Usta oyuncunun yaşamına dair bilinmeyen birçok detaya yer verilen kitapta, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Dr. Evren Yaşar’ın kendisine yazdığı anlamlı mektup da yer aldı.
Gazeteci-yazar Bircan Usallı Silan’ın kaleme aldığı ve bir “nehir söyleşi” formatında hazırlanan eserde, Şoray, yıllardır içinde biriktirdiği duygu, düşünce ve yaşanmışlıkları tüm samimiyetiyle okurlarla paylaşıyor. Kitap, sinema dünyasının perde arkasına olduğu kadar, Türkan Şoray’ın iç dünyasına da ışık tutuyor.

Rektör Evren Yaşar’ın kitapta yer alan mektubunda ise şu ifadeler yer aldı: “Bu mektubu yazarken, sizi 3. Bozok Film Festivali'nde üniversitemizde ağırladığımız o anlamlı anları tekrar hatırlıyor ve size bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Türk sinemasının en zarif ve özel yıldızlarından biri olarak, sadece sanata olan katkılarınız değil, eğitime ve gençlere verdiğiniz değerle de önemli bir rol model olduğunuzu gösterdiniz. Festival sırasında öğrencilerimizin eski filmleriniz ve hayata dair sorularına verdiğiniz içten cevaplar, onların dünyasında derin izler bıraktı
Canlandırdığınız karakterlerle, kadınlarımızın güçlü, zarif ve çok yönlü doğasını beyaz perdeye taşıdınız. Gözlerinizdeki derinlik ve oyunculuğunuzdaki samimiyetle insanımızı o kadar gerçekçi ve etkileyici şekilde yansıttınız ki, filmleriniz sadece birer sanat eseri değil, aynı zamanda toplumumuzun aynası oldu.

Siz, mücadeleci ve dirayetli figürleriyle kadınlarımızın zorluklar karşısında dimdik durduğunu göster- diniz. Filmlerinizdeki fedakâr ve özverili anne ya da kadın karakterler, toplumumuzun aileye verdiği önemi ve kadının bu yapıdaki yerini derinlemesine hissettirdi. Aynı zamanda, masumiyet ve zarafetle işlediğiniz karakterler, sadeliği ve içtenliği yansıtarak izleyicilerin gönlünde eşsiz bir yer edindi.
Toplum baskısı altında direnen ya da gelenekle modernlik arasında sıkışan karakterleriniz ise, bizlerin. özgürlük arayışını ve bağımsızlık mücadelesini temsil etti. Selvi Boylum Al Yazmalım'daki Asya gibi; sevgi, sadakat ve fedakârlığın simgesi olan rollerinizle bir yandan toplumsal normlara ışık tuttunuz, diğer yandan hayatın evrensel duygularını bizlere dokunaklı bir şekilde anlattınız. Hem kamera önünde hem de arkasında sergilediğiniz duruşla, Türk sinemasının uluslararası bir değer haline gelmesinde oynadığınız rol paha biçilemez. Yönetmenlik kariyerinizle de cesaret ve yaratıcılıkla sanatınıza farklı bir boyut kazandırdınız.
Sayın Türkan Şoray, sinemamızın ‘Sultan’ı olarak sadece sanatınızla değil, eğitime ve gençlere olan katkılarınızla da bu topraklarda yetişen herkesin gönlünde çok özel bir yere sahipsiniz. Bizler sizinle tanışma fırsatı bulduğumuz için çok şanslıyız, verdiğiniz ilham için sonsuz teşekkür ederim.”

“KENDİMİ OLDUĞUM GİBİ AÇTIM”
Kitapta, yılların getirdiği birikimle duygularını paylaşmaya hazır hissettiğini belirten Şoray, şu sözlerle iç dünyasını açıyor:
“Benim de içimi dökmeye, duygularımı paylaşmaya, haklılığımı, haksızlığımı anlatmaya, hayatıma dokunan insanların bende bıraktığı izleri bir kez daha anımsamaya ihtiyacım vardı… Yalansız, riyasız… Belki minik tüller araya koymuş olabilirim ama gerçekten kendimi olduğu gibi açtım.”
Şoray, bu sürecin kendisine iyi geldiğini de dile getiriyor:
“Kendimi anlatmak iyi geldi. Okurlar, beni sevenler, benim sevdiklerim beni böyle tanısınlar istedim.”
“HALKIN TÜRKAN ŞORAY İMAJINA HEP SAYGI DUYDUM”
Türkan Şoray, kitapta aynı zamanda uzun yıllardır kamuoyunda oluşan imajına olan hassasiyetini de dile getiriyor. “Ben de bir insanım,” diyen sanatçı, kırgınlıklarını, küskünlüklerini saklamadan anlattığını ifade ederken şunları söylüyor:
“Hesaplı kitaplı bir söyleşi olsun istemedik. Sonuçta ben de bir insanım. Ama halkın Türkan Şoray üzerindeki imajına hep saygı duydum. Onları hayal kırıklığına uğratmamak için pek çok duygumdan ödün verdim.”
Şoray, oyunculuk yaşamı boyunca özel hayatına dair gösterdiği özeni de şöyle anlatıyor:
“Bazen saçımı öylesine toplamak, yüzüme bir tek ruj bile sürmemek istiyorum. Ama ya biri beni bu hâlimle görür ve hayal kırıklığı yaşarsa diye hep dikkatli olmak zorunda hissettim.”
“GÖNÜLLÜ ESARETTİ…”
Sanatçının kitabında dikkat çeken bölümlerden biri de, uzun yıllar birlikte olduğu Rüçhan Adlı ile ilişkisine dair yaptığı samimi açıklamalar. Şoray, bu ilişkiyi “gönüllü esaret” olarak tanımlayarak, şunları dile getiriyor:
“BUGÜN OLSA ÖZGÜRLÜĞÜM DAHA ÖNEMLİ OLURDU”
Gençlik döneminde romantik deneyimlere vakit bulamadığını ifade eden Şoray, set temposunun yoğunluğu nedeniyle mum ışığında bir yemek dahi yiyemediğini, film setleri dışında özel hayatına zaman ayıramadığını söylüyor.
“SELVİ BOYLUM”UN ASYA’SI CEMŞİT’İ SEÇERDİ
Sinemaseverlerin hafızalarında yer eden “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmine de değinen Türkan Şoray, Asya karakteriyle özdeşleşen “aşk mı, emek mi?” sorusuna kendi yanıtını veriyor:
“Tereddütsüz Cemşit’i seçerim. İlyas, aşkına sahip çıkmayan, vefasız bir karakterdi. Cemşit ise sevgiyi emekle, sabırla ören biriydi.”
Kadir İnanır ile sinemada oluşturduğu unutulmaz ikiliyi ise “hiçbir zaman kırgın olamam” sözleriyle değerlendiriyor.
“KIZIMIN YAZDIĞI NOTLAR HAYATIMIN HAZİNESİ”
Kızı Yağmur Ünal ile olan yakın ilişkisini de paylaşan Şoray, bu bağı şu sözlerle özetliyor:
“Birbirimizin günlüğü kadar yakınız. Kızımın bana yazdığı notlar hayatımın en kıymetli hazineleridir.”
Şoray, bu özel ilişkinin temelinde anlayış, açıklık ve güçlü bir duygusal bağ olduğunu vurguluyor.
“Türkan ve Hayat”, sadece bir sanatçının değil; aynı zamanda bir kadının, bir annenin, bir insanın hayatla, toplumla ve kendi iç dünyasıyla yüzleşmesini konu alan samimi bir anlatı olarak öne çıkıyor. Kitap, Şoray’ın hayranlarına bir kez daha onun içtenliğini ve zarafetini hissettiriyor.




