12 Haziran seçimleri neticelendi. Uzun bir emek ve çabanın sonucunda “hak eden kazansın” dileklerimizle bir seçim dönemi daha sona ermiş oldu. Gönüllerimizin bir tercihi olmasına rağmen bu tercihimi açık açık yazarak diğer dostlarımızı küstürmek istemedik.
Çünkü Yozgat’ta her partide ayrı ayrı dostlarımız vardı. Dostluklarından, arkadaşlıklarından şüphe etmediğimiz arkadaşlarımızdı bunlar. Saygıya layık hizmete layık insanlar olmasından bir şüphemiz yoktu.
Bu nedenle oyumuz” şu partiye diyerek” oyumuzun rengini belli etmedik.
Daha doğrusu bu ifadeyi saygısızlık olarak kabul ettik. Siyasi partilerin içinde olmadığımıza göre oyum şu partiye ifadesini kullanıp kabalık yapmak doğru olmazdı.
Büyük Birlik’te Selahattin Şenliler gibi, MHP’de Mehmet Ali Çakır, Sadri Durmaz gibi, Ak Parti’de Bekir Bozdağ, Yusuf Başer gibi, CHP’de Ali Keven gibi, Has Parti’de Kazım Arslan gibi, Millet Partisindeki arkadaşlarımız gibi hepsi bizim dostlarımız, kardeşlerimizdi. Bunlara rağmen “benim oyum şu partiye demek” saygısızlık olmazmıydı. Bize göre kabalık ve saygısızlık olurdu. Bizde bunu yapmaktan kaçındık işte…
Sonuç Yozgat’ta ne oludu, beklendiği gibi çıktı. MHP’nin iki vekil çıkarması da umut ediliyordu. Ancak zaman sanırım kısa geldi ve hazırlıklar arayı kapatmaya yetmedi. Defalarca şunu ifade ettik. Adayların durumu oyları etkiler demiştik. Öylede oldu.
Bu sonuçla Türkiye’nin politikasında bir şeyler değişir mi? Sanmıyorum. Sonuçta istikrar kazandı diyebiliriz.
Yeni bir anayasadan söz ediyoruz, bunun partiler üstü bir uzlaşmayla yapılması zaruret arz ediyor. Hani ne derler” Asgari müştereklerde birleşip” yeni bir anayasanın gündeme taşınması şart.
Seçim öncesi ve seçimler döneminde ciddi bir sonuç çıkmış oldu. Batı ve AB şark sorunu bizim aleyhimize kullanmak istiyor. Buna müsaade edilmemeli. Türk-Kürt çekişmesine hiçbir şekilde prim verilmez, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü tartışmaya bile açılamaz.
Yani hükümetin önünde üç önemli konu duruyor. Bir ekonominin canlandırılması, işsizliğe çözüm bulunması, İki yeni bir anayasanın uzlaşma ile çıkarılması.
Üç şark meselesinin halli… PKK’nın devre dışı bırakılarak bölgenin taleplerini de dikkate alarak PKK ile Kürt sorununu ayırt edip kavganın, kargaşanın, sona erdirilmesi.
Aslında bu konu yeni hükümetin en önemli sorunu gibi görünüyor.
Kesinlikle polisimize, askerimize, kurşun sıkan, taş atan, kurumları talan eden ve devlet malına zarar veren, doğunun tüm yatırımlarını engelleyen anarşi düzenine evet diyemeyiz. Bu bahanenin ardından da fuhuşun, uyuşturucunun, ahlaksızlığın, silah ticaretinin devam ettiğini çok iyi biliyoruz. Bu iktidar ne yapmalı ne yapmalı bu oyunu bozmalı ve PKK güçlerini dağdan indirmelidir. Beklentimiz, umudumuz bu yöndedir.
Bir başka önemli konu ekonominin canlandırılarak, işsizliğe çözüm bulunması hadisesidir. Gençlerimiz delikanlılıklarını boşa harcar haldedir. Ekonomi canlandırılmalı işsizlik halledilmelidir. Halkın ekonomik durumu sürekli zayıflamakta, alım gücü azalmaktadır.
Bu konuları bir an önce masaya yatırmalı ve çözüm aranmalıdır.
Bu güzel dileklerimizle seçimin sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz. Allah bu millete zeval vermesin, bölücülere de fırsat vermesin!...
Beklide yeni politikaların ele alınmasında en önemli konulardan biri de Türk İslam dünyası ile sağlanacak birlikteliktir.
Ortadoğu kaynıyor, İslam coğrafyasında dönen dalgalar var. Ortadoğu yeniden şekillenme zorundadır. Türkiye Türk ve İslam dünyasına sahip çıkmak zorundadır. Bu ülkenin umut kaynağı olmalıdır. Dış politikamız bu dönemde çok daha ciddi konulara gebedir.
Ahmet Davutoğlu’nun yine Dış İşleri Bakanı atanması bu ülkeler için yeni bir umut olabilir diyor bu duygularla seçimlerin sonuçlarının hayırlara vesile olmasını niyaz ediyoruz.