Güzel şehrimin güzel insanları,
Her biri ayrı bir renk, ayrı bir hava, ayrı birer rüzgar.
Kaptırmışız kendimizi inandığımız kendi doğrularımız istikametine doğru koptura koptura gidiyoruz. Kimileri iş olsun diye saçma kampanyalarla boş işler peşinde koşuyor, kimi atı alanlarsa Üsküdar’ı geçiyor.
O zaman ne diyoruz, ”Ah bu şarkıların gözü kör olsun…” Geçmişi hatırlatıyor bu şarkılar bize. Geleceğimizi düşünmemizi engelliyor hatta. Kafamızı beynimizi geçmişe sarıyor, gelecekle ilgili düşünemiyoruz bile…
Geçmişte tutuyor düşüncelerimizi, geçmişi tekrar kazanmayı hesaplattırıyor. Gelecekle alakasını kurmadan dahi… Elimizde ne var, neyin kıymetini bilmeliyiz diye düşündürmüyor, tabiri caizse “İlle de odunumun parası” dedirtiyor. Kimseyi anlamadan, dinlemeden, insanı ortamlarda tek başına bıraktırıyor bu geçmişi yaşamak ve o hayal içerisinden kurtulamamak. O zaman bir daha söyleyelim,” Ahh bu şarkıların gözü kör olsun…”
Yozgat’ım büyüyecek, daha modern bir hale gelecek, bunun için sanayisi, ticareti gelişecek yani ekonomide de büyüme olacak. Müstakil üniversitesi bile var yani. Bazılarının gözüne küçük gelse de bana göre kocaman bir üniversitemiz var. Belki eksikliklerimiz vardır ama eminim ki bu dönemde tamamlanacaktır birçoğu. Tamer Hocam bu işi çözecek ona güveniyorum. Bozok üniversitesinin Yozgat’ın üniversitesi olduğuna inandığını biliyorum. Üniversite büyürse ve gelişirse bunun şehre yansıyacağını bildiğini biliyorum.
Askeri bir alayla üniversitenin denk tutulamayacağını bildiğini biliyorum. Hayalperest olmadığını biliyorum. Yani yine diyorum bu dönemin farklı olacağına inanıyorum.
Belki birilerinin aklına gelmemiştir de benim aklıma gelen şeyler var onları paylaşmak istiyorum. Eskiden küçük bir Yozgat’ımız varmış. Çapanoğlu’nun Yozgat’ı… O Çapanoğlu Yozgat’ın da bir süre sonra bir askeri alay kurulmuş. Şimdilerde halkın ağzında dolanan ve tekrar gelmesi hayal edilen acemi birliği yani.1974’te bir rivayete göre davullarla zurnalarla uğurlanan ya da başka bir rivayete göre Sivas caddesinde trafik kazasında ölen (şehit olan) askerlerden dolayı, daha da başka bir rivayete göre Yozgat şartlarının acemi alayına uygun olmadığıymış. Bunun ardından dönemin Belediye Başkanı Cevdet Dündar ve şehrin ileri gelenleri tekrar istese de bir sonuca ulaşılamadığı biliniyor. Buraya kadar olan kısmı unutmayalım şimdi…
Bir insan yemek bolluğunda da olsa ne kadar yemek yiyebilir? Tabi ki midesinin kapasitesi kadar. Yozgat’a ne kadar yatırım istersen iste Yozgat kapasitesi kadarını kaldırabilir. Üniversite için yapılmayan kalmadı, yalvarıldı, yakarıldı ve çok şükür sahip olduk üniversitemize. Öyle ki üniversite bir duvar örgüsüyle çevrilip bırakılacak büyüklükte bir iş değil. Büyüdükçe büyüyor, geliştikçe gelişiyor. Önünde durulmuyor. Yatırımlar bu yönde, nüfus bu yönde gelişiyor. Öğrenci sayısı her yıl daha da fazla artıyor. Üniversite öğrencisinin şehre faydasını bir ara uzun uzun anlatırım, çünkü anlatmakla bitecek gibi değil. Fabrikamız yok diyor ağım ağım ağlıyoruz. İş sahası yok diyor ağım ağım ağlıyoruz ama hala angarya muhabbetlerle kafa ütüleniyor. Biz diyoruz iş, istihdam, paşa dayım diyor alay gelsin sorunlar çözülsün. Bir adet geçelim bu olayı lütfen bunlar boş muhabbet.
Unutmayalım dediğim bölüme tekrar dönüyor ve söylüyorum geçmişe mazi derler biz geleceğe bakalım, “Yapma(cık) olmayalım ve yine o şarkıyı söyleyelim “Ah bu şarkıların gözü kör olsun…”