594 yılı civarında Yemen’in Karen bölgesinde doğduğu tahmin edilen Karani, 657 yılında hayatını kaybetmiştir. Asıl adı Ebû Amr Üveys bin Âmir el-Karanî olan Veysel Karani, İslam peygamberi Muhammed döneminde yaşamış ancak kendisini fiziksel olarak görme imkânı bulamamıştır.
Tarihi kaynaklarda yer alan rivayetlere göre Veysel Karani, Peygamber Muhammed’i görmek amacıyla Medine’ye gitmiş, ancak çeşitli sebeplerle onunla karşılaşamadan Yemen’e geri dönmek zorunda kalmıştır. Bu olay üzerine Peygamber’in, ona hırkasını hediye ettiği ve bu emanetin İslam tarihinde sembolik bir değer taşıdığı aktarılmaktadır.
İslam tarihinde sahabe ile tabiin arasında yer alan önemli isimlerden biri olarak kabul edilen Veysel Karani, özellikle sadakati, annesine olan bağlılığı ve manevi yaşamıyla öne çıkmıştır. Hayatının büyük bölümünü Yemen’de geçiren Karani’nin, daha sonra Kûfe’ye gittiği ve burada Ali ile tanıştığı bilinmektedir. Rivayetlere göre Sıffin Savaşı sırasında Hz. Ali’nin safında yer almış ve 657 yılında savaş esnasında hayatını kaybetmiştir.

Veysel Karani’nin vefatının ardından, naaşını almak isteyen farklı kabilelerin onun kabri üzerinde hak iddia ettikleri ve bu süreçte keramet gösterdiğine inanılan rivayetlerin ortaya çıktığı anlatılmaktadır. Bu nedenle farklı bölgelerde ona atfedilen türbeler bulunmaktadır. Yemen ve Suriye’de türbelerinin yanı sıra Türkiye’de de Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Veysel Karani beldesinde ziyaret edilen bir türbesi yer almaktadır. Ayrıca Bursa Osmangazi’de sembolik olarak inşa edilmiş bir Veysel Karani türbesi ve camisi de bulunmaktadır.
Öte yandan, 2014 yılında Suriye’de bulunan türbesinin IŞİD tarafından tahrip edilmesi, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve tarihi mirasın korunmasına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Veysel Karani, günümüzde hem tasavvufi düşüncede hem de halk kültüründe manevi kişiliğiyle anılmaya devam etmektedir.





