Köy odaları…
Muhabbetin, samimiyetin ve meşveretin zirve yaptığı mekanlardır.
Orta Asya’da yapılan kurultayların Anadolu’da sürdürüldüğü yerlerdir.
Eğlencelere, yaslara, toplantılara ve tüm misafirliklere ev sahipliği yapar.
Halk Edebiyatı’nın ortaya çıktığı, şekillendiği ve hüviyet kazandığı yerdir.
Köy odalarıyla ilgili bu kadar bilgi yeterli sanırım. Biz mevzuya girelim.
Hafta sonu bir köy odasının konuğu oldum. Nişan töreni için bir araya gelen erkekler köy odasında toplandı.
Köylü vatandaşların ilk konuşacağı konu tarla, gübre, ekin, harman gibi konulardır.
Onu tamamladık ve tabi ki siyasete girdik. Bana malzeme çıktığı için dinleyici konumundaydım hep.
Vatandaşlar bir vekilden fena dert yandı.
Ukala diyende oldu, kendini bir şey belliyor diyende…
Mevzuyu biraz daha deşen, detaylı bilgi aktaranlar çıktı. 
Vekili eleştirmeleri ne hizmet etmediğinden, ne memlekete ilgisizliğindendi, eleştiri hâl ve hareketlerindendi.
7 Haziran seçimleri öncesi köylerine gelmiş, ziyaret etmiş ve köylü vatandaşların iddiasına göre tehdit etmiş gitmişti.
Nasıl mı ?...
“Oy vereceksiniz başka çareniz yok ki” demiş mesela…
Başa kakma yapmış, "Biz olmasaydık haliniz dumandı” demeye getirmiş.
Sandık sonuçlarına göre konuşmuş ve “Aranızda hâlâ MHP’ye oy verenler var”(Köyde AK Parti ve MHP dışında bir partiye oy çıkmamış) demiş.
Bir nevi denetlemeden geçmiş köylüler, yani kendilerini öyle hissetmişler.
Aralarında bu ziyareti ve polemiği espriye vuranda var, anlatılanların ve milletvekilinin olumsuz tavrının abartıldığını dile getirenlerde var, milletvekiline küfredenlerde.
Erken seçim için sıralama yapanları ayrı bir yazıda dile getirmek isterim.
Zira aralarında aldığı duyuma göre liste yapanlarda var, üstü çizilen isimleri şimdiden duyuranda.
Köylü vatandaşların düşünceleri, ortaya attığı bu tür tez, şikayet veya tespit bana göre çok önemli.
Yozgat’ta ki seçim sonuçlarını doğrudan etkileyen faktör.
Bahsi geçen köylüler beyanlarında ne kadar haklı ve doğrular bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, mesleğimi bilmeyen ve beni öğrenci zanneden, hiç birisi akrabam olmayan o kadar köylü vatandaşın, geleneksel oda kültürü içerisinde samimi ve içten bir muhabbet ettiği ve söz konusu diyalogları kendi köy sınırları ve dünyaları içinde yaptıklarıdır.
Köylerine çobanlar vasıtasıyla diğer köyden gelen bilgilere göre söz konusu vekil, kendi köylerine komşu olan alevi köyüne daha sert bir dalış yapmış o dönem.
Öyle ki yine beyana göre, alevi köyünün muhtarı biraz daha tehdit almış üstü kapalı.
Bunun esprisini yapan bir köylü tehdidin anlamsızlığını dile getiriyor gülerek ve ekliyor:
“Muhtarı tehdit etmesine gerek yok ki iki sınır köyün kanalizasyonu yapıldı, orayı bilerek atladılar. Muhtar daha kanalizasyon yaptıramadı…”
Durum bu.
Bu beyanlar ne bir gazete röportajı, ne de bir siyasi toplantı.
Muhabbet bir köy odasında çay yudumlayan köylü vatandaşın sohbeti.
Önümüzde seçim var.
Bu yazı önümüzdeki seçimde Yozgat’ı temsile talip olanlara bir dikkat çekme olsun.
Bu yörenin insanı sizin attığınız adımda, aldığınız nefeste neyi söylediğinizi, neyi vurguladığınızı anlar ve çözer.
Yani; leb demeden leblebiyi anlar.
Kimse kendini sandığa gidecek o iyi yürekli insanlardan üstün görmesin.
İsmimi merak ediyorsunuz ?
İsim önemli değil, oraya takılmayın.
Vatandaş ne düşünüyor, ne söylüyor onu bilin yeter.
Selametle.