Araştırma, gezegenimizdeki okyanusların kökenine dair uzun süredir kabul gören teorilere ciddi bir meydan okuma niteliği taşıyor. Bugüne kadar okyanusların kaynağının gökyüzünden gelen yağmurlar veya buzlu kuyruklu yıldızların etkisiyle oluştuğu düşünülüyordu. Ancak yeni bulgular, suyun kaynağının dünyanın derinliklerinde, milyarlarca yıldır var olan bir rezerv olabileceğini gösteriyor.

Yerin Altında Gizli Okyanus Ortaya Çıktı (1)

Suyun Formu: Sıvı Değil, “Terleyen Kayalar”

Keşfedilen su, bildiğimiz deniz veya göl gibi akışkan bir halde değil. Su, parlak mavi renkli ringwoodite minerali içinde hapsolmuş durumda bulunuyor. Aşırı basınç ve sıcaklık altında su, hidroksil radikallerine dönüşerek mineralin kristal kafes yapısına yerleşiyor.

WhatsApp uygulaması sonlandırılıyor! Artık bu telefonlarda çalışmayacak!
WhatsApp uygulaması sonlandırılıyor! Artık bu telefonlarda çalışmayacak!
İçeriği Görüntüle

Bilim insanları, mantodaki kayaların kütlece yalnızca %1 oranında su içermesi durumunda bile bu rezervin, yeryüzündeki tüm okyanusların toplam hacminin üç katına denk geldiğini hesapladı.

Yerin Altında Gizli Okyanus Ortaya Çıktı (3)

Sismik Veriler Suyun Yerini Gösterdi

Araştırma ekibi, devasa su kütlesini tespit etmek için ABD genelindeki 2.000’den fazla sismometreden gelen verileri inceledi. 500’den fazla depremin oluşturduğu sismik dalgaların hızlarındaki değişimler analiz edildi. Uzmanlar, “ıslak kayaların” sismik dalgaları belirgin şekilde yavaşlattığını fark etti.

Araştırmanın başyazarı Steve Jacobsen, bu durumu kayaların adeta “terlemesi” olarak nitelendirdi. Laboratuvar ortamında sentezlenen ringwoodite mineralleri üzerinde yapılan deneyler de, sismik verilerdeki yavaşlamanın doğrudan su varlığıyla ilişkili olduğunu doğruladı.

Yerin Altında Gizli Okyanus Ortaya Çıktı (4)

Dünyamızın Su Döngüsüne Yeni Bir Bakış

Bu keşif, su döngüsünün yalnızca atmosfer ve yüzey arasında değil, dünyanın derinliklerine kadar uzanan devasa bir sistem tarafından şekillendirildiğini ortaya koyuyor. Jeologlar, mantodaki bu iç su deposunun, yeryüzündeki yaşamın devamlılığını sağlayan bir “dengeleyici” işlevi gördüğünü belirtiyor.

Araştırmacılar, eğer bu su rezervi yüzeye daha yakın olsaydı, yeryüzündeki kara ve deniz dengesi tamamen farklı olabilirdi; hatta sadece dağ zirveleri kara parçası olarak kalabilirdi. Şimdi bilim dünyası, bu derin rezervin okyanusların oluşumuna ve gezegenin su döngüsüne etkilerini daha detaylı incelemek için çalışmalarını sürdürüyor.

Kaynak: Haber Merkezi