Her yarışmanın amacı, adaylar arasında en güzeli, en güçlüyü, zekiyi, kabiliyetliyi, yani kısacası diğer rakiplerini geride bırakabilecek olanı seçmektir.
Televizyonlarda düzenlenen kelime yarışmalarının, survivorların, yemek yarışmalarının, güzellik yarışmalarında iddia sahiplerinin iddialarını ispatlayacakları ortamı sağlayarak gerek halkın gerek ise jürilerin oyları ile belirlemek ve ödül vermek, temel amaçtır.
İş o kadar ileriye vardı ki, hemen her konuda doğduğumuz andan ölene kadar bir takım yarışlar içerisine giriyoruz…
Yaşamak için vücudumuzdaki faydalılar ile zararlıların mücadelesi ile başlayan süreç hemen her hafta sonu girilen üniversite, lise, iş, dil sınavlarına, eş, iş, aş seçimine kadar devam edip duruyor.
Bugünlerde ise her başarılı iş adamının, bürokratın, öğretim üyesinin, mevcut vekillerin, bakanların rüyası, kendisini 550 kişilik vekil arasında görebilmek… Önce aday adayı oluyorlar ki bu durum 15 Nisan’ da sona erecek ve önce genel merkezlerinin teveccühü ile adaylığı, ardından da halkın desteği ile vekilliğe kadar sürecek 4 yıllık “Lale Devrini” yaşamalarına, bir dediklerinin iki olmayacağı kişiler haline gelmelerine neden olacak…
Bu denli heyecanlanmalarının, vekillik olsun o olmasa da en azından bir arpalık yani bürokraside yükselmek, yönetim kurulu üyeliği kapma sevdasının ödüllerine bir göz atalım:
Öncelikle dokunulmazlığa sahip oluyorsunuz ki, bu, para, ün, şan, şöhret ile elde edilebilecek bir hak değildir.
Ardından hasbel kader bakan ya da herhangi bir komisyonun başkanı oldu iseniz bu kez de korumalar, eskortlar, özel uçaklar, makam araçları ile yine uğruna milyonlarca para dökseniz bile elde edemeyeceğiniz ayrıcalıklar ile karşı karşıyasınız demektir.
Elde edeceğiniz maaş ve yan gelirlerden ise söz atmaya bile gerek yok sanırım…
Vekil olduğunuz anda elde edeceğiniz “Bir bilen”, “Beyefendi” sıfatını ise asla anlayabileceğimi sanmıyorum…
Nasıl olur ki, bir insan 12 Haziran günü, avukat, doktor, mali müşavir, mühendis, bürokrat olarak girdiği seçimlerden 13 Haziran da vekil unvanını da alınca dünya ve ülkemizde her olan biten hakkında ahkâm kesecek bir hale gelir?
İşte tüm bu nedenlerden dolayı “Kendileri için en ufak bir talepleri var ise namerd” olan aday adaylarının kesinleşmesinden sonra sık sık konuşacak, yazacak zamanımız olacaktır sanırım…
Tüm bu avantajları olmasa 550 kişilik “Seçilmişler” sıfatını kazanabilmek için 20 bin kişinin katıldığı bir seçme sınavına neden kalkışır ki insan?