Kepeğim tükenip mühlet bitince,
Ömrüm ecel şerbetini içince,
İmam salâ verip kefin biçince,
Ya Rasulüm Ümmetine yardım et
Tövbe edip tutamayıp bozunca,
Faniya aldanıp yoldan azınca,
Ahbaplarda mezarımız kazınca,
Ya Rasulüm Ümmetine yardım et
Salacamız teneşire konunca,
Kabristanın kucağına varınca,
“Münker, Nekir” hesabımız sorunca,
Ya Rasulüm Ümmetine yardım et
İbadeti eksik , yanlış kılınca,
İnsanız beşeriz nefse uyunca,
Sırat köprüsünde müşgül kalınca,
Ya Rasulüm Ümmetine yardım et
Şeytan aklımızı çeldiği zaman,
Ruhumuzu bizden çaldığı zaman,
“Zebani” içeri aldığı zaman,
Ya Rasulüm Ümmetine yardım et
“Dileğim” ebedi ölüm sonrası,
İnanana Cennet olsun orası,
Cümlemize GÜLBAHÇE’nin duâsı,
Ya Rasulüm Ümmetine yardım et
Ümmetini “ Şefaâtına “ nâil et
Salim Gülbahçe/ Yozgat
ÜŞÜYOR MUSUN KOCA REİS!...
Hay da bre Koca Reis;
Ses ver; kar mı kesti yollarını?
Yürekler yanıyor, kanımız donuyor
Bir gül; kar mı bastı dağlarını?!
………..Üşüyor musun?!
Ya ben, neden yanıyorum?!
Bu ne yaman tezat böyle?
Donuyor dünya; yanıyoruz:
Böyle mi yağar kar, yücelere?
Böyle mi düşer yiğit, yükseklere?!
………..Üşüyor musun?!
Ya ben, neden yanıyorum?!
Kar nereye, kor nereye…
Kar mı kesti yollarını, balam?!
Kar mı yakan ellerimi…
Alev alev yürekler saran?
…………Üşüyor musun?!
Ya biz, neden yanıyoruz?!
Sevdan; yüce dağlara düştü.
Sevdamız, gözyaşı oldu taştı
Kar mı kesti yollarını, a can
Canın mı yandı ey güzel insan?
…………Üşüyor musun?!
Ya biz, neden yanıyoruz?!
Yolun mu şaştı, bahtın mı?
Demiyorum…
Biliyorum,
Biliyorum:
Bir güzel insan bahtını aştı
Bir güzel insan Hakk’a ulaştı!
……………Üşüyor musun,
…….Üşüyor musun, balam
……………Üşüyor musun?
Ya ben, neden yanıyorum?!
Ya biz, neden yanıyoruz?!
Muttalip TAŞ - Gaflet
i
MUHSİN YAZICIOĞLUNA AĞIT
Ecel çekti bizi karlı dağlara
Gitmiyor kervanım kışa dayandı
Nasıl düştüm tuzaklara ağlara
Bağlandı yollarım taşa dayandı
Yazıcı oğluydum yazamaz oldum
Bu nasıl muamma çözemez oldum
Taktir böyle imiş bozamaz oldum
Kazalar belalar başa dayandı
Düştüğümüz yeri bilen olmadı
Bizi kurtarmaya gelen olmadı
Kar altında kaldım bulan olmadı
Islandı vücudum yaşa dayandı
Viran oldu benim gönül bağlarım
Dolaşmıyor kanım dondu yağlarım
Acı tatlı geçirdiğim çağlarım
Hepsi hayal oldu boşa dayandı
Ansızın geceye döndü gündüzüm
Çöktü tipi boran görmedi gözüm
Buz tuttu bedenim soldu gül yüzüm
Uyanmaz uykuya düşe dayandı
Ölüm uykusundan kimler uyanır
Eşim dostum kara yasa boyanır
Anam bu acıya nasıl dayanır
Onun yaşı seksen beşe dayandı
Yaşım elli beşte nihayet buldu
Ömrüm bu dünyada çileyle doldu
Servetim sermayem dürüstlük oldu
Helal ekmek helal aşa dayandı
Zamani bu kadar uzatma sözü
Duyan ahbapların dayanmaz özü
Milletin bağrına bıraktın közü
Gözyaşı kirpiğe kaşa dayandı
M.Ali İlbaş (zamani)/Sorgun