Yöneticiler fakire balık tutmayı öğrettiğini ısrarla iddia etse de insanların yardım alma konusunda giderek yüzsüzleşmesi bu söylemi çok da geçerli kılmıyor.
Bu gün Yozgat’ta 4 kişiden 3’ü yeşil kartlı.
İnsanlar yeşil kartlı olmayı bir ayrıcalık olarak görüyor.
Yeşil kartlı olana her yerde yardım var.
Bir de kırmızı kart çıkmış.
Fakirin bir alt kademesiymiş, o karta sahip olandaki fiyakayı görmeyin gitsin.
Sanırsınız devlet amiri olmuş.
Zihniyet giderek bu hale dönüyor.
Dün bir muhtar tanıdığımla, büyüğümle sohbetimiz oldu.
Yozgat’taki yardımlardan konuştuk, hasbihal ettik insanların yardıma olan tutkusu üzerine.
Aslında sohbetin konusu siyaset üzerineydi ama seçmen kartını almak için gelen mahalle sakini kulağına ‘Bizim yardımları unutma aman muhtarım, canını yerim’ deyince sohbetin seyri değişti.
Muhtar, “Bu adama iş versen çalışmaz vallaha” diye hayıflandı.
Adama yardım dağıtıyorsun, akşama kadar kahvede kağıt oynuyor sonra da ayağıma kadar getir diyor, böyle bir mantık dünyanın neresinde var diyerek gelişi güzel dağıtılan yardımlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Memleketin ahalisi çalışır mı bu şartlar altında.
Yeşil kartın sosyal güvencesi var, başı sıkışında çal Vali’nin kapısını,
Daha olmadı Sosyal Yardımlaşma, o da olmadı hayırseverin kapısına…
Eli ayağı tutmasa, muhtaç düşse, hakikaten ihtiyaç sahibi olsa amenna.
Ama eşek kadar adam olmuş, sıksa taşı un eder ama kahvehane muhabbeti daha hoş geliyor beyzadeye.
Benim Yozgat’ımda insanlar yardıma kilitlenmişler bir kere.
İş beğenmemek var,
Yeşil karta sırtını yaslayıp, yardım havarisi olmak da var.
Ama bir de alınan yardımları satanlar var satanlar.
Bu iddia karşısında küçük dilinizi mi yutarsınız, yoksa yatağınızdan kalkıp yardımların dağıtıldığı adreslere mi bakarsınız siz bilirsiniz?
Adamlar işi ilerletmiş, devletten bedava alıyor üç kuruş aşağıya satıyor.
Devletin bedava kömürünü satıyor,
Belediye aşevinden aldığı ekmeği satıyor.
Kaç ekmek almış 6 ekmek.
3’ü bir komşuya, 2’si bir komşuya, 1’i başka komşuya. Kaç lira ekmek 600 lira. Adam satıyor 400’e.
Taş attı kolumu mu yoruldu, devletim var olsun.
Kömürü adam eve gelmeden satıyor.
Yahu makarnayı bakkala verip yerine sigara alan var.
Bu nasıl bir zihniyet anlam veremedim.
İnsanın sütüne vicdanına ama yardım yüzsüzlüğünün haddi, hududu kalmamış ki, kimin vicdanına sütüne.
Başbakan valiye emrediyor gideceksin benim fakirime yardımı kendi elinle götüreceksin,
Sonra vali muhtara, imama, müdüre, amire emrediyor, fakiri bulacaksın yardımı önüne sereceksin.
Ser serde kimin önüne?
Adam yardımları satıyor, satıp para kazanıyor.
Gerçek fakir de ayıp olacak diye başını evinden çıkaramıyor.
Ver parayı yüzsüze, ver yardımı yüzsüze.
Yardımı satan adamı bende tanıyorum, dağıtan da tanıyor, dağıttıran da.
Ama ne hikmetse kimseler görmüyor!
SİYASET RÜZGARI
Soysal ve Başer’in heyecanı!
Dr. Ertuğrul Soysal ve Avukat Yusuf Başer, Ak Parti’nin çiçeği burnunda milletvekili adayları.Soysal ve Başer’in heyecanı!
Onlar için bu gün hayal kurma, o hayal ve hedefe doğru çalışma zamanı.
Bekir Bozdağ ve Abdulkadir Akgül tecrübeliler seçim konusunda.
Ama Soysal ve Başer’in durumu biraz farklı.
Onların heyecanı bakınca görülüyor.
Heyecanla ve istekle koşuyorlar seçim kulvarında.
Emeklerini harcıyorlar bir şekilde.
Nasıl olsa seçilirim havası var mı? Yok gibi…
Varsa dahi ben heyecandandır diye düşünüyorum.
Onlara bakınca vekil olma heyecanını görüyorum, o heyecanın hizmete dönüşmesini bu günden temenni ediyorum.
POLİTİKA BUDUR...
Bir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete gitmiş demiş ki: "seninOğlana bir eş bulalım, zamanı geldi artık."
Adam: "ben hayatımda oğlumun işine karışmadım." demiş.
Bürokrat: " ama demiş bu kız Rahmi Koç'un kızı" deyince
Adam: "a aaa ..tamam o zaman" demiş ve durumu kabul etmiş"
Sonra bizim bürokrat Rahmi Koç'un evine gitmiş: " kızınız için harika bir koca adayı buldum" demiş.
Rahmi Koç şaşırarak: " ama benim kızım daha çok küçük" diye itiraz etmiş.
Bürokrat: " ama bu genç adam DÜNYA BANKASI'nda başkan yardımcısı" deyince. kızın babası: " a aaa... tamam o zaman" diyerek duruma hemen razı oluvermiş.
Sonunda bizim bürokrat DÜNYA BANKASI başkanını ziyarete gitmiş ve demiş ki: "başkanım, size harika bir başkan yardımcısı adayı buldum"
Başkan: " iyi ama benim zaten ihtiyacımdan fazla yardımcım var" deyince
Bürokrat: ama bu Rahmi Koç'un damadı" demiş.
Başkan da " a aaaa...tamam o zaman" demiş.
İşte politika budur...