazırlanmış, karnı doyurulmuş. Yolcu, ayağa kalkıp, izin isteyince, ev sahibi, 'Olmaz, geceyi de burada geçirirsin sonrasında da yoluna devam edersin' diyerek gitmesine izin vermemiş ama yolcu ısrar etmiş.''
Bir kez daha durdu, derin bir nefesin ardından, masa üzerinde duran çayını karıştırıp, bir yudum içti, hikayeye kaldığı yerden başladı:
''Yolcu ısrarlara dayanamayıp, kalmak durumunda kalmış. Sabah olup, ev sahibi misafirini uyandırmaya gittiğinde, yolcunun cansız bedeni ile karşılaşmış, üzülmüş. Durumu köyün ileri gelenlerine bildirmiş, cenaze hazırlanıp, yolcunun köyüne götürülmüş.''
Bir an durdu, altında oturduğumuz ağacın arasından güneşi süzdü, çayından bir yudum daha aldı, bardağı tabağa koyacağı sırada fikir değiştirip, bir yudum daha alıp, bardağı tabağına koduktan sonra devam etti:
''Evsahibi durumu köyün ileri gelen yaşlısına anlattığında, yaşlı adam 'Bre Ademoğlu, yolcu yolunda gerek bilmez misin!' diye çıkıştıktan sonra, 'Bıraksaydın evine, köyüne gelecekti, Abbas niyetlendiyse gitmek için, bağlasan da durduramazsın, sen de durduramamışsın' demiş. O nedenle Tanrı misafirine kalması için ısrarcı olmayacaksın, bırakacaksın yolcu yoluna gidecek.''
Hikayeye noktayı kodu. Masa üzerindeki çayını eline alıp, baktı. Yarısına kadar boş olan çayın bardağını sımsıkı avuçlarının arasında kaybetti. Sonra bardakta kalan çayı iki yudumda içtikten sonra, ''Size afiyet olsun, yolcu yolunda gerek'' diyerek, ayağa kalktı, yürüyerek uzaklaştı.