Yenice Köylü dostumuz Necati Duyar’ın Yağ ve Yahya Baba hayranlığı bizi bu köye yönlendirmişti. Önce inceleme ve araştırma yapmak üzere gitmiş, Yenice Köylüleri dinlemiştik. Sonra yağmur duası için gittik Yenice Köye. Yenice Bulgur’un sahibi Necati Duyar kardeşimin köyüne olan hayranlığını takdir ediyor, Yahya Babaya olan saygısına da hürmet duyuyorum.
Hem Yahya Babayı ziyaret etmek, hem de Yenice Köy’deki eski camiyi gezmek amacıyla geçtiğimiz Pazar günü buraya bir piknik gezisi düzenledik. Daveti yine Necati Duyar kardeşimiz yaptı. Organizeyi de Şairler Yazarlar Derneği olarak biz üstlendik.
Bir grup arkadaşımızla birlikte İleri Gazetesi’nden Tarık Yılmaz, Hakimiyet Gazetesinden Celalettin Yünel,  TRT Yozgat Muhabiri Emre Demirel’in de katılımlarıyla üç araçlık bir ekiple Yenice Köye ulaştık.
Köy yoluyla ilgili şunu söyleyelim, İl Genel Meclisi arkadaşlarımızın kulakları çınlasın, Yenice Köy yolundan sonra Çalılı ve Yenice Köy yolu stablize yol, bolca toprak ve taş yutuyorsunuz. 8 km’lik yolun yapılmamış olması bizi fazlasıyla üzdü.
Yenice Köy’e tozlu yollardan geçip ulaştık ve Necati Duyar kardeşimizin bostanında yaptırmış olduğu pınarın yakınında bulunan kavaklık bölgede konakladık.
Halk Ozanı Derdiyar kardeşimiz sazıyla bir kavağın dibine oturup bize en güzel nameleri çalmaya başladı. Ekipte Osman abi, Yusuf Koç, Belediye Katı Atık Müdürü (kardeşim) Bekir Sargın, Necati Abinin oğlu ve babası; gazeteciler de vardı.
Ateşi yaktığımızda “Anız yakma” muhabbeti oldu. Bunun sakıncalarını tartıştık. Doğal dengeyi bozuyoruz, binlerce bitki ve böceği yakıyor kül ediyoruz dedik. Gazeteci arkadaşlarımız bunun bir anısını anlattılar ve suçsuz-günahsız bir kaplumbağayı ateşte kavrulmaktan nasıl kurtardıklarını dile getirdiler.
Piknik ateşi alevlenmiş, ekibimizde bir canlılık-hareketlilik başlamıştı. Aşık Derdiyar’ın çiğ köfte hazırlığı tüm hızıyla devam ederken bizler de çevreden odun toplamaya başladık. Çatur çutur yanan odun sesleri çevreyi sarmış, ciddi bir hazırlık başlamıştı. Mangal ve saç keyfinin ardından, Necati Duyar abinin Yahya Baba özlemini (duyarlılığını) bildiğim için haydi işi olmayanlarla Yahya Baba ziyaretine çıkalım dedim.
Dedik ama yolculuğun bir maceraya dönüşeceğini bilmiyorduk. Bir traktörle bir taksi düştük yola. Necati abi kestirme yol diye tarlaya vurunca biz de ne ciğer kaldı ne bödelek… Römork salladıkça hopluyor, içimizi dışarı çıkarıyorlardı. Hani ne derler “Güler misin ağlar mısın?”
Yahya Baba yolculuğumuz tam anlamıyla bir maceraya dönüşmüş, maalesef çıkışımız yarıda kalmış, benzin-mazot sıkıntısı başlamış, araçlarımız arıza yapmıştı.
Yağ Baba ziyaretini gerçekleştiremedik.
Bu olumsuzluklara karşı yaşadığımız güzellikle de vardı. Mangal sefamız harika olmuştu. Derdiyar kardeşimizin alın terini kattığı çiğ köfte kıvamını bulmuş, üstüne cıngıl üzümler ve bol kavun muhabbeti maceralı dönüşü mutluluğa çevrilmişti. Bir de Tarık kardeşimizin küçük oğlunun odunlu sazı, uçurtmalı eğlencesi pikniğimize renk katmıştı.
Yahya Baba ziyaretini bir başka zamana bırakıp gece karanlığında ayrıldık Yenice Köy’den. Emeği geçen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Necati Duyar kardeşimin köyüne ve Yahya Baba’ya olan hayranlığını takdirle karşıladığımı ifade ediyorum. Yüreğine sağlık, galiba “Sılayı Rahim” böyle bir sevda olsa gerekir. Böylesine güzel bir “Vatan Aşkı” alkışlanmaz mı?